Ana içeriğe geç
Sözlük

beze ile cümle

beze kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ana kapının kenarları epigrafi süslemelerle bezenmiştir.The edges of the main portal are overworked with epigraphy ornaments.
Her iki taraf da sivri kemerlerle bezenmiş bir giriş kapısına sahiptir.Each side has an entrance portal adorned with pointed arches.
Çohanın ön tarafı süslemelerle bezenmiş, bele uzanan yan kesimlerde ise yırtmaçlar vardır.The front side of the chokha has rich decorations and slits on the sides, which extend to the waist.
Bezelye püresi ile servis edilmiş fish and chipsPlated fish and chips served with mushy peas
C. rhomboideum'un olgun meyveleri bezelye şeklinde ve büyüklüğündedir.It is best identified by its rhomboidal to elliptically-shaped leaves.
Kkanpung saeu tatlı sos, bezelye, havuç, yeşil soğan ve kırmızı biber ile servis edilir.Kkanpung saeu is served with a sweet sauce, peas, carrots, green onions and red chilli peppers.
Gri bezelye, büyük gri bezelyeden yapılan bir Letonya atıştırmalığıdır.Grey peas is a Latvian snack made from large grey peas.
Khoresh e qeyme : Bölünmüş bezelye, patates kızartması ve kuru kireç ile güveç.Khoresh e qeyme: Stew with split peas, French fries, and dried lime.
En yaygın sebzeler şalgam, domates, turp, soğan, bezelye, kırmızı biber ve salatalıktır.The most common vegetables are turnips, tomatoes, radishes, onions, peas, red peppers and cucumbers.
Cesedi bir beze sardı ve bagaja koydu.He wrapped the body in a cloth and put it in the trunk.
Bezeklik duvar resimlerinde Uygur PrensleriUyghur Princes from the Bezeklik murals
Baklagiller kuru bezelye, bakla, nohut, mercimek ve acı bakla ile sınırlıydı.Legumes were limited to dried peas, fava beans (broad beans), chickpeas, lentils, and Lupines.
Bu seramik kapların bezemelerinde mat kırmızı ve siyah boya kullanılmıştır.The decoration of these ceramic vessels consists of a dull red and black paint.
Tarih öncesi Oinokhoeler ilk başta el yapımı, cilasız ve bezemesizdi.Prehistoric oenochoae were at first hand-made, unpolished, and undecorated.
4. yüzyıldan itibaren uygulamalı bezeme yaygınlaşır.In the 4th century applied decoration becomes common.
Düşünceleri ve çalışmalarıyla bezediği 150'den fazla deftere sahiptir. [1]She produced more than 150 notebooks with her thoughts and studies.[17]
Her iki tip de neredeyse her zaman bezemesizdi.Both types were almost always undecorated.
Desen, o döneme ait bazı seramik kapların üzerindeki bezemelere benzemektedir.[1]The pattern resembles the decorations on some ceramic vessels from that period.
İç mekan, bir dizi melek gibi değerli dini resimlerle ve ahşaptan yapılmış çalışmalarla bezenmiştir.The interior guards valuable religious paintings such as a series of angels, and works done in wood.
O bezelyeler serpiştirmiş.Sie streute Erbsen.
Özellikle erkekleri güçlü kokan anal-bezelere sahiptir.Besonders die Männchen verfügen über stark riechende Analdrüsen.
Gövde üzeri, içleri beş kollu yıldızlarla doldurulmuş baklava dilimli kabartmalarla bezenmiştir.Das rückwärtige Bogenfeld (Lünette) ist mit strengen fünfzackigen Sternen ausgefüllt.
Öyle ki her evin önü mutlaka güllerle bezelidir.Jedes Teilstück muss einen Spross mit Wurzeln besitzen.
Burada birçok süslü niş ile bezenmiş ve değişik yükseklikte büyük taş duvarlar vardır.Um ihn herum liegen zahlreiche weitere Steine verschiedener Größe.
Setenay-guaşe taşı bir beze sarıp evine götürür ve fırına koyar.Ausgekühlt setzen sie eine Knoblauchzehe obendrauf und nehmen ihn mit nach Hause.
Kubbe içerisinde ise yıldızlı bir bezeme görülmektedir.Im Innenraum ist ein Sternrippengewölbe zu sehen.
Çiçek ve yaprakların saplarında yağ bezeleri bulunur.Auf den Blütenständen oder Blüten sind Drüsenhaare vorhanden.
Ekmek tahtasında açılan bezeler, sacta kızartılır (pişirilir).Die gebratenen Äpfel wurden ins Bier gegeben und zerdrückt (zerquetscht).
Lilli Vincenz, açılmış ve güleryüzlü bir şekilde The Ladder'ın kapağını bezedi.Lilli Vincenz, ouverte et souriante, ornait la couverture de The Ladder.
The Star-Spangled Banner (Türkçe: Yıldız-Bezeli Sancak), Amerika Birleşik Devletleri'nin ulusal marşıdır.The Star-Spangled Banner (La Bannière étoilée) est l’hymne national des États-Unis.
Yemeklik baklagiller de (bakla, mercimek, bezelye, nohut) nişasta bakımından zengindir.Un polyèdre noble (en) est à la fois isoédrique (en) (faces égales) et isogonal (de coins égaux).
Bir beze sarılarak gömülür.Coupe de ciste enterrée.
Öyle ki her evin önü mutlaka güllerle bezelidir.Chaque famille a son rouet.
Bezelye de tıpkı diğer baklagillerde olduğu gibi insan gıdası olarak kullanılır.Cet ordonnancement est valable pour l'homme comme pour d'autres vertébrés.
Çok güzel çiçeklerle bezenmiş olan harika bir bahçe.C’est une espèce qui fleurit avec de très belles fleurs mauves.
İlk yerleşim yerleri ise Bezekê mezrasıdır.Le lieu de l’emplacement originel est toujours douteux.
Bugün bilindiği gibi limon beze pasta, 19. yüzyılın bir ürünüdür.El pastel de limón con merengue, tal y como se conoce hoy en día, es un producto del siglo XIX.
Bulunan eserlerin tasarımı ve bezemesi Vietnam ve Kamboçya eserleriyle benzerlik taşımaktadır.El diseño y la decoración de los artefactos tiene similitudes con artefactos antiguos de Vietnam y Camboya.
Aynı anda iki bezelye atar.Repetidora: Dispara dos guisantes a la vez.
Çizi bezemeler de görülmektedir.Se pueden ver también joyas de bronce.
Bir beze sarılarak gömülür.Forma parte de un ajuar funerario.
Hem zombilere bezelye atabilirler hem de zombileri engellerler.Ellos necesitan detener a los zombies.
Bezelye bitkisi çok eski çağlardan beri yetiştirilmektedir.La apicultura se practica en Kornos desde tiempos antiguos.
Vantuzların içleri dişli boynuzsu yapılarla bezenmiştir.Las hojas son pinnadas con foliolos dentados.
Çoğu türde kötü bir koku üreten anal beze bulunur.Muchas especies tienen un fuerte olor a anís.
Bu kadar da bulunamazsa, cenaze bir beze sarılıp gömülür.Inútil tu belleza, se enterrará contigo.
Bazı bezelyeler de parşömen denilen sert tabaka bulunmaz.Tampoco no faltan algunos elementos ornamentales que hacen referencia al trigo.
Deneylerinden birinde doktor Woyzeck'e bundan böyle sadece bezelye yemesi gerektiğini söyler.Per un esperimento, il dottore comanda a Woyzeck di non mangiare nient'altro che piselli per un lungo periodo.
Sürüm, dahili olarak "Lemon Meringue Pie" (limonlu bezeli turta) kod adını aldı.L'uscita è stata denominata in codice "Lemon Meringue Pie".
Sonunda, bezeler büyükçe açılarak saçta pişirilir.Infine i credenti restano a consumare il pranzo all'aperto.
Bebeğin korkuyla bezeli yolculuğu da böylelikle başlar.Arriva il momento tanto temuto dal ragazzo.
Bununla birlikte taze bezelyeyi sindirmek daha kolaydır.È consigliabile inoltre sostituire la merenda pomeridiana con della frutta fresca.
Kitap, çoğu Joseph Dinkel tarafından yapılan harikulade resimlerle bezenmiştir.Questi volumi erano magnificamente illustrati, principalmente per mano di Joseph Dinkel.
Ergen, tiyatro oyuncusu Esra Bezen Bilgin ile evlidir.Egli ama l'attrice Tisbe, anche se è sposato.
İlkbaharda Yeşilöz renk renk çiçeklere bezenir.In primavera la Greenovia produce fiori di colore giallo.
Tüm şehir onuruna çiçekler ve ışıklarla bezenmişti.Per l'occasione la città viene decorata con fiori e luci.
Kubbe göbeği ise kalem işi nakışlar ve hat yazılarıyla bezelidir.Seduto, ha in mano i pennelli e la tavolozza.
Dükkânda Dünya Kupası sembolüyle bezenmiş bir sürü hediyelik eşya vardı.Магазин заполонён сувенирами с символикой чемпионата мира по футболу.
Mişkanın duvarları melek resimleriyle bezeli kumaştan yapılmıştı.Своды портала украшены изображениями ангелов.
Aynı anda iki bezelye atar.Откладывают одновременно по два яйца.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod