bi ile cümle
bi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Her birey 1.000 dolar ödedi.Each individual paid 1,000 dollars.
Giriş ücreti bir kişi için 10 dolardır.The admission is ten dollars a person.
Bir öğün yemek atlamak size zarar vermez.It won't hurt you to skip one meal.
Bizimle gelemediğin için üzgünüm.I'm sorry for your not having come with us.
Birlikte çalışarak, bütün evi çabucak temizlediler.Working together, they cleaned the entire house in no time.
Ben sizinle birlikte çalışabilirmiyim?May I run with you?
Birlikte dışarıda akşam yemeği yemeye ne diyorsun?What do you say to dining out together?
Birlikte öğle yemeği yemek ister misin?Would you like to have lunch together?
Benimle birlikte dışarıda yemeğe ne dersin?How about eating out with me?
Birlikte gelmek ister misin?Do you want to come along?
Elimizden gelenin en iyisini yapmak için birlikte çalışalım.Let's work together to do our best.
Birlikte bazı İngilizce şarkıları söyleyelim.Let's sing some English songs together.
Yüzme için bize katılacak mısın?Will you join us for a swim?
Bizimle yüzmeye gitmek ister misin?Would you like to go swimming with us?
Benimle birlikte bir film izlemeye gitmek ister misin?Would you like to go see a movie with me?
Ona bir kez söyledim ve her şeye rağmen onunla sinemaya gitmedim.She told him once and for all that she would not go to the movie with him.
Neden bir fincan kahve ve bir sohbet için içeri girmiyorsun?Why don't you come in for a cup of coffee and a chat?
Seninle birlikte gidebilir miyim?Shall I go together with you?
Bir anlık tereddüt, bir pilotun hayatına mal olabilir.A moment's hesitation may cost a pilot his life.
Bir haftadır hastanedeydim.I was in the hospital for a week.
Biz bir hafta kalmayı planlıyoruz.We plan to stay a week.
Bir hafta içinde sana CD'yi geri vereceğim.I will give you back the CD in a week.
Evde bir hafta kaldım.I stayed home for a week.
Bir hafta boyunca yağmur yağmaya devam etti.It kept raining for a week.
Bir hafta içerisinde teslim edebiliriz.We are able to deliver within a week.
Bir hafta içinde teslim edebiliriz.We are able to deliver within a week.
Bir hafta içinde işi bitireceğim.I'll finish the work in a week or less.
Bir hafta için yemeksiz gittim.I went without food for a week.
Bir haftada yedi gün vardır.There are seven days in a week.
O bir hafta izin aldı.He took a week off.
Bir haftada beş İngilizce dersimiz var.We have five English classes a week.
Bir haftadır grip yüzünden yataktayım.I've been laid up with flu for the last week.
Bu geçici bir durumdur.It's a temporary condition.
Bir saat bekledim fakat o görünmedi.I waited for an hour, but he didn't appear.
Bir buçuk saattir bekliyorum.I've been waiting for one and a half-hours.
Ben bir saat önce onunla karşılaştım.I met her an hour ago.
Bir saat önce kar yağışı durdu.It stopped snowing an hour ago.
Bir saatlik yol bizi havaalanına getirdi.An hour's drive brought us to the airport.
Bir saatten fazla bir süredir seni bekliyorum.I've been waiting for you for over an hour.
Bir saat içinde geri döneceğim.I'll be back within an hour.
Bire karşı on bir saate kadar hava açılacak.Ten to one it'll clear up in an hour or so.
Bana bisikletini bir saatliğine ödünç verir misin?Will you lend me your bicycle for an hour?
Bir saat içinde listeyi çıkarabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can make out the list in an hour?
Lütfen benim için resepsiyonda yaklaşık bir saat bakar mısın?Please cover for me at the reception desk for about one hour.
Ben bir kitap için 40 doları göze alamam!I can't afford $40 for one book!
Önceki gün orada bıraktılar.They left there the day before yesterday.
Evvelsi gün biz Osaka'ya vardık.The day before yesterday we arrived at Osaka.
Bir milletin para ve mali politikalarının yeterli karışımına sahip olması önemlidirIt is important for a nation to have an adequate mix of monetary and fiscal policies.
Parti o geldikten kısa bir süre sonra başladı.The party started soon after his arrival.
Partinin lideri ünlü bir bilim adamıdır.The leader of the party is a famous scientist.
Ben bir ısırık alabilir miyim?Can I have a bite?
Sadece biraz ısıracağım.I will bite just a little bit.
Sana bir parça tavsiye vereyim.Let me give you a piece of advice.
Her şey hakkında söyleyecek bir şeyin var, değil mi?You have something to say about everything, don't you?
O bir kelime söylemedi.He didn't say a word.
Ocak yılın birinci ayıdır.January is the first month of the year.
Ocak ayında bir sınava giriyorum.I'm taking an exam in January.
Lütfen bir şarkı söyle.Please sing a song.
Ben bir şarkı söylemek istiyorum.I want to sing a song.
Bir kez bir dersi atladığınızda, sınıf arkadaşlarınıza yetişmek zor.Once you skip a lesson, it's hard to catch up with your classmates.