Ben bunu Alaska'ya benzetiyorum.The analogy for me is Alaska.
Turta benzetmemize dönelim.So let's put this back into kind of the pie analogy.
Benzetme seviyesi işte buydu.That was the level of rhetoric.
Her ne kadar Sun gazetesi onu Sean Connery'e epey benzetmiş olsa da, adı Nostradamus.His name is Nostradamus, although here the Sun have made him look a little bit like Sean Connery.
Eğer bir kabınız varsa, bunu arabaya binmeye benzetebiliriz.So if you have a container, it's like getting in your car.
Medyada Amerikan kültürünün boğulduğu, yok olduğuna ilişkin benzetmeler yapıldı.Metaphors were thrown around in the media about floods flooding, drowning
Franklin, benzetimi sürdürürsek, bu gruplamayı, bir gemideki toplara benzetti.Franklin, continuing with the metaphor, likened this grouping to cannons on a ship.
Bunlar benzetmedir.Those are called similes.
Bir benzetme, karşılaştırma yaptığını kabul eden bir metafordur.A simile is a metaphor that admits it's making a comparison.
Benzetmeler sizi düşündürme eğilimindedir.Similes tend to make you think.
Ben gidip gelmelerini her zaman mekik çekmeye benzetmişimdir.Some babies are just trying to sit up, and that's what they do all day.
Ben bunu spora benzetiyorum.Now, this could be a good thing.
Gerçekleri, benzetmeye, mecaza ve kurguya bile dönüştürüyoruz.We turn facts into similes and metaphors, and even fantasies.
Onu bir spagetti kasesine benzetebiliriz: bazen ne olduğunu öğrenmek için yemek zorundasınızdır.It can be a bit like a bowl of spaghetti: sometimes you just have to eat it and see what happens.
Patlamış mısır, iyi bir benzetme olabilir.Popcorn might be a good analogy.
Firavunun arabalarına koşulu kısrağa benzetiyorum seni, aşkım benim!I have compared you, my love, to a steed in Pharaoh's chariots.
Öyleyse Tanrıyı kime benzeteceksiniz? Neyle karşılaştıracaksınız Onu?To whom then will you liken God? Or what likeness will you compare to him?
‹‹Beni kime benzeteceksiniz ki, Eşitim olsun?›› diyor Kutsal Olan."To whom then will you liken me? Who is my equal?" says the Holy One.
‹‹Beni kime benzetecek, Kime denk tutacaksınız? Kiminle karşılaştıracaksınız ki, benzer olalım?"To whom will you liken me, and make me equal, and compare me, that we may be like?
İsa onlara benzetmelerle birçok şey anlattı. ‹‹Bakın›› dedi, ‹‹Ekincinin biri tohum ekmeye çıktı.He spoke to them many things in parables, saying, "Behold, a farmer went out to sow.
Öğrencileri gelip İsaya, ‹‹Halka neden benzetmelerle konuşuyorsun?›› diye sordular.The disciples came, and said to him, "Why do you speak to them in parables?"
‹‹Şimdi ekinciyle ilgili benzetmeyi siz dinleyin."Hear, then, the parable of the farmer.
İsa bütün bu benzetmeleri anlattıktan sonra oradan ayrıldı.It happened that when Jesus had finished these parables, he departed from there.
Petrus, ‹‹Bu benzetmeyi bize açıkla›› dedi.Peter answered him, "Explain the parable to us."
Onikilerle öbür izleyicileri İsayla yalnız kalınca, kendisinden benzetmelerin anlamını sordular.When he was alone, those who were around him with the twelve asked him about the parables.
İsa sonra şöyle dedi: ‹‹Tanrının Egemenliğini neye benzetelim, nasıl bir benzetmeyle anlatalım?He said, "How will we liken the Kingdom of God? Or with what parable will we illustrate it?
İsa, Tanrı sözünü, buna benzer birçok benzetmeyle halkın anlayabildiği ölçüde anlatırdı.With many such parables he spoke the word to them, as they were able to hear it.
İsa kalabalığı bırakıp eve girince, öğrencileri Ona bu benzetmenin anlamını sordular.When he had entered into a house away from the multitude, his disciples asked him about the parable.
İsa, ‹‹Bu kuşağın insanlarını neye benzeteyim? Bunlar neye benziyorlar?›› dedi."To what then will I liken the people of this generation? What are they like?
‹‹Benzetmenin anlamı şudur: Tohum Tanrının sözüdür.Now the parable is this: The seed is the word of God.
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹Zengin bir adamın toprakları bol ürün verdi.He spoke a parable to them, saying, "The ground of a certain rich man brought forth abundantly.
Petrus, ‹‹Ya Rab›› dedi, ‹‹Bu benzetmeyi bizim için mi anlatıyorsun, yoksa herkes için mi?››Peter said to him, "Lord, are you telling this parable to us, or to everybody?"
Sonra İsa şunları söyledi: ‹‹Tanrının Egemenliği neye benzer, onu neye benzeteyim?He said, "What is the Kingdom of God like? To what shall I compare it?
İsa yine, ‹‹Tanrının Egemenliğini neye benzeteyim?›› dedi.Again he said, "To what shall I compare the Kingdom of God?
İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: ‹‹İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın.He told them a parable. "See the fig tree, and all the trees.
Allah, hak ve batılı böyle benzetme ile anlatır. Köpük yok olup gider.The scum disappears like the foam on the bank, and that which is useful to man remains on the earth.
Allah'a meseller vermeğe (benzetmeler yapmağa) kalkmayın!So do not invent similitudes for God.
Çünkü Allah (benzetme yapmayı) bilir, siz ise bilmezsiniz!Indeed God knows, and you do not know.
Bak, senin için nasıl benzetmeler yaptılar da saptılar.Just see what comparisons they bring up for you!
Bu, daha önce inkar edenlerin sözlerine benzeterek ağızlarında geveledikleri sözdür.That is what they say with their tongues following assertions made by unbelievers before them.
Dilediği surete de benzetti seni.Shaping you into any form He pleased?
Kendi ağızlarının sözüdür bu. Kendilerinden önce inkâr edenlerin sözlerine benzetme yapıyorlar.That is what they say with their tongues following assertions made by unbelievers before them.
Biz benzetmeleri insanlar için yapıyoruz ki, inceden inceye düşünebilsinler.We offer these examples to men that they may think and reflect.
İnkarcılar ise "ALLAH bu benzetme ile neyi amaçladı," derler.But those who disbelieve say: "What does God mean by this parable?"
İçinizden, kadınlarını annelerine benzeterek yabancılaştıranlar bilirler ki onlar anaları değildir.Those of you who divorce your wives by calling them 'mothers,' cannot (make them) their mothers.
Bak, nasıl misaller verdiler (seni şa'ire, büyücüye, kahine ve mecnuna benzettiler) de şaştılar.See the kind of examples they invent for you!
Yoksa Allah'a, Allah gibi yaratması olan ortaklar buldular da, yaratmaları birbirine mi benzettiler?Have they appointed such as partners to Allah who created something like Allah did?
Baksana; senin için ne türlü benzetmeler yaptılar!See the kind of examples they invent for you!
Allah, öğüt almaları için insanlara böyle benzetmeler yapar.So God strikes similitudes for men; haply they will remember.
Bak, senin için nasıl benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık bir daha yolu bulamazlar.Behold, how they strike similitudes for thee, and go astray, and are unable to find a way!
(Sözlerini), önceden inkar etmiş(olan müşrik)lerin sözlerine benzetiyorlar.They imitate the saying of the disbelievers of old.
Kendilerinden önce inkâr edenlerin sözlerine benzetme yapıyorlar.They imitate the saying of the disbelievers of old.
(Sözlerini) daha önce kafir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar.They imitate the saying of the disbelievers of old.
Daha önce inkâra sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar.They imitate the saying of the disbelievers of old.
Allah, hak ve batılı böyle benzetme ile anlatır.Thus God exemplifies truth and falsehood.
Böylece, kendilerine mecazi tanımlar (benzetmeler) verilir.And it is given to them in likeness.
digiKam için kızılötesi filme benzetim eklentisiNameSimulate infrared film plugin for digiKam
digiKam için kızılötesi film benzetme eklentisiNameSimulate infrared film plugin for digiKam
DVD+R( W) için benzetim yapmaNo Simulation with DVD+R(W)
DVD- R( W) için benzetim yokNo Simulation with DVD-R(W)