Bu soru zihnimi berraklaştırdı.فأفسح هذا السؤال المجال.
Bu soru zihnimi berraklaştırdı.英才教育プログラムには指示書も
Evet, işte bu adam bir farenin optik sinirini kesti. Sonra bu berrak sıvıyı aldı.Dieser Mann schnitt einem Hamster den Sehnerv durch, entnahm diese klare Flüssigkeit...
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Az utazó nem gyakran vizsgálja meg az ilyen a áttetsző is.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Các du khách không thường nhìn vào như vậy cũng trong sáng.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Călătorul nu se uita de multe ori în astfel de o limpezi bine.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Cestující není často se těmito čirý dobře.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Cestujúci nie je často sa týmito číry dobre.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.De reiziger komt niet vaak zien in een dergelijke een heldere goed.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Der Reisende kommt nicht oft in solche aussehen einem klaren gut.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Gozdu ne prinašajo drugega kot biser. Potnik ni pogosto videti v teh prozorno dobro.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Il viaggiatore non cercano spesso in tali un pozzo limpido.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.숲은 다른 그런 보석을 양보하지 않습니다. 여행자는 종종 그러한 조사하지 않습니다 깨끗한 음.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Le voyageur n'a pas souvent regarder dans de telles un puits limpide.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Los bosques no producen otro como una joya. El viajero no suele mirar en tales un pozo cristalino.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Musafir tidak sering melihat ke dalam seperti sumur jernih.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.O viajante não costuma olhar para tais um poço límpido.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Skogen ger ingen annan sådan pärla. Resenären inte ofta ser i sådana en kristallklara väl.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Skoven giver ikke en anden sådan en perle. Den rejsende ikke ofte ser i sådanne en krystalklar godt.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.W lesie nie dają innym takich gem. Podróżny nie często wyglądają na takie przeźroczysty dobrze.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Woods ei tuota muuta sellaista helmi. Matkustava ei usein tarkastelemaan näitä muodostavat kirkkaan hyvin.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Ο ταξιδιώτης δεν φαίνονται συχνά σε τέτοιες διαυγές καλά.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Лесах не дают другой такой драгоценный камень. Путешественник не часто смотрят на такие Прозрачная хорошо.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Лісах не дають інший такий дорогоцінний камінь. Мандрівник не часто дивляться на такі Прозора добре.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.Пътникът не често изглеждат в такива бистър кладенец.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.היער לא להיכנע עוד פנינה כזאת. הנוסע לא לעתים קרובות להתבונן כזה באר צלול.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.الغابة لم تسفر أخرى مثل جوهرة. المسافر لا تبدو في كثير من الأحيان في مثل هذه بئر الشفاف.
Genellikle gezgin gibi görünmüyor berrak bir kuyu.透明よく。 無知や無謀なスポーツマンは、しばしばそのような時に親を撮影し、
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musi być wewnętrzna siła, jasność, mądrość, wszystkie te rzeczy.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musí tam byť sloboda. Musí byť vnútorná sila. Jasnosť, múdrosť - všetko toto.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Musí tam být vnitřní síla. Jasnost, moudrost, všechny tyto věci.
İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.Πρέπει να υπάρχει μια εσωτερική δύναμη, μια διαύγεια, μια σοφία - όλα αυτά τα πράγματα.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.C'est de l'eau extrêmement claire, car il n'y a guère de plancton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.È acqua estremamente limpida perché praticamente non c'è plancton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.E apă extrem de limpede, pentru că abia se găseşte plancton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Es extremadamente clara porque casi no hay plankton.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Es ist extrem klares Wasser, weil es kaum Plankton gibt.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.플랑크톤이 거의 없으니까요.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Nước cực kì sạch, bởi vì hiếm có vi sinh vật nào
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Omdat er nauwelijks plankton is.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Woda jest niezwykle czysta, bo nie ma tam prawie planktonu.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Εξαιρετικά διαυγές γιατί δεν υπάρχει σχεδόν καθόλου πλαγκτό.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Вода такая чистая по причине почти полного отсутствия планктона.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Изключително бистра вода, защото почти няма планктон.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.Це дуже чиста вода, бо там майже немає планктону.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.מים צלולים בצורה קיצונית, מכיוון שכמעט אין פלנקטון.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.إنه صافي للغاية، لايوجد به أية عوالق.
İnanılmaz bir berraklıkta oluyor çünkü neredeyse hiç plankton yok.しかし洞窟を照らして見ると
İşlemezler. Bir özgürlük olmalı. İçsel bir güç olmalı, bir berraklık, bir bilgelik - bütün bunların hepsi.わかりますか?
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.Abilitatea de a avea liniştea de a citi prejudecăţile şi ratările din propriile noastre minţi.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.A capacidade de ter a serenidade para ler os preconceitos e falhas da vossa própria mente.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.Az a képesség, hogy higgadtan fel tudjuk fedezni a saját elménk elfogultságait és hibáit.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.De mogelijkheid om de rust te hebben om de vooroordelen en fouten in je eigen brein te lezen.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.Die Fähigkeit, die Ruhe zu besitzen, die Tendenzen und das Fehlverhalten im eigenen Kopf zu lesen.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.Khả năng có được sự thanh thản khi đọc những định kiến và sai lầm trong tâm trí của chính bạn.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.이것은 당신의 마음속의 편견과 실패를 읽는 평온함을 가지는 능력을 뜻합니다.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.l'abilità di avere la serenità di registrare le proprie mancanze.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.La capacidad de tener la serenidad para leer los sesgos y errores de la propia mente.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.La capacité d'avoir la sérénité de lire les préjugés et les échecs dans votre esprit.
Kendi zihnindeki önyargıları ve hataları okuyabilme berraklığına sahip olma yeteneği.Schopnosť jasne čítať predpojatosť a zlyhania v našich vlastných mysliach.