Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Det var kris och arbetslöshet.
Markos'u alıp beraberinde getir.Будь ласка, дозвольте цим маркларам залишитися.
Babası onu cepheye beraberinde götürmek zorunda kaldı.Його батько пішов на фронт.
Ne var ki, bu büyüme kendine özgü sorunları da beraberinde getirmiştir.Однак сама ця спроба приведе до росту сукупної плутанини.
Çorbanın özelliği ekmek ile birlikte değil, beraberinde hamur yutularak yenmesidir.Цю каву треба не пити, а мочати в неї хліб.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Це призвело до зростання бідності і безробіття.
Beraberinde hediyeler olur.І завжди привозив подарунки.
Genseric ve beraberindeki Vandallar birkaç gün sonra Roma'yı ele geçirdiler ve iki hafta boyunca yağmaladılar.2 червня вандали захопили Рим, після чого грабували його протягом двох тижнів.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.S kolonizací Europy jsou však spojené některé obtíže.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.Čerpáno z knihy Bytí Jeho filosofie Bytí zahrnuje širokou škálu filozoficko-náboženských jevů.
Beraberinde hediyeler olur.Jdou pouze darovat.
Brahe, beraberinde bir kurtarma ekibiyle onları aramak üzere Cooper Creek'e dönmüştü.Howitt byl vyslán zpět ke Cooper Creeku, aby přivezl těla.
Böylece devlet kontrolündeki dil ve beraberinde insan düşüncesi de devletin gerçeklik tanımına bağlı kalır.Stav řešení podnětu a odpověď úředníka občanovi vidí v systému i veřejnost.
Bu da kimi trafik sıkışıklığı sorunlarını da beraberinde getirmektedir.Varují také před dopravními komplikacemi.
Ancak şarkı beraberinde çeşitli tartışmalar getirdi.Píseň svou tematikou vzbudila velké kontroverze.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Město se tehdy potýkalo s velkou chudobou a nezaměstnaností.
Oğlu Avt’andil ve beraberindeki Gürcülerle birlikte 3 Ekim 1629 günü Halep'te öldürülür.Girogi Saakadze a jeho syn Avtandil byli zavražděni 3. října 1629 v Alepu.
Fransız Ordusu geri dönüş yolunda çok büyük bir yağma ganimetini de beraberinde götürmekteydi.Francouzi se do tábora vrátili triumfálně s velkou kořistí.
Europa'nın kolonizasyonu çeşitli zorlukları beraberinde getirmektedir.Colonizarea Europei este asociată cu o serie de probleme.
2015 yılı yeni değişiklikleri beraberinde getirdi.A 2015-ös év több változást is hozott.
Markos'u alıp beraberinde getir.Mariskáért jövök; magammal viszem.
Beraberinde hediyeler olur.Azoktól kapnak ajándékokat.
Birleşme, bazı sorunları da beraberinde getirmişti.Persze az alapítónak számos nehézséggel is meg kellett küzdenie.
Büyük ihtimalle mülteciler ve gemiler sarıhumma virüsünü ve sivrisinekleri beraberinde getirdiler.Jamgürcsi hadát megfutamították és Asztrahányt bevették a kán muskétásai és tüzérei.
Don't Cry, November Rain ve Estranged şarkıları beraberinde bir aşk hikâyesini anlatmaktadır.A Don't Cry, a November Rain és az Estranged klipjei nagy sikerrel futottak a zenecsatornákon.
Avrupa Birliği'ne katılım, başka bir otoyol inşaatı dalgasını beraberinde getirdi.Az Európai Uniós csatlakozás az autópálya-építés újabb hullámát hozta.
Haziran ile birlikte ısınan havalar, beraberinde başka sıkıntıları da getirmiştir.Sää parani maaliskuussa, mutta aiheutti samalla uusia ongelmia.
Beraberinde hediyeler olur.Sitten jaetaan lahjat.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Tämä merkitsi köyhyyden ja työttömyyden kasvua.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.Jumalan olemassaolon kysymyksiä tutkitaan uskonnonfilosofiassa.
Ancak Vajpayee'nin ilerleyen yaşı beraberinde önemli sağlık sorunları getirdi.Winehousella oli koko aikuisikänsä ajan terveysongelmia.
Sonuçta Lando, Leia ve beraberindekilerin kaçmasına yardım eder ve kendisi de onlara katılır.Gantu auttaa Lilon ja entisen apurinsa ulos tyrmästä ja lähtee heidän kanssaan Maahan.
Malların kendileri ya da ambalajları ve beraberindeki belgeler veya etiketler işaretlenmiştir.Nämä ruumiit tunnistettiin ulkonäön perusteella tai mukana olevien papereiden ja tavaroiden perusteella.
Bu istilalar İtalyan edebiyatı ve sanatıyla teması da beraberinde getirmişti.Paikalla on ollut merkitystä kirjallisuuden ja taiteiden kannalta.
Türk azınlığının uyumu beraberinde zorlukları da getirmiştir.Turkin puutteesta on omat haittatekijänsä.
17 Mayıs - George Boleyn ve beraberindeki 4 kişi vatana ihanet suçundan idam edildi.17 Μαΐου - Ο Γεώργιος Μπολέυν και άλλα τέσσερα άτομα εκτελούνται για προδοσία.
Ona bu gece kaçacağını ve kardeşinide beraberinde götüreceğini söyler.Της λέει τότε ότι θα την πάρει μαζί του αν πείσει την αδερφή της να έρθει μαζί.
Hüseyin ve beraberindekilerin etrafı kuşatıldıktan sonra çoluk çocuk, hasta günlerce aç susuz bırakılır.Στον Κόζιακα μαζί με τους αντάρτες που τον ακολουθούσαν ελήχθηκαν κάμποσες μέρες πεινασμένοι και διψασμένοι.
Ancak şarkı beraberinde çeşitli tartışmalar getirdi.Et par af sangene gav hende dog problemer.
Beraberinde hediyeler olur.Gaver skal modtages.
1917’de Fransa’da Paul Langevin ve beraberinde çalışanlar “ultrasonic submarine dedektör” ürettiler.I 1917 udviklede Paul Langevin i Frankrig en ubådsdetektor, (som i dag bærer hans navn), baseret på ultralyd.
Tanrı'nın varlığı konusunu tartışmak, birçok felsefi problemi beraberinde getirir.Diskusjonen om eksistensen om Gud fremmer mange filosofiske spørsmål.
Yakup beraberindekilere, "Yabancı ilahlarınızı atın" dedi, "Kendinizi arındırıp giysilerinizi değiştirin.Jakob ber huset sitt «få bort de fremmede gudene som finnes hos dere, rens dere og skift klær!».
Powerbook ve diğer ürünlerin başarısı cironun artışını da beraberinde getirdi.Suksessen med PowerBook-modellene og andre produkter førte til at omsetningen økte.
17 Mayıs - George Boleyn ve beraberindeki 4 kişi vatana ihanet suçundan idam edildi.George Boleyn og de andre tiltalte mennene ble henrettet den 17. mai.
Yine 1856 yılında Christ Church'e gelen yeni dekan Henry Liddell beraberinde genç ailesini de getirdi.I 1856 ble en ny dekan ansatt ved Christ Church, Henry Liddell, som ankom med sin unge kone og barn.
Kriz yoksulluk ve işsizliği beraberinde getirmişti.Dette førte mange inn i arbeidsløshet og fattigdom.
2015 yılı yeni değişiklikleri beraberinde getirdi.Programmet gjennomgikk betydelige endringer i 2015.
Ancak şarkı beraberinde çeşitli tartışmalar getirdi.Men sangen var omgitt av flere kontroverser.
O Çin'den bir Çin prensesi ile evlenmiş ve o bir put tapınağınıda beraberinde Rāmitan'a getirmiştir..Ia menikah dengan Cina, seorang putri Cina, dan ia membawa sebuah patung Rāmitan'a tapınağınıda bersama .
Daha sonra da beraberindeki Müslümanlar'la Kâbe'yi tavaf etti.Sesudah itu Ia memberikan mereka hakim-hakim sampai pada zaman nabi Samuel."
Bu ise, çok ince bir planlamayı ve yine de birçok güçlüğü beraberinde getirmekteydi.Melakoni usaha ini juga ada juga yang berhasil dan banyak pula yang bangkrut.
Şogun yönetimi donanma komutanı Enomoto ve beraberindeki gemiler 26 Ağustos günü Sendai Limanına ulaşır.Armada Enomoto bergabung di Pelabuhan Sendai pada 26 Agustus.
Spartaküs ve beraberindekiler Rhegium'a geçerler.Pasukan Spartacus kemudian mundur ke arah Rhegium.
Beraberinde hediyeler olur.Mereka akan bertukar hadiah.
Bu seferki görev ise çoktan çökmüş olan dünyayı ve beraberinde insanlığı daha temiz bir dünyaya taşımak.Tugas itu diemban pula karena konstelasi kehidupan dalam semesta sudah dan selalumenyempurnakan manusia.
Göç birçok sorunu da beraberinde getirmektedir."Kedewasaan membawa banyak hal.
Şogun yönetimi donanma komutanı Enomoto ve beraberindeki gemiler 26 Ağustos günü Sendai Limanına ulaşır.Hạm đội của Enomoto neo tại cảng Sendai ngày 26 tháng 8.
Beraberinde hediyeler olur.Hà Nội trao tặng.
Toplam kalite yönetimi bir sorumluluk anlayışını da beraberinde getirmektedir.Hội đồng nảy do Hương cả phụ trách chung.