Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.Știu, gardurile electrice au fost deja inventate, dar vreau sa îl fac pe al meu.
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.Tapi aku tahu kalau pagar elektrik sudah ditemukan tapi aku ingin membuat milikku sendiri (Tawa)
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.Tiedän, että sähköaita on jo keksitty, mutta haluan tehdä omani.
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.Uma vedação elétrica?
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.¿Una cerca eléctrica?
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.Vím, že elektrické ohradníky jsou už dávno vynalezené, ale chci udělat svůj vlastní.
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.Ηλεκτρικό φράχτη;
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.КА:
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.Крис: Ограда? Знам, че вече са измислени, ама искам да си направя моя.
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.Но я знаю, что такие заборы уже изобретены, но я хочу сделать свой.
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.אני רוצה לבנות גדר חשמלית. כ"א: גדר חשמלית?
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.أريد أن أصنع سور مكهرب. كريس: سور مكهرب؟
Elektrikli çitlerin zaten icat edildiğini biliyorum, ama ben benimkini yapmak istiyorum.電気フェンスが発明済なのは 分かっているんですが・・・
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukAltele mi-ar rupe pestera unde se afla Echo, Şi face limba ei aerisit mai răguşit decat al meu
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukAltrimenti dovrei strappare la grotta dove si trova Echo, e fa la sua lingua arioso più roca del mio
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukAnnars skulle jag riva den grotta där ECHO ligger, och gör henne luftig tunga hesare än mitt
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukElse bi solza jamo, kjer Echo laži, in jo pripravil zračen jezik bolj hripav kot mine
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukElse ville jeg rive hulen, hvor Echo ligger, og få hende til luftige tungen mere hæs end min
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukInak by som sa trhať jaskyne, kde Echo leží, a aby jej vzdušný jazyk viac než moje chrapľavý
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukJinak bych se trhat jeskyně, kde Echo leží, a aby její vzdušný jazyk víc než moje chraplavý
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukKhác, tôi sẽ xé các hang động Echo nằm, làm cho lưỡi thoáng mát cô khàn hơn so với tôi
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğuk아니면 제가 에코 거짓말 동굴 눈물, 그리고 나보다 그녀 공기 혀를 더 쉰 만들 것입니다
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukKülönben is én szakadás a barlangba, ahol Echo fekszik, és amitől levegős nyelv több, rekedt, mint az enyém
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukLagi aku merobek gua dimana terletak Echo, Dan membuat lidah lapang nya lebih serak dari saya
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukMais eu rasgo a caverna onde Eco mentiras, e torná-la mais arejada língua rouca do que a minha
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukMás iba a romper la cueva donde se encuentra Echo, y que su lengua ventilado más ronca que la mía
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukMuuten olisin repiä luola, jossa Echo valheita, ja antaa hänen ilmava kielensä enemmän käheä kuin omani
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukSonst würde ich reiße die Höhle, wo Echo liegt, und machen sie luftige Zunge mehr heiser als meins
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukZou ik anders scheurt de grot waar Echo ligt, en maken haar luchtige tong meer hees dan de mijne
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukΑλλιώς θα μου δάκρυ τη σπηλιά όπου η ECHO βρίσκεται, και να ευάερο τη γλώσσα της πιο βραχνή από το ορυχείο
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukИначе бих сълза на пещерата, където се крие Echo, и да си ефирен език по-дрезгав от моята
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukОстальное я буду рвать пещере, где Эхо лжи, и сделать ее более просторный язык хриплым, чем мой
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukאחרת הייתי לקרוע את המערה שבה הד שקרים, ולעשות את הלשון שלה צרוד אוורירי יותר משלי
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğukوآخر أنتزع الكهف حيث يكمن الارتداد ، وجعل لسانها مهواة أجش أكثر من الألغام
Else Echo yatıyor mağara Ben gözyaşı Ve benimkinden daha havadar bir dil daha boğuk私のロミオの名前の繰り返しで。
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım.저는 아버지의 생각과 제 생각을 편집해서 제 아들을 위해서 출판한 책을 남겨주려고 결심했습니다.
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım."tentando emergir de novo, com pés firmes, "para continuar a lutar e a florescer, "tal como me ensinaste.
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım.אבל אני מחוייבת לקבץ את מחשבותיו עם שלי לכדי ספר, ולהשאיר את הספר הזה לבני.
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım.لكني ملتزمة بترجمة أفكاره وأفكاري في كتاب، وترك ذلك الكتاب المنشور لولدي
Fakat onun düşüncelerine ve benimkinleri toplamaya yeltendim. bu kitabı oğlum için bıraktım.息子に残すことを誓いました 私が父の火葬の時に書いた詩で、
Hayır, benimki de, gerçek oldu.Không, tôi là có thật, quá.
Hayır, benimki de, gerçek oldu.Não, o meu era real, também.
Hayır, benimki de, gerçek oldu.No, el mío era real, también.
Hayır, benimki de, gerçek oldu.Non, le mien était vrai.
Hayır, benimki de, gerçek oldu.לא, שלי היה אמיתי, יותר מדי.
Hayır, benimki de, gerçek oldu.لا، كان منجم حقيقي أيضا.
Hayır, benimki de, gerçek oldu.それは本当だったのですか?
Herkesin dünyayı değiştirecek şeyleri var. Ve benimki ise bu.Кожен має таку ідею.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Các bạn không cần phải có ông tôi, dù tôi ước là các bạn có.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Choć dziadka nic nie zastąpi.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Du behøver ikke min bedstefar, selv om du ville ønske du havde haft ham.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Enää ei tarvita minun isoisääni, vaikka toivoisitte kyllä että teillä olisi hänet.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Je hebt mijn opa niet meer nodig, al had je er graag zo een gehad.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.여러분에게는 제 할아버지가 필요하다고 생각해도 필요하지 않습니다
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Man müsste meinen Großvater nicht haben, obwohl man sich das wohl wünschen würde.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Não é preciso um avô como o meu, embora gostassem de ter.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Nepotřebujete mít mého dědu, i kdyby jste si přáli ho mít.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.No necesitan a mi abuelo, aunque ya quisieran.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Non vi serve mio nonno, anche se vi sarebbe piaciuto averlo.
İlla benimkisi gibi bir dedeniz olmasına gerek yok, tabi keşke olsaydı.Nu trebuie să îl fi avut pe bunicul meu, deşi v-aţi fi dorit asta.