Bu noktaya geldim çünkü, bizim benlik olarak bildiğimiz,Tôi làm được điều đó, bởi vì nếu bạn có một khảo chiếu mà chúng ta biết là bản ngã,
Bu noktaya geldim çünkü, bizim benlik olarak bildiğimiz,Стигнах, защото ако трябва да имаме база, която наричаме Аз --
Bu noktaya geldim çünkü, bizim benlik olarak bildiğimiz,הגעתי לזה כיוון שאם רוצים נקודת ייחוס המוכרת לנו כעצמיות-
Bu noktaya geldim çünkü, bizim benlik olarak bildiğimiz,وصلت الى هذا لان, اذا كان لديك مرجع يعرف بالنفس
Bu noktaya geldim çünkü, bizim benlik olarak bildiğimiz,自分についての基準点のことを 自己とか自分と言います
Bunu hayatıma devam edebilmek için yapıyorum. Benliğimi tatmin etmek için değil.Io sto facendo questo per poter vivere una vita, non per soddisfare la mia vanità.
Bu onun kibirli, kendini beğenmiş benliğinin şekli.Det är formen på hans stolta, högmodiga jag.
Bu onun kibirli, kendini beğenmiş benliğinin şekli.Det er formen på hans stolte, hovmodige selv.
Bu onun kibirli, kendini beğenmiş benliğinin şekli.É a forma do seu ser orgulhoso e arrogante.
Bu onun kibirli, kendini beğenmiş benliğinin şekli.È la quintessenza della sua natura orgogliosa e arrogante.
Bu onun kibirli, kendini beğenmiş benliğinin şekli.Es realmente un acto de soberbia y arrogancia.
Bu onun kibirli, kendini beğenmiş benliğinin şekli.Se kertoo hänen ylpeydestään ja ylimielisyydestään.
Bu onun kibirli, kendini beğenmiş benliğinin şekli.Taką formę przyjmuje jego duma i arogancja.
Bu onun kibirli, kendini beğenmiş benliğinin şekli.Αυτή είναι η πραγματική μορφή του αλαζονικού εαυτού του.
Bu onun kibirli, kendini beğenmiş benliğinin şekli.Это и есть истинная форма его надменной сущности.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Abbiamo trovato che, con riferimento alla felicita' del sè che vive le esperienze.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Ceea ce am aflat se referă la fericirea sinelui experimental.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Chodzi tu o szczęście jaźni doświadczającej.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Chúng tôi tìm thất rằng với sự hạnh phúc của bản chất trải nghiệm.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Ezt a tapasztaló én boldogságára vonatkozóan találtuk.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Hallamos ese número con respecto a la felicidad del yo que tiene experiencias.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Het heeft te maken met het geluk van het ervarende ik.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Kita menemukan itu dalam hal kebahagiaan sisi yang mengalami.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.경험하는 주체의 행복에 관한 숫자였습니다.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Nalezli jsme to ve vztahu ke štěstí prožívajícího já.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.On a trouvé ça à propos du bonheur du "moi de l'expérience".
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Prišli sme na to s ohľadom na šťastie zážitkového JA.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Saimme sen selville kokevan minuuden onnellisuudesta.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Vi kom fram till att när det gäller lyckan hos det upplevande självet.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Wir fanden das im Hinblick auf das Glück des erlebenden Selbst.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Ανακαλύψαμε κάτι που αφορά την ευτυχία του βιωματικού εαυτού.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Ми отримали його відносно щастя відчуттєвого я.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Мы получили его в связи с счастьем испытывающего я.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.Открихме това по отношение на щастието на преживяващата личност.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.מצאנו שביחס לאושר של האני החווה.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.لقد وجدنا أنه بالنسبة لسعادة نفسية التجربة.
Bu rakamı deneyimleyen benliğin mutluluğu ile ilintili olarak bulduk.我々の感情は 収入と密接に 関わっていることです
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.És így igazából az idő az a kritikus változó, ami megkülönbözteti az emlékező ént a tapasztaló éntől.
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.Ja siten, aika on itse asiassa kriittinen muuttuja, joka erottaa muistavan minuuden kokevasta minuudesta.
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.같은 이유에서 시간이란 것은 기억하는 주체와 경험하는 주체를 구분짓는
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.Prin urmare, timpul devine variabila esenţială care distinge sinele memoriei de sinele momentului.
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.V tomto ohledu je čas kritickou proměnnou, která rozlišuje pamatující já od prožívajícího.
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.W ten sposób czas jest bardzo konkretną zmienną, która odróżnia jaźń pamiętającą od jaźni doświadczającej.
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.Z tohto dôvodu je čas veľmi dôležitou premennou ktorá odlišuje spomienkové JA od zážitkového JA.
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.В цьому ракурсі час - критична змінна, яка відрізняє пам'ятєве я від відчуттєвого.
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.И в этом ракурсе время -- критическая переменная, которая отличает помнящее я от испытывающего.
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.ובדרך הזאת, זמן הוא בעצם המשתנה הקריטי המבדיל בין האני הזוכר
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.وبهذه الطريقة، فان الوقت في الواقع متغير حرج يقوم بالتفريق بين نفسية الذكرى
Bu şekilde, zaman aslında anımsayan benliği deneyimleyen benlikten ayıran en kritik değişkendir.経験の自己を区別する- 重要なポイントです この休暇の例に 時間はあまり影響力はありません
Bu şeyi aşman lazım. İhtiyacı, ihtiyaç duymayı... ve kendi öz benliğinin özgürlüğünü hissetmek için.Tu dois dépasser cette chose, sortir du besoin, sentir la liberté de ton être.
Bu, tüm benliğini gerektirecek.A celú ťa to unesie.
Bu, tüm benliğini gerektirecek. Bu, tüm benliğinizi gerektirecek.A bude to vyžadovat tebe celou, tebe celou."
Bu, tüm benliğini gerektirecek. Bu, tüm benliğinizi gerektirecek.Це поглине тебе всю до останньої краплі"
Bu, tüm benliğini gerektirecek.Dan hal ini akan menguasaimu.
Bu, tüm benliğini gerektirecek.E entregar-te-ás totalmente.
Bu, tüm benliğini gerektirecek.En het zal alles van je vergen.
Bu, tüm benliğini gerektirecek.És mindenkire szükség lesz.
Bu, tüm benliğini gerektirecek.E ti affiderai completamente.
Bu, tüm benliğini gerektirecek.Et tu t'y consacreras toute entière.
Bu, tüm benliğini gerektirecek.그리고 그것이 너를 지켜줄거야.