Müzik çalışmalarını beraberinde gerçekleştirdi.Niềm yêu âm nhạc đã dẫn họ đến với nhau.
Jaquino beraberindeki askerlerle girer ve bakanın hapishane kapısında beklediğini açıklar.兵隊を伴ったヤキーノが現れ、大臣が門で待っていると告げる。
Ancak direniş beraberinde bir miktar zammı getirse de sıkıntı gene de sürmektedir.ある程度力が付くと(呪によって束縛を解除することで)下人から魔人へなれるようだ。
Beraberindekiler de öldürülür veya köle olarak satılmak üzere tutsak edilir.残された人々は殺されるか奴隷として売られた。
1917’de Fransa’da Paul Langevin ve beraberinde çalışanlar “ultrasonic submarine dedektör” ürettiler.フランスで1917年にポール・ランジュバンとその同僚が超音波を用いた潜水艦探知機を開発した。
Toplam kalite yönetimi bir sorumluluk anlayışını da beraberinde getirmektedir.頼場も失意を抱えながら責任をもって指揮を退任する。
Ona bu gece kaçacağını ve kardeşinide beraberinde götüreceğini söyler.これに憤慨した彼女は、娘を連れて姉の家に出て行ってしまう。
Projenin sonucu, etik tartışmaları da beraberinde getirdi.除此之外,去滅絕也有道德爭議。
Diğer 45 futbolcunun beraberinde Henry 2002'de FIFA'nın "Live for Love United" çalışmasında yer aldı.亨利在2002年與另外45名球員一同參與國際足協的「為愛而生聯盟」(Live for Love United)單曲灌錄。
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )庾亮因而認定蘇峻必為禍患,終會叛亂。
Çok çabuk batan Prinz Adalbert, beraberinde 672 mürettebatı da götürdü.阿达尔贝特亲王号迅速沉没,共造成672名船员罹难,仅3人获救。
Daha sonra da beraberindeki Müslümanlar'la Kâbe'yi tavaf etti.其後,范佛數度遣使到晉廷入貢,以作友好性質的訪問。
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.叙事的存在引起了哲学问题。
Bir başka deyişle hareket zaman ve mekânı beraberinde taşır.還有空間,所以他跳進去。
Köye göç edenler beraberinde Ordu'dan gelen göçerlerle de etkileşime geçmiştir.但孟養他忉不服,他率軍驅逐錫箔軍,進圍阿瓦城。
Beraberinde 15.000 üye daha istifa ederek yeni partinin kuruluşunda yer aldı.官方指約五萬人慶祝新年後回家。
Bu serbestlik oyunu oynamak için bazı ilginç özellikleri de beraberinde getirir.會替他的打掃工具取一些奇怪的名字。
Toplam kalite yönetimi bir sorumluluk anlayışını da beraberinde getirmektedir.執行功能簡單來說就是一整群包含認知處理過程的集合。
Dişi, yumurta kapsülünü (Ootheca) beraberinde taşır.巩志,武陵太守金旋从事。
Bunun üzerine Peygamber onu geri getirmesini söyledi ve beraberinde bir maşraba da su istedi.之後那個拿的抓住齊特他,並且命令要他一起來。
22 Eylül 1538'de de Andrea Doria beraberindeki İspanyol-Ceneviz filosu ile onlara katıldı.안드레아 도리아는 스페인-제노바 함대와 함께 1538년 9월 22일 그들과 합류했다.
Toplam kalite yönetimi bir sorumluluk anlayışını da beraberinde getirmektedir.주교면(舟橋面)은 대한민국 충청남도 보령시에 속한 면이다.
Bu ikilem, zaman zaman tartışmaları beraberinde getirmektedir.이러한 분류는 때로 논란을 불러일으킨다.
Markos'u alıp beraberinde getir.보쿠와 마지) 나한테 낚여볼래?
Bunun üzerine Peygamber onu geri getirmesini söyledi ve beraberinde bir maşraba da su istedi.그 후, 필사탁은 진언에게 서신을 보내, 그가 그의 지위를 맡으러 양주로 빨리 와 줄 것을 요구하였다.
Beraberinde hediyeler olur.חלוקת מתנות.
Avdan dönem Giacomo ve beraberindekilere pusu kurulur.זה מסמל כבוד לדוג'ו ולאנשים שבתוכו.
Bu da beraberinde anlamsal değişikliği getirmiştir.כתוצאה מכך ישנו שינוי משמעותי של המשמעות.
Beraberinde 15.000 üye daha istifa ederek yeni partinin kuruluşunda yer aldı.בהלווייתו השתתפו 15,000 איש, שבאו לחלוק לו כבוד אחרון.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.השאלה סביב הימצאותו של האל תמיד העסיקה פילוסופים רבים.
6 Nisan 2510: Eorl ve beraberindeki Éohere Gondor'a doğru yola çıktı.בלילה שבין ה-9 ל-10 בדצמבר 1294 המשיך הבית בדרכו והגיע ללורטו.
Filmin 1980'de geçmesi, ciddi bir arşiv çalışmasını beraberinde getirdi.בשנת 1980 צולם סרט תיעודי על פעילותו.
Albümün başarısı birçok ödülü de beraberinde getirdi.האלבום זיכה את הלהקה בפרסים רבים.
Mevsimler ısı değişikliğini de beraberinde getirirler.Наблюдават се и сезонни изменения в теглото.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Баща му е убит на фронта.
İsa havarilerinden Petrus, Yakup ve Yuhanna'yı beraberinde alarak yüksek bir dağa çıkar.Един ден Иисус взел със себе си апостолите Петър, Иоан и Иаков и ги извел на високата планина Тавор.
Beraberindekiler de öldürülür veya köle olarak satılmak üzere tutsak edilir.Заловените или са убивани, или продавани в робство.
Beraberinde Faurisson’u da Chomsky’nin iddialarına saygısız bir şekilde cevap verdiği için suçlamıştır.Погледнато от тази гледна точка, той не следва да бъде обвинен в публична лъжа за отношенията си с Люински.
622 - Muhammed ve beraberindeki ilk müslümanlar, Mekke'den Medine'ye hicret ettiler.622 г. – Мохамед и негови последователи се преселват от Мека в Медина, което е начало на арабското летоброене.
Beraberinde köpeğide varmış.Едно безпризорно куче тръгва с тях.
Windows Vista bugün alıştığımız pek çok yeniliği de beraberinde getirmiştir.Версайският дворец придобва много, от това което виждаме днес.
Beraberinde köpeğide varmış.S njim ima jednu kćer.
Toplumsallıktan bireyciliğe geçişte yaşanan bu süreç Lirik şiiri beraberinde getirmiştir.Ova zbirka nastala je u razdoblju pjesnikove otvorenosti prema društvu.
İsa havarilerinden Petrus, Yakup ve Yuhanna'yı beraberinde alarak yüksek bir dağa çıkar.Isus je pozvao sa sobom na goru Petra, Ivana i Jakova.
Bu mikroorganizmanın keşfi, astorbiyoloji alanında yeni çıkarımları da beraberinde getirmiştir.Priekopníckym používaním mikroskopu prispel k viacerým objavom v oblasti biológie.
Spartaküs ve beraberindekiler Rhegium'a geçerler.Spartakus teda viedol svojich bojovníkov do mesta Rhegium.
Ona bu gece kaçacağını ve kardeşinide beraberinde götüreceğini söyler.Hovorí jej že by mala opustiť grófa a v náručí ju berie preč.
Şogun yönetimi donanma komutanı Enomoto ve beraberindeki gemiler 26 Ağustos günü Sendai Limanına ulaşır.Šogunatsko ladjevje pod poveljstvom Enomota Takeakija je v Sendaisko pristanišče prispelo 26. augusta.
Lana ise Paris’ten döner ve beraberinde de yeni erkek arkadaşı vardır.Lana, je še vedno v Parizu s svojo novo ljubeznijo.
Albümün başarısı birçok ödülü de beraberinde getirdi.Album je prejel številne nagrade Porin.
Beraberinde kimi İsveç şarkılarının notalarını da getirmişti.Na njem je prepevala švedske ljudske pesmi.
Bu, Krav Maga metodunun içinde gelişmeyi beraberinde getirdi.Tako je priporočljivo, da ti metodi združimo.
Kısa zamanda şirin köpek yavrusu Marley büyür fakat sorunlarıda beraberinde getirir.Marley iz mladička kmalu zraste v neubogljivega razgrajača, s katerim imata zakonca vse več problemov.
Ecevit ve beraberindekiler askeri birlikler geldikten sonra şehirden ayrıldı.Sigismund je nato z vojsko odšel na Češko.
Beraberinde Faurisson’u da Chomsky’nin iddialarına saygısız bir şekilde cevap verdiği için suçlamıştır.Zatrjeval je, da je sodišče nepravilno prevajalo Čeferinove izjave.
2007 yılındaki ulusal seçimler Belçika'da aylar süren bir siyasi krizi beraberinde getirdi.2010 m. įvykusiuose rinkimuose įvyko keletas konfliktų, kurie privedė prie šalies politinės krizės.
Beraberinde köpeğide varmış.Laimė, kad prieš ją bėgo šunelis.
Yine 1856 yılında Christ Church'e gelen yeni dekan Henry Liddell beraberinde genç ailesini de getirdi.1856 m. į Christ Church koledžą atsikėlė naujas dekanas Henry Liddell.
Hüseyin ve beraberindekilerin etrafı kuşatıldıktan sonra çoluk çocuk, hasta günlerce aç susuz bırakılır.Sukotajus ir Pidžajus (Pijai) pasidavė, o Fitsanulokas, iškankintas bado ir maro, krito po neilgos apsupties.
Powerbook ve diğer ürünlerin başarısı cironun artışını da beraberinde getirdi.PowerBooki ja teiste toodete edu tõi kaasa aastase puhaskasumi tõusu.