beni ile cümle
beni kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Patronum benim iki katım kadar yaşlıdır.My boss is twice as old as I am.
Özür diledim fakat o zaman bile benimle konuşmadı.I apologized, but even then she wouldn't speak to me.
Araba ile oraya ulaşmak benim bir buçuk saatimi aldı.It took me an hour and a half to get there by car.
Beni eve götürecek misin?Will you drive me home?
Lütfen arabayla beni almaya gel.Please come to pick me up.
Birçok kişi arabalarla ilgilenir fakat arabalar benim için bir şey ifade etmiyor.Lots of people are interested in cars, but they're really nothing to me.
Niçin beni arabayla götür müyorsun?Why don't you give me a ride?
Beni arabayla götürür müsün?Will you give me a ride?
Beni arabanızla götürür müsünüz?Could you give me a lift in your car?
Beni arabanla bırakıp bırakamıyacağını merak ediyordum.I was wondering if you could give me a lift.
Arabayı yıkayan çocuk benim erkek kardeşimdir.The boy washing the car is my brother.
Arabalar satmak benim işim.Selling motorcars is my business.
Dün genç bir kadın beni görmeye geldi.It was yesterday that a young woman came to see me.
Yalnız olduğun zaman gelmeye ve benimle konuşmaya çekinme.Whenever you get lonely, feel free to come and talk to me.
Onu benim için ısmarlar mısınız?Can you order it for me?
Benim ellerim ve ayaklarım şişti.My hands and legs are swollen.
Benim dizüstü bilgisayarıma adınızı yazar mısınız?Would you write your name in my notebook?
Şirket gayri resmi olarak beni işe almaya karar verdi.The company has unofficially decided to employ me.
Bu hafta sonu beni görmeye gelmeyecek misin?Won't you come and see me this weekend?
On iki saatlik yolculuk beni çok yordu.The twelve-hour journey had tired me out.
Amcam beni kırsalda gezmeye götürdü.My uncle took me for a ride in the countryside.
Öğretmen derse geç kaldığım için beni affetti.The teacher excused me for being late for class.
O beni ziyaret ettiğinde dışarı gitmek üzereydim.I was about to go out when he called on me.
O beni görmeye geldiğinde çıkmak üzereydim.I was about to go out when he came to see me.
Çıkarın beni!Let me out!
Beni karşılamak için geldiğiniz için teşekkür ederim.Thank you for coming to meet me.
Beni karşılamaya geldiğin için teşekkürler.Thank you for coming to meet me.
Benim kötü bir kanamam var.I'm bleeding badly.
Çıkmadan önce beni ara.Call me before you leave.
Sıcaklık bütün gece beni uyanık tuttu.The heat kept me awake all night.
Benim yardımıma ihtiyacınız olursa beni arayın.Call on me if you need my assistance.
Yardım istemek için onun beni duymasında sorun yaşadım.I had trouble making him hear me calling for help.
Benim küçük parmağım şişti.My little finger is swollen.
Benim yapacak biraz alışverişim var.I have some shopping to do.
Kısa bir yürüyüş beni göle getirdi.A short walk brought me to the lake.
Benim önümde bir kız göründü.A girl appeared before me.
Kız beni tebessümle selamladı.The girl greeted me with a smile.
Çocuk beni gördüğünde kaçtı.The boy ran away when he saw me.
Oğlan beni görünce kaçtı.The boy ran away when he saw me.
Beni davet ettiğin için çok çok teşekkür ederim.Thank you so much for inviting me.
Beni eğlendiriyorsun.You amuse me.
Beni güldürme!Don't make me laugh!
Bu delil benim aleyhime.The evidence was against me.
Patronum beni akşam yemeğine davet etti.My boss invited me to dinner.
Patronum beni 30 dakikadan daha fazla alıkoydu.My boss detained me more than 30 minutes.
Patronum sık sık işe gelmediğim için beni azarladı.My boss called me down for frequent absence from work.
Patronum ofis telefonundan özel görüşme yaptığım için beni azarladı.My boss called me down for making private calls on the office phone.
Patronum benim işe uygun olduğumu düşünmüyor.My boss doesn't think I am equal to the job.
Benim transfer etmem gerekiyor mu?Do I need to transfer?
Benim şaka çok iyi gitti.My joke went over very well.
Benimle dalga geçme!Don't pull my leg!
Lütfen benim için yer açar mısın?Could you please make room for me?
Buhar benim gözlüğümü buğulandırdı.The steam has fogged my glasses.
Yemeğin kokusu beni acıktırdı.The smell of food made me hungry.
Yemekler benim zevkime uymuyor.The meals don't suit my taste.
Yemek pişirmenin kokusu beni acıktırıyor.The smell of cooking makes me hungry.
Benim olağanüstü bir iştahım var.I have an extraordinary appetite.
Benim dudaklarım çatlamış.I have chapped lips.
Beni aradığında yatmak üzereydim.I was about to go to bed when he called me up.
O beni aradığında yatmak üzereydim.I was about to go to bed when he called me up.