Bizim operasyonlar başkan yardımcısı levhayı öpüyor. Besbelli ki çok, çok heyecanlı.نائب رئيس العمليات يقبّل اللوحة. بطبيعة الحال متشوق جداً جداً
Bizim operasyonlar başkan yardımcısı levhayı öpüyor. Besbelli ki çok, çok heyecanlı.これは環境に非常に大きな影響を与えるでしょう。
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Also ist der logische Schluss, dass ich heute über Grafik und Audio spreche.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Het is duidelijk dat ik het vandaag vooral over graphics en geluid moet hebben.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Jadi sepertinya jelas yang akan saya bicarakan hari ini adalah grafis dan audio.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Kézenfekvő, hogy ma itt a grafikáról és a hangról beszélek.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.자, 제가 오늘 말씀드리는 것은 분명 그래픽과 오디오에 관한 얘기죠.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.La discussion évidente serait sur le graphisme et le son.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Le cose più ovvie di cui parlare qui oggi sono grafica ed audio.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Oczywistym tematem mojej prezentacji jest grafika i dźwięk.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Pare firesc ca eu să vă vorbesc azi despre grafică şi sunet,
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Takže očividně bych měl dnes mluvit o grafice a zvuku.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Và đó là lí do rõ ràng nhất để tôi nói về đồ hoạ và âm thanh hôm nay.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Το προφανές θα ήταν να σας μιλήσω για τα γραφικά και τον ήχο.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Так что очевидный предмет моего сегодняшнего разговора — графика и звук.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.Тож для мене є природніми розмови про теперішні графіку та звук.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.כך שמה שהכי פשוט לי לדבר עליו היום זה גרפיקה וצליל.
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.إذا الموضوع الواضح لأتحدث عنه اليوم هو الرسم والصوت
Bugün konuşabileceğim şey besbelli ki grafikler ve sesler.ゲーム開発者の会議では
Bunun cevabi besbelli, ama şimdi kaç tane Chuck Norris'in oldu, diye soralım.Być może to dla was oczywiste, lecz ilu Chucków Norrisów teraz mamy?
Bunun cevabi besbelli, ama şimdi kaç tane Chuck Norris'in oldu, diye soralım.E questo potrebbe sembrare un po" ovvio , ma quanti Chuck Norris ho adesso ?
Bunun cevabi besbelli, ama şimdi kaç tane Chuck Norris'in oldu, diye soralım.Hvor mange Chuck Norris'er har vi i alt?
Bunun cevabi besbelli, ama şimdi kaç tane Chuck Norris'in oldu, diye soralım.자, 이렇게 노리스 세 장을 더했습니다 너무 답이 뻔한 질문이긴 하지만 여기에 노리스가 몇 장있을까요?
Bunun cevabi besbelli, ama şimdi kaç tane Chuck Norris'in oldu, diye soralım.Toto se může zdát docela očividné, ale kolik Chucků Norrisů teď mám?
Bunun cevabi besbelli, ama şimdi kaç tane Chuck Norris'in oldu, diye soralım.І це може виглядати трохи очевидним, але скільки Чаків Норісів у мене є?
Bunun cevabi besbelli, ama şimdi kaç tane Chuck Norris'in oldu, diye soralım.Това може да изглежда доста очевидно, но колко Чък Нориса имам?
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.Ich bin nicht hier, um euch zu motivieren: Das braucht ihr gar nicht.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.Ik ben hier niet om jullie te motiveren, dat hebben jullie niet nodig.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.Je ne suis pas ici afin de vous motiver, visiblement; vous n'avez pas besoin de ça.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.저는 여러분들에게 동기부여 하기 위해서 여기 있는 것이 아닙니다. 여러분은 그런것을 필요로 하지도 않을거구요.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.No vine aquí a motivarlos, obviamente; ustedes no necesitan eso.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.Nu sunt aici să vă motivez, desigur; nu aveţi nevoie de asta.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.Tôi không ở đây để khích lệ bạn, rõ ràng; bạn đâu cần điều này.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.Не съм тук за да ви мотивирам; вие нямате нужда от това.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.Я тут не для того, щоб мотивувати вас, ясна річ: вам цього не треба.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.אני לא פה להניע אתכם, מן הסתם; אתם לא צריכים את זה.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.انا لست هنا لتحفيز قدراتكم ، فمن الواضح لى أنكم لا تحتاجون ذلك.
Buraya sizi motive etmek için gelmedim, besbelli ki; buna ihtiyacınız da yok.みんなそれが私の仕事と 思っているようで
Bu şey... Şey bu... Besbelli...Это всего лишь... эээ... просто...
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."Nå," sagde Martha, åbenbart ikke i det mindste opmærksom på, at hun var fræk, "det er tid tha "bør lære.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."No," je dejal Martha, očitno niti najmanj zaveda, da je bila impudent, "je Čas tha "naj se učijo.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."No," řekla Marta, zřejmě ani v nejmenším vědom toho, že ona byla drzá, "je to Doba tha "by se měli naučit.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."No", sanoi Martha, ilmeisesti en ollenkaan tiennyt olevansa röyhkeä, "se on aika tha "pitäisi oppia.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."Nos," mondta Márta, nyilván a legkevésbé sem arról, hogy ő volt szemtelen, "ez idő tha "kell tanulni.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."글쎄,"마사는 분명히 그녀가 무례한 것을 적어도 알고에서 "그것이 아니라고 시간 THA '배울 것입니다.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."Vâng", Martha cho biết, rõ ràng không trong ít nhất biết rằng cô đã trơ tráo " thời gian tha nên tìm hiểu.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."Yah," kata Martha, jelas sekali tidak menyadari bahwa dia kurang ajar, "itu waktu tha 'harus belajar.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."Ами," каза Марта, очевидно не е в най-малко знаят, че тя е нахални ", време THA "трябва да се научат.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."Ну", сказала Марта, очевидно, не в коей мере осознает, что она была наглой, "это время тха "должны учиться.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."Ну", сказала Марта, очевидно, не в якій мірі усвідомлює, що вона була нахабної, "це час тха "повинні вчитися.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."טוב," אמרה מרתה, כנראה לא מודע לכך כלל שהיא חצופה, "זה זמן tha "צריך ללמוד.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir."حسنا" ، وقال مارثا ، ومن الواضح ليس في علم الأقل أنها كانت الوقحة "انها وينبغي أن الوقت ثا "تعلم.
"Eh," Martha besbelli, o saygısız olduğunu en az farkında "değil dedi. zaman tha 'öğrenmelidir.時間股関節"は学ばなければならない。 thaの'は若い始めることはできません。それはthysenに少し待つようになたのは良いつもりだ。
George ise besbelli sayıları insanlara tercih ediyordu.George bevallottan a számokat részesítette előnyben az emberekkel szemben.
George ise besbelli sayıları insanlara tercih ediyordu.George francamente prefería los números a las personas.
George ise besbelli sayıları insanlara tercih ediyordu.George gillade uppriktigt siffror framför människor.
George ise besbelli sayıları insanlara tercih ediyordu.George hield meer van cijfers dan van mensen.
George ise besbelli sayıları insanlara tercih ediyordu.George는 솔직히 사람들보다 숫자를 선호했지요.
George ise besbelli sayıları insanlara tercih ediyordu.George lebih menyukai angka dibandingkan orang.
George ise besbelli sayıları insanlara tercih ediyordu.George prefera cifrele în locul oamenilor.