Ana içeriğe geç
Sözlük

benli ile cümle

benli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.È un fatto semplicemente umano che talvolta il proprio io sembri dissolversi.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.Het is een basaal feit over mens-zijn dat het zelf soms schijnt weg te smelten.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.이것은 인간이라면 때로는 자아가 차츰 녹아 사라져 버리는것 같은 기분을 느끼는 간단한 것입니다
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.Podstawową zasadą człowieczeństwa jest to, że czasem jaźń się rozmywa.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.Por vezes o ego dissolve-se — é um facto básico do ser humano.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.Základní pravdou o lidství je, že občas jako by se Já rozplynulo.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.Είναι ένα βασικό στοιχείο της ανθρώπινης φύσης πως μερικές φορές ο εαυτός φαίνεται να χάνεται τελείως.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.Важна част от човешката природа е, че понякога егото просто изчезва.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.Хорошо известно, что иногда людям кажется, что эго исчезает.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.זו עובדה בסיסית בקשר להיותנו אנושיים, שלפעמים נדמה שה'אני' נמס מאיתנו.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.إنها فقط حقيقة جوهرية حول كوننا بشر حول أنه في بعض الأحيان تبدو الذات وكانها تذوب.
İnsan olmanın temel gerçeği, bazen benlik kavramı ortadan kayboluverir.時に自我がただ溶け去るように思えるのは。 そして、それが起こると、
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.A működésképtelen énem gyakorlatilag bele tudott kerülni egy, az enyémen kívüli, másik énbe.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Cái bản ngã trúc trắc của tôi đã thực sự hòa nhập vào một cá thể riêng biệt khác.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Diriku yang tidak berfungsi benar-benar dapat memasuki diri berbeda yang bukan milikku.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Eul meu disfuncţional se putea conecta la altă personalitate, nu a mea.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Il mio sé disfunzionale poteva veramente connettersi con un'altro sé, non il mio.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.제 불완전한 자신은 제것이 아닌 다른사람의 자신으로 실제로 연결할 수 있었습니다.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Mas o meu Eu disfuncional poderia realmente ligar-se com outro Eu que não era o meu.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Mein nicht funktionierendes Selbst konnte sich tatsächlich in ein anderes Selbst versetzen, das nicht ich war.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Mijn gestoorde zelf kon zich verbinden met een zelf dat niet het mijne was.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Mi sí mismo disfuncional pudo, de hecho, conectarse con otro sí mismo que no era el mío.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Mitt dysfunktionella själv kunde faktiskt koppla in till ett annan själv, inte mitt eget.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Moje dysfunkcyjne 'ja' rzeczywiście dostrajało się do innego, cudzego 'ja'.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Mon moi tourmenté pouvait véritablement se brancher sur un autre moi qui n'était pas le mien.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Ο δυσλειτουργικός εαυτός μου μπορούσε να προσαρμοστεί σε έναν άλλο εαυτό εκτός του δικού μου.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Мое неналаженное я смогло подсоединиться к другому я, к чужому.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Моето нефункциониращо Аз можеше всъщност да се впише в друго Аз, което не ми принадлежи.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.Моє неналагоджене я змогло під'єднатися до іншого я, чужого.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.העצמי הלקוי שלי יכל ממש להתחבר לעצמי אחר שאינו שלי.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.ذاتي المضطربة كانت فعليا تندمج بذات أخرى لا أملكها.
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.別の自己に つながることができたのです とても嬉しかったです
İşlevini yerine getiremeyen benliğim, benim olmayan, başka bir benliğe gerçekten bağlanabiliyordu.我無法運轉嘅自我 卻可以融入到 不屬於我自己的自我。
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Alltså det här är en direkt konflikt mellan det upplevande självet och självet som minns.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.A to je přímý rozpor mezi prožívajícím já a pamatujícím já.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Bây giờ đây là một xung đột trực tiếp giữ bản thân kinh nghiệm và bản thân ký ức.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Dette er et udtryk for en direkte konflikt mellem det oplevende selv og det erindrende selv.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Disini ada konflik tajam. antara sisi yang mengalami dan sisi yang mengingat.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.En fait, c'est un conflit direct entre le moi de l'expérience et le moi du souvenir.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Entonces se trata de un conflicto directo entre el yo que tiene experiencias y el yo que recuerda.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.E un conflict direct, între sinele momentului și sinele memoriei.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Ez egy közvetlen konfliktus a tapasztaló én és az emlékező én között.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Ide o priamy rozpor medzi zážitkovým JA a spomienkovým JA.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Isto é um conflito direto entre o eu que vive a experiência e o eu que recorda.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Jest to bezpośredni konflikt między doświadczeniem a wspomnieniem.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.이것은 경험하는 주체와 기억하는 주체의 직접적인 대립입니다.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Nun, das ist ein direkter Konflikt zwischen dem erlebenden Selbst und dem erinnernden Selbst.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Si tratta quindi di un conflitto diretto tra il sè che vive le esperienze ed il sè che le ricorda.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Tämä on suora ristiriita kokevan ja muistavan minuuden välillä.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Wel, dit is een rechtstreeks conflict tussen het ervarende en het herinnerende ik.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Αυτό είναι μια άμεση σύγκρουση μεταξύ του βιωματικού εαυτού και του εμπειρικού εαυτού.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Виникає прямий конфлікт між відчуттєвим та пам'ятєвим я.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.И появляется прямой конфликт между испытывающим и помнящим я.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.Това е пряк конфликт между преживяващата личност и помнещата личност.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.זהו קונפליקט ישיר בין האני החווה לאני הזוכר.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.الآن هذا هو تناقض مباشر بين نفسية التجربة ونفسية الذكرى.
İşte bu gördüğünüz deneyimleyen benlik ile anımsayan benlik arasındaki çelişki.経験の自己の視点で見ると 患者Bのほうが大変だったのは明らかです
İşte, büyürken yaşadığım, benlik ve kimlikle olan tüm bu etkileşim benim için çok zordu.Această întreagă interacţiune între eu şi identitate a fost foarte dificilă pentru mine când creşteam.
İşte, büyürken yaşadığım, benlik ve kimlikle olan tüm bu etkileşim benim için çok zordu.Also dieses Zusammenspiel von Selbst und Identität war für mich sehr schwierig während ich aufwuchs.
İşte, büyürken yaşadığım, benlik ve kimlikle olan tüm bu etkileşim benim için çok zordu.Así es que toda esta interacción entre el sí mismo y la identidad fue muy difícil para mí mientras crecía.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod