Bu da iyileştirmeyi beraberinde getirir.Sellega said nad ka terveks ravitud.
22 Eylül 1538'de de Andrea Doria beraberindeki İspanyol-Ceneviz filosu ile onlara katıldı.Andrea Doria, koos Hispaania-Genova laevastikuga, ühines nendega 1538. aasta 22. septembril.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Ta väljendas meeleheidet, mida temas tekitas vaesus ja ebaõiglus.
ABD bu salgınla, erkek bir uçuş görevlisinin Afrika'da hastalığı kapıp beraberinde getirmesi sonucu tanıştı.A járvány úgy került az USA-ba, hogy egy férfi légikísérő bevitte.
ABD bu salgınla, erkek bir uçuş görevlisinin Afrika'da hastalığı kapıp beraberinde getirmesi sonucu tanıştı.C'est un steward sur une compagnie aérienne qui l'a introduit aux États-Unis.
ABD bu salgınla, erkek bir uçuş görevlisinin Afrika'da hastalığı kapıp beraberinde getirmesi sonucu tanıştı.Epidemia dotarła do USA przez stewarda na pokładzie samolotu który zaraził się w Afryce.
Afrika'da hastalığı kapıp beraberinde getirmesi sonucu tanıştı.한 항공사의 남자 스튜어드가 아프리카에서 걸린 병을 미국으로 옮겨 왔다는 것을 알 수 있습니다.
Afrika'da hastalığı kapıp beraberinde getirmesi sonucu tanıştı.על-ידי דייל אחד בטיסה אשר נדבק במחלה באפריקה והביא אותה לכאן.
Afrika'da hastalığı kapıp beraberinde getirmesi sonucu tanıştı.عن طريق مضيف كان على متن رحلة لأحد الخطوط الجوية قد أُصيب بالمرض في أفريقيا و عاد به
Afrika'da hastalığı kapıp beraberinde getirmesi sonucu tanıştı.アメリカに持ち帰ったからなのです それがアメリカで流行することのきっかけになったのです
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.A notícia do ouro gerou uma corrida maciça de colonos brancos na nação Lakota.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Az aranyról szóló hírek fehér telepesek masszív beáramlását idézik elő a lakoták népének földjére.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Berita tentang emas mengakibatkan masuknya orang kulit putih dalam jumlah besar ke Negara Lakota.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Die Nachricht von Gold führt zu einem massiven Zustrom an weißen Siedlern in die Lakota Nation.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Het nieuws creëert een massale instroom van blanke kolonisten in de Lakota Nation.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.금에 대한 뉴스는 라코타 지역의 많은 백인 정착민들의 유입을 만들어냈습니다.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.La noticia del oro crea una entrada masiva de colonos blancos en la Nación Lakota.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.La nouvelle de l'or crée un afflux massif de colons blancs sur les terres de la Nation lakota.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Le notizie sull'oro portarono un consistente afflusso di conquistatori bianchi nella nazione dei Lakota.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Nyheten att det fanns guld resulterade i en enorm tillströmning av vita bosättare till Lakotanationen.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Správy o zlate spôsobujú masívny príliv bielych osadníkov do národa Lakotov.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Te novice so prinesle priliv belih priseljencev na ozemlje Lakote.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Tin tức về vàng tạo ra một lượng lớn người da trắng đổ về nước Lakota
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Vestea despre aur creează un aflux masiv de colonişti albi în Naţiunea Lakota.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Wiadomość o złocie wywołuje masowy napływ białych osadników do Państwa Lakotów.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Zprávy o zlatě odstartovaly hromadný příliv bílých osadníků do země Lakotů.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Το νέο προκαλεί μια εισροή λευκών εποίκων στη γη του Έθνους των Λακότα.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Новината за златото предизвиква масивен приток на бели заселници в Лакота нацията.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.Новости о золоте создают массивный приток белых поселенцев на земли Лакота.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.הידיעות על הזהב גורמות להגעה של המוני מתיישבים לבנים לשטחי הלאקוטה.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.الخبر الجديد سبب تدفقا هائلا من المستوطنين البيض إلى أراضي قبائل الـ"لاكوتا.
Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen akışını beraberinde getirdi.ラコタ国に流入します カスター将軍は連邦議会に 出来るだけ早く
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Aber das hätte eine Menge negativer Konsequenzen gehabt und höllischen Widerstand provoziert.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Dar asta ar fi creat foarte multe reactii negative si o foarte mare rezistenta.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.De ez rengeteg hátulütővel járt volna, és iszonyú sok ellenállásba ütközött volna.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.한데 그랬더라면 반발도 심했을 것이고 여러 저항에 직면했겠죠.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Maar dat had een heleboel nare gevolgen kunnen veroorzaken en zou op ontzettend veel verzet hebben gestuit.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Ma ciò avrebbe comportato un pesante aumento della corruzione e tanta resistenza.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Mas isso teria provocado muitos efeitos colaterais negativos e muitíssima resistência.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Men det hade lett till ett förskräckligt bakslag och väldigt starkt motstånd.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Men det ville have givet en masse modpres og en pokkers masse modstand.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Nhưng nó sẽ gặp sự phản đối kịch liệt và cưỡng lại từ người dân.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Tapi itu pasti akan berakhir dengan banyak sekali tantangan dan banyak penolakan.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.To by ale skončilo spoustou ošklivých protestů a sakra velkým odporem.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Αλλά αυτό θα προκαλούσε κάποια αντίδραση και θα συναντούσε πολύ αντίσταση.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Но от това би последвала ужасно силна реакция и дяволски много съпротива.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.Но это закончилось бы все бурной реакцией и чертовски сильным сопротивлением.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.אבל זה היה יוצר ריקושטים נוראיים והמון התנגדות.
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.ولكن هذا سوف يولد الكثير من ردات الفعل سيئة والكثير من الممانعة والمقاومة
Ama bu da bir çok geri tepme ve direnişi beraberinde getirirdi.大変な抵抗があったでしょう 発想が自由なアタチュルクは
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.Ale zbyt szybko osiadamy na laurach.
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.Dar satisfacția are tendința de a da naștere la sfidare.
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.De az elégedettség általában megvetést szül.
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.Doch Selbstgefälligkeit führt oft zu Verachtung.
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.하지만 자기 만족은 번식하려는 것을 경멸하는 경향을 가지고 있습니다.
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.Maar zelfgenoegzaamheid kan al snel minachting worden.
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.Mais l'auto-satisfaction a tendance à engendrer le dédain.
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.Ma la soddisfazione ha la tendenza a far crescere il disprezzo.
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.Nhưng sự tự mãn thường sinh ra xem thường.
Ama rahatlık, genellikle hoşnutsuzluğu da beraberinde getirir.Pero la autocomplacencia suele tender al desprecio.