Şimdi benzetmemizi tamamlamak istersek--- biraz düşünelim.Teraz, jeżeli chcemy uzupełnić naszą analogię -- zastanówmy się nad tym.
Şimdi benzetmemizi tamamlamak istersek--- biraz düşünelim.Wenn wir also unsere komplette Analogie wollen - lasst uns darüber nachdenken.
Şimdi benzetmemizi tamamlamak istersek--- biraz düşünelim.الآن اذا اردنا ان نكمل التشابه --دعونا نفكر بهذا
Şimdi benzetmemizi tamamlamak istersek--- biraz düşünelim.そのことを考えてみましょう。 通常の数学では、1* aだと、
Şimdi bu biraz tehlikeli bir benzetme; çünkü hepimiz biliyoruz ki물론 위험한 비유라는 것은 잘 압니다. 우리 모두 트로이 목마에
Şimdi bu biraz tehlikeli bir benzetme; çünkü hepimiz biliyoruz kiЦе дещо небезпечна метафора, адже ми всі, звичайно, знаємо, що всередині
Şimdi bu biraz tehlikeli bir benzetme; çünkü hepimiz biliyoruz kiעכשיו זה מטאפורה קצת מסוכנת, כי כמובן שאנחנו יודעים שבתוך
Şimdi bu biraz tehlikeli bir benzetme; çünkü hepimiz biliyoruz kiإنّه تشبيه خطير بعض الشيء, لأننا نعلم أن مايوجد
Şimdi bu biraz tehlikeli bir benzetme; çünkü hepimiz biliyoruz kiなぜなら 周知の通り トロイアの木馬には 槍を持った兵士が潜んでいるからです
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Ascultaţi dar ce însemnează pilda sămăntorului.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Ấy vậy , các ngươi hãy nghe nghĩa ví_dụ về kẻ gieo giống là gì .
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Ấy vậy, các ngươi hãy nghe nghĩa ví dụ về kẻ gieo giống là gì.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Čujte torej vi priliko o sejalcu!
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin."Dengarlah apa arti perumpamaan tentang penabur itu
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Hören alltså I vad som menas med liknelsen om såningsmannen.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.그런즉 씨 뿌리는 비유를 들으라
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Kuulkaa siis te vertaus kylväjästä:
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Ouvi, pois, vós a parábola do semeador.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Så hør da I lignelsen om såmannen:
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Så hører nu I Lignelsen om Sædemanden!
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.So hört nun ihr dieses Gleichnis von dem Säemann:
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Ti halljátok meg azért a magvetõ példázatát.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Voi dunque intendete la parabola del seminatore
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Vosotros, pues, oíd la parábola del sembrador
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Vous donc, écoutez ce que signifie la parabole du semeur.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Vy tedy počujete podobenstvo o rozsievačovi.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Vy tedy slyšte podobenství rozsevače.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Wy tedy słuchajcie podobieństwa onego rozsiewcy.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Σεις λοιπον ακουσατε την παραβολην του σπειροντος.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Вие, прочее, чуйте какво значи притчата за сеяча.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Вы же выслушайте значение притчи о сеятеле:
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.Оце ж послухайте приповістї про сїяча.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.לכן אתם שמעו נא את משל הזורע׃
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.فاسمعوا انتم مثل الزارع.
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.所 以 你 們 當 聽 這 撒 種 的 比 喻
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin.所以 你 們當聽這 撒種 的 比喻
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.Eu uso o eufemismo conforto digestivo. Ou melhor, é com um desconforto digestivo, que o intestino se preocupa.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.Io uso l'eufemismo di 'conforto digestivo'. Ma in realtà è un disagio digestivo che interessa l'intestino.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.Jag använder beskrivningen "matsmältningsro". Egentligen är det matsmältningsoro som magen har hand om.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.Ja používam eufemizmus "tráviaci komfort", odborne je to "tráviaci diskomfort", na čo črevá reagujú.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.J'utilise l'euphémisme confort digestif. En fait, c'est un confort digestif, qui intéresse l'intestin.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.저는 완곡어인 소화를 사용하겠습니다. 실제로 소화는 장이 관여하는 관여하는 부분입니다.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.Nazywam to eufemistycznie: komfort trawienia. Choć jest to bardziej dyskomfort jeśli chodzi o jelita.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.Επιτρέψτε μου τη φράση, πεπτική άνεση ή καλύτερα -- πεπτική δυσανεξία. Αυτή τα απασχόλησε κυρίως.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.Я використовую евфемізм "комфорт травлення". Насправді кишечник пов'язаний з травним дискомфортом.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.Я использую термин "пищеварительный комфорт". На самом деле кишечник реагирует на пищеварительный дискомфорт.
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.הוא סומך יותר על הרגשות. אני משתמש בלשון נקיה של נוחות עיכולית. למעשה, זוהי אי-נוחות עיכולית,
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.انا استخدم التعبير المجازي " مريح للهضم " ولكن في الحقيقة ان " صعب الهضم " هو الامر الذي تهتم فيه المعدة
Sindirim konforu benzetmesini kullandım ama aslında barsağın esas ilgilendiği şey sindirim konforsuzluğudur.腸が実際に関わっているのは 不快適消化の方です 腹痛や満腹感などによって
Sonra, bu savını, içine süt koyduktan sonra soğuyan bir bardak kahveye benzetmesiyle destekledi.다음 그는 뜨거운 커피 그리고 곧 다른 컵에 관한.. 물... 거기에 우유를 넣어 아래로 냉각.
Sonra, bu savını, içine süt koyduktan sonra soğuyan bir bardak kahveye benzetmesiyle destekledi.Und dann er sagt es ist wie eine Kaffeetasse das ist heiß, sobald du Milch gieße wird es kälter.
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?A tedy vravel: Čomu je podobné kráľovstvo Božie, a čomu ho pripodobním?
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?Derfor sa han: Hvad er Guds rike likt, og hvad skal jeg ligne det med?
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?Diceva dunque: «A che cosa è simile il regno di Dio, e a che cosa lo rassomiglierò
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?El a mai zis: ,,Cu ce se aseamănă Împărăţia lui Dumnezeu, şi cu ce o voi asemăna?
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?Ele, pois, dizia: A que é semelhante o reino de Deus, e a que o compararei?
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?Er sprach aber: Wem ist das Reich Gottes gleich, und wem soll ich's vergleichen?
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?Han sagde da: "Hvad ligner Guds Rige, og hvormed skal jeg ligne det?
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?Il dit encore: A quoi le royaume de Dieu est-il semblable, et à quoi le comparerai-je?
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?I řekl Ježíš: Čemu podobno jest království Boží a k čemu je přirovnám?