Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.Jos ajattelemme taloustieteitä, meillä on kaunis näkemys ihmisluonteesta.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.Kiedy myślimy o ekonomii mamy piękny obraz ludzkiej natury.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.요점은 우리가 경제학에 대해서 생각할 때 우리는 인간본성에 대한 아름다운 관점을 가지고 있다는 것입니다.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.Splošna ugotovitev je, da ko razmišljamo o ekonomiji, si zamišljamo čudovit pogled na človeško naravo.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.V tom, že keď myslíme na ekonomiku, máme predstavu krásnej ľudskej podstaty.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.Základem je, že když přemýšlíme o ekonomii, tak idealizujeme lidskou povahu.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.Το κύριο θέμα είναι ότι όταν σκεφτόμαστε τα οικονομικά, βλέπουμε αυτήν την όμορφη εικόνα της ανθρώπινης φύσης.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.В рамках традиционной экономики пред нами встает замечательный образ рационального человека.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.Идеята е, че когато говорим за икономиката, имаме красива представа за човешката същност.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.הנקודה באופן כללי היא שכאשר אנו חושבים על כלכלה יש לנו את ההשקפה היפה הזאת על הטבע האנושי.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.النقطة العامة هي أننا نفكر حول الإقتصاد بأن لدينا هذه النظرة الجميلة حول الطبيعة البشرية.
Şöyle ki, ekonomide insan doğasına dair beğeniyle bezenmiş bir bakış açısı vardır.この美しい人間性という面に触れます 「人間とはなんたる傑作か!理性の高貴なること!」
S: Sadece yapısal olarak, burada pankreasımız var, şurada da böbreküstü bezleri.S : 그리고 그게 그냥 구조상으로 보면 췌장은 바로 여기지요. 그리고 신장은 바로
S: Sadece yapısal olarak, burada pankreasımız var, şurada da böbreküstü bezleri.S: ويبدو، مجرد هيكلياً، لديك البنكرياس الحق هنا، لديك الحق في الغدد الكظرية
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Alteret* skal de rense for asken og bre et klæde av purpurrød ull over det. / {* brennoffer-alteret.}
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Azután takarítsák el a hamvat az oltárról, és borítsanak arra bíborpiros színû ruhát.
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.De as moet van het altaar worden verwijderd, waarna het altaar zal worden afgedekt met een roodpurperen kleed.
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Do tego zmiotą popiół z ołtarza, a na nim rozpostrzą oponę szarłatową;
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.E, tirando as cinzas do altar, estenderão sobre ele um pano de púrpura;
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Fremdeles skal de rense Alteret for Aske og brede et rødt Purpurklæde derover
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Ils ôteront les cendres de l`autel, et ils étendront sur l`autel un drap de pourpre;
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Ja he puhdistakoot tuhasta alttarin sekä levittäkööt sen päälle purppuranpunaisen vaatteen
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.또 단의 재를 버리고 그 단 위에 자색 보자기를 펴고
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Mereka harus membersihkan mezbah itu dari abu, lalu membentangkan sehelai kain ungu di atasnya
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Och de skola taga bort askan från altaret och breda över det ett purpurrött kläde
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Phải hốt tro của bàn thờ, trải ở trên một tấm nỉ màu đỏ điều,
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Phải hốt tro của bàn_thờ , trải ở trên một tấm nỉ màu đỏ điều ,
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Poi toglieranno le ceneri dall'altare e stenderanno sull'altare un drappo scarlatto
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Potem naj oltar očistijo pepela ter razprostro čezenj zagorelordeč prt
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Potom vyprázdnia oltár z popola a prestrú naň rúcho z purpuru.
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Quitarán la ceniza del altar y extenderán sobre él un paño de púrpura
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Să ia cenuşa din altar, şi să întindă peste altar un covor de purpură;
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Sie sollen auch die Asche vom Altar fegen und eine Decke von rotem Purpur über ihn breiten
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Vyprázdní i popel z oltáře, a prostrou na něj roucho šarlatové.
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Και θελουσι καθαρισει το θυσιαστηριον απο της στακτης, και θελουσι περισκεπασει αυτο δια υφασματος πορφυρου
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.И очистят жертвенник от пепла и накроют его одеждою пурпуровою;
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.Тогава, като очистят пепелта от олтара, ще разпрострат на него морав плат,
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.ודשנו את המזבח ופרשו עליו בגד ארגמן׃
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.ويرفعون رماد المذبح ويبسطون عليه ثوب ارجوان
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.要 收 去 壇 上 的 灰 、 把 紫 色 毯 子 鋪 在 壇 上
Sunaktan yağı, külü kaldıracak, sunağı mor bir bezle örtecekler.要 收 去壇 上 的 灰 、 把 紫色 毯子 鋪 在 壇上
Süpermarket kuyruğundayken çantanızdan yeniden kullanılabilir bez torbanızı çıkardığınızı görürler.장바구니를 꺼내는 것을 다른 사람이 볼 수도 있습니다
Süpermarket kuyruğundayken çantanızdan yeniden kullanılabilir bez torbanızı çıkardığınızı görürler.ואתה מוציא את השקית הרב פעמית שלך.
Süpermarket kuyruğundayken çantanızdan yeniden kullanılabilir bez torbanızı çıkardığınızı görürler.و تقوم بإخراج كيس البقالة معاد التصنيع
Süpermarket kuyruğundayken çantanızdan yeniden kullanılabilir bez torbanızı çıkardığınızı görürler.他の人達の目につくでしょう 皆が同じことをし始めたら
Tanrı, hasta tiroid bezine dokunuyor.Dios está tocando la enfermedad de tiroides ahora mismo
Tanrı, hasta tiroid bezine dokunuyor.Dio sta toccando la tua tiroide proprio ora
Tanrı, hasta tiroid bezine dokunuyor.Tuhan menyentuh kondisi tiroid itu sekarang
Tanrı, hasta tiroid bezine dokunuyor.Ο Θεός αγγίζει την κατάσταση του θυροειδή σου αυτή τη στιγμη.
Tanrı, hasta tiroid bezine dokunuyor.- В момента Бог докосва щитовидната ви жлеза.
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.A acoperit casa cu pietre scumpe ca podoabă; şi aurul era aur din Parvaim.
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.A pokryl dom drahým kamením na ozdobu. A čo do zlata, zlato bolo parvaimské.
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.Därjämte smyckade han huset med dyrbara stenar. Men guldet var från Parvaim.
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.És beborította a házat drágakövekkel ékességül, és az arany Párvaimból való arany volt.
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.Han prydet huset med dyre stener. Gullet var gull fra Parva'im.
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.Han smykkede Hallen med Ædelsten; og Guldet var Parvajimguld;
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.Il couvrit la maison de pierres précieuses comme ornement; et l`or était de l`or de Parvaïm.
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.In okrasil je hišo z dragimi kameni, zlato pa je bilo zlato parvaimsko.
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.Ja hän koristi huoneen kalliilla kivillä. Ja kulta oli Parvaimin kultaa.
Tapınağı değerli taşlarla bezetti. Kullanılan altın Parvayimden getirilmişti.또 보석으로 전을 꾸며 화려하게 하였으니 그 금은 바르와임 금이며