Fakat kesinlikle asmalardan beslenmez.It will not hesitate to bite, however.
Ebeveynlerin ikisi de yuvanın yapılmasında ve yavruların beslenmesinde görev alır.Both parents are involved in the construction of the nest and in feeding the chicks.
Ağır yanıklarda erken beslenme önemlidir.With major burns, early feeding is important.
Palazlanmış kuşlar bir iki hafta kadar daha ebeveynler tarafından beslenmeye devam eder.The young birds are then assisted with feeding by both parents for a further three weeks.
Erginlerin beslenmesiyle ilgili fazla bilgi bulunmuyor.Nothing more is known about Hermogenes.
Buna beslenme mutantı denir. ^ Beadle GW, Tatum EL (15 November 1941).Beadle, GW; Tatum, EL (November 1941).
Bir yaşından sonra yavru filin kendini temizleme, su içme ve beslenme yetenekleri tamamen gelişir.After a year, a calf's abilities to groom, drink, and feed itself are fully developed.
Bu kelebeklerin larvaları sadece funda ile beslenmekte ve büyümektedirler.The only ones who side with her are Dust and Hellion.
Tat ve koku duyusunun kaybedilmesi kötü beslenmeye neden olarak hastalık riskini artırabilir.The loss of taste and smell can contribute to poor nutrition, increasing their risk of disease.
Beslenme genellikle yeterli ve eğer avlanma başarılı olursa protein açısından zengindi.Diets were often sustaining and rich in protein due to successful hunting.
Temel amacı insanların sağlıklı beslenmesidir.The program encourages healthy eating.
Ailelerin ihtiyacı kadar tavuk beslenmektedir.Poultry are raised by the women.
Konakçılarına karşı korumacıdırlar ve beslenme süresince diğer yarasaları kovarlar.They are protective of their host and will fend off other bats while feeding.
Ayrıca kışları koruma altındaki deniz kıyılarını da beslenmek için ziyaret ederler.They also visit, typically during winter, inshore areas along sheltered coasts for feeding.
Beslenme noktasına (iletim hattının bağlandığı) bağlıdır.It is also associated with soul food.
Kedilerde yaşlanma, cins, boyut ve beslenme düzenine bağlıdır.Aging in cats depends on breed, size and diet.
Günlük beslenmenin en önemli kısmı ekmek ve biraydı.A big part of the daily meal is bread.
Beslenme ve ilaç tedavisi.Breastfeeding and Medication.
Gri balinalar dipte yaşayan yumuşakçalarla beslenmek üzerine uzmanlaşmıştır.Gray whales are specialized for feeding on bottom-dwelling crustaceans.
Zwieback çocukların beslenmesi için kullanılır.CEIFAR also provides food for the children.
Farklı tüketiciler beslenmelerinde farklı metabolik sindirme verimliliğine sahiptir.Different consumers are going to have different metabolic assimilation efficiencies in their diets.
Beslenme açısından dışarıdan alınması zorunlu (esansiyel) olan besin maddelerindendir.They are fed exclusively by the male, who regurgitates food for them.
Beslenmeyi reddetmenin yol açacağı sonuçların hekim tarafından hükümlüye anlatılması gerekir."The consequences of the refusal of nourishment shall be explained by the physician to the prisoner.
Bazı ahtapot türlerinin ise farklı beslenme yöntemleri vardır.Some species have other modes of feeding.
Bir defa beslendikten sonra oniki ay süreyle beslenmeden yaşayabilirler.After that they can survive for many months without feeding.
Arap Ahmet Suyu'ndan beslenmektedir.It feeds on Achillea arabica.
Bu da daha başarılı beslenme olanaklarına izin verir.This allows more successful breeding.
Orada yaşayanlar su ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamaz olur.People of the region dies without food and water.
Uygun bakım ve beslenme uygulanmalıdır.Nutrition and Healthy Eating.
Bilindiği gibi insanların, beslenme kaynaklarını edindikleri ana unsur topraktır.Ao Ao is said to have people as its sole source of food.
Sonunda küçük kız yetersiz beslenmeden ölür.A little girl is mortally ill.
Beslenmesinin en büyük kısmını böcekler oluşturmaktadır.This is when he created most of his works of art.
Tanrılar insanları yaratmış ve onların dualarıyla beslenmektedirler.They pray over the sick and feed the poor.
Hastalık bulaşıcı değildir, vitamin eksikliği ile ya da beslenme alışkanlıklarıyla ilgili değildir.The condition is not infectious, related to hygiene, or to the use of deodorant.
Çakalın beslenmesi çok yönlüdür.Its chocolatey coating is rather thin.
Bazı türlerin anneleri çok uzun süre boyunca beslenmeden yavrularını emzirirler.Mothers of some species fast and nurse their young for a relatively long period of time.
Azot akvaryumdaki tek beslenme çevrimi değildir.Agriculture runoff is not the only source of pollution in the lake.
Kötü beslenme ve ağır çalışma koşulları altında yaşadı.She endured long working hours and poor working conditions.
Hortumlarının tutma özelliğini kaybeden filler kötü beslenme nedeniyle ölebilmekteydiler.The assumption for those who died on the journey died from malnutrition.
Bu adam bir STK'nın beslenme merkezindeydi ve görebileceği maksimum düzeyde yardım görüyorduThis man was in an NGO feeding center, being helped as much as he could be helped.
Yetersiz beslenen bir çocuk beslenme programının bir parçası olarak ölçülüyor.A malnourished child being measured as part of the supplemental feeding program.
Beslenme, sağlık, çatışmalar ve doğal felaketler en önemlileridir.To name the most important: nutrition, health, conflicts and natural disasters.
Bir çok çocuk yanlış ve eksik beslenmeye maruz kalıyordu.Children, most of them, became very malnourished, like this.
Ama bunun bir enfeksiyon mu yoksa kötü beslenmeyle mi ilgili olduğunu bilmiyor.But he doesn't know whether it's an infection, whether it's to do with malnutrition.
Başka bir deyişle, beslenmeyle kanseri açlıktan öldürebilir miyiz?In other words, can we eat to starve cancer?
Bu sistemi kullanarak, yemek eşdeğeri miktarlarda beslenme faktörlerinin etkisini ölçebiliyoruz.And we can use this system to test dietary factors at concentrations that are obtainable by eating.
Burada da, beslenme faktörlerinin ilaçlarla başa baş gittiğini görebilirsiniz.And here are the dietary factors going head-to-head against these drugs.
Yaklaşık 2300 Kg'dır, ve günlük beslenmesini denizanaları karşılar.It reaches up to almost 5,000 pounds -- on a diet of jellyfish, primarily.
Onu kullanarak özellikle mitokondrim ve beynim için bir beslenme planı tasarlayabilecektim.So using it, I was able to design a food plan specifically for my brain and my mitochondria.
Dokuz ay sonra yeni beslenmem ile 18 mil km pedal çevirdim.Nine months into my new way of eating I pedaled 18 miles.
Onlara hijyeni, beslenmeyi öğrettik.We have taught them nutrition, hygiene.
Pekâlâ, şimdi size yine beslenme düzeniyle ilgili bir şey göstereceğim.Okay, I'm going to show you again something about our diets.
Aslen çekirgede karada yaşayan bir karides ve beslenme düzenimize girebilir.In fact, a locust is a "shrimp" of the land, and it would make very good into our diet.
Beslenme şekillerini doğrudan doğruya İncil'den alıyorlar.They take their diet directly from the Bible.
Bugün obeziteden ölenlerin sayısı yetersiz beslenmeden ölenlerin üç katıdır.Obesity today kills 3 times more people than malnutrition.
Öncelikle, daha kötü beslenme, belki daha kısa ömre sebep oldu.First of all, worse nutrition, maybe shorter life spans.
Ama beslenme gibi çevresel etkenlerin, boyunuz üzerinde az da olsa bir etkisi olabilir.Though environmental factors, like nutrition, can have some effect on your height.
Ama beslenme tarzınız ve egzersiz yapmanız, kilonuzu büyük ölçüde etkiler.But diet and exercise can profoundly affect how much you weigh.
Eğer arılar olmasaydı, açlıktan ölecek değiliz, ama beslenmemiz kesinlikle zayıflayacaktı.So if we did not have bees, it's not like we would starve, but clearly our diet would be diminished.
2050 yılında beslenmesi gereken altı milyar etobur insan.Six billion hungry carnivores to feed, by 2050.