bencil ile cümle
bencil kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Deli, aptal ve bencil oldukları için.Nie wiem.
Deli, aptal ve bencil oldukları için.No lo sé
Deli, aptal ve bencil oldukları için.Non lo so.
Deli, aptal ve bencil oldukları için.クレイジーでバカげた 自分勝手な理由で
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Der Gefühlskälte. Der Selbstsucht. - Der Rücksichtslosigkeit.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Der Gefühlskälte. Der Selbstsucht. - Der Rücksichtslosigkeit.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Insensibilidad, egoísmo, crueldad.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.-Känslokyla, själviskhet, hänsynslöshet. -Nej.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.- Nepãsãtor, egoist, nemilos. - Nu-i aºa.
Duygusuzluk, bencillik, acımasızlık.Tunnekylmyydestä, itsekkyydestä, häikäilemättömyydestä.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Dacă acest cimpanzeu face alegerea egoistă, care e jetonul roșu în acest caz, trebuie să ni-l dea nouă.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Dus als deze chimp egoïstisch kiest, de rode token in dit geval, geeft hij die aan ons.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Ha ez a csimpánz önző döntést hoz, ami a piros zseton ebben az esetben, oda kell adnia nekünk.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Jeśli ten szympans dokona samolubnego wyboru, w tym przypadku to klocek czerwony, musi nam go podać.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Jos tämä simpanssi valitsee itsekkäästi, eli tässä tapauksessa punaisen merkin, sen pitää antaa se meille.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Když tedy tento šimpanz provede sobecký výběr, což je v tomto případě červená značka, musí nám ji podat.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.이 침판지가 이기적인 선택을 하면, 즉, 빨간 토큰을 선택하면 그걸 우리에게 주죠. 그럼 우리는 그 토큰을 받아서
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Så om schimpansen gör det själviska valet, vilket är den röda polletten, behöver han ge den till oss.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Se este chimpanzé fizer a escolha egoísta, que neste caso é a ficha vermelha, tem de no-la dar.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Se questo fa la scelta egoista, in questo caso la pedina rossa, lo deve consegnare a noi.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Si este monito hace la elección egoísta, en este caso es la roja, él nos la debe entregar.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Takže ak sa tento šimpanz rozhodne sebecky, čo je v tomto prípade červený žetón, musí nám ho dať.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Ta šimpanz torej sprejme sebično odločitev, v tem primeru je to rdeč žeton, ki ga mora dati nam.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Если шимпанзе сделает эгоистичный выбор, в нашем случае это красный цилиндр, он должен отдать его нам.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.Якщо шимпанзе робить егоїстичний вибір, тобто бере червоний жетон, він віддає його нам.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.אז אם השימפנזה הזה בוחר בבחירה האנוכית, שבמקרה זה היא האסימון האדום, הוא צריך לתת אותו לנו.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.وبالتالي فإن اختار هذا الشمبانزي الخيار الأناني، والذي هو في هذه الحالة القطعة الحمراء، عليه أن يعطينا إياها.
Eğer bir şempanze bencil bir seçim yaparsa, bu durumda kırmızı marka, onu bize vermek zorunda.この場合は赤色ですが 彼はそれを実験者に渡し 実験者はそれを受け取り 2個の餌があるテーブルに置きます
En basit anlamıyla, bencillik kendin olmaktır.Essere egoisti significa soltanto essere se stessi.
En basit anlamıyla, bencillik kendin olmaktır.Selbstsüchtig zu sein heißt ganz einfach du selbst zu sein
En basit anlamıyla, bencillik kendin olmaktır.Trở nên ích kỷ đơn giản có nghĩa là Trở thành chính bạn
En basit anlamıyla, bencillik kendin olmaktır.لتكون انانياً يعني ببساطة ان تكون نفسك.
Gen Bencildir adlı kitabında ortaya attı."Az önző gén" című könyvében.
Gen Bencildir adlı kitabında ortaya attı.명백하고 확실한 것으로 만들었습니다.
Gen Bencildir adlı kitabında ortaya attı. Şimdi burada "onun" fikrinden bahsediyorum.Ik ben hier nu over zijn idee aan het vertellen.
Gen Bencildir adlı kitabında ortaya attı.בספרו "הגֶן האנוכי",
Gen Bencildir adlı kitabında ortaya attı.في كتابه "أنانية الصفة الوراثية."
Gen Bencildir adlı kitabında ortaya attı.今 私はここで彼のアイデアについて話しています
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Ale przypuśćmy, że gen jednego z nich mutuje i osobnik ten obiera samolubną strategię.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Are loc o mutaţie într-o genă şi unul dintre ei se transformă, dintr-o strategie egoistă.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.C'è una mutazione nei geni e uno di loro muta e segue una strategia egoistica.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Có biến dị trong gene và một trong số chúng đi theo một chiến lược ích kỷ.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor. Diğerlerini kullanmaya başlıyor.Ocorre uma mutação no gene e um deles sofre uma mutação para entrar numa estratégia egoísta.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Dojde k mutaci v genu a jeden z nich zmutuje tak, že se řídí sobeckou strategií.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Er is een mutatie in het gen en een van hen muteert, en volgt een egoïstische strategie.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Es gibt eine Genmutation und einer von ihnen verfolgt nun eine egoistische Strategie.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Hay una mutación en su gen y adopta una estrategia egoísta.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.유전자 변이가 일어나고, 그중에 한놈이 이기적인 전략을 따른다고 해보죠.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Une mutation dans le gène se produit et l'un d'eux mute afin de suivre une stratégie individualiste.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Van egy génmutáció, és egyikük úgy mutálódott, hogy önző stratégiát kövessen.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Υπάρχει μια μετάλλαξη στο γονίδιο και κάποιο μεταλλάσσεται και ακολουθεί μια εγωιστική στρατηγική.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Появява се мутация в гена и един от тях мутира към егоистично поведение.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.Это генная мутация, и в результате один из них действует из эгоистических соображений.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.יש מוטציה בגן ואחד מהם עובר מוטציה לנהוג לפי אסטרטגיה אנוכית.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.هناك تَحوّرٌ في المورثة وأن أحدَها يتحَوّر ليَتّبِعَ استراتيجيةً أنانية.
Geninde bir mutasyon oluşuyor ve bencil bir yol izlemeye programlanıyor.彼らの一つが突然変異して利己的な戦略をとります。 他人を利用します。
Görüş açımı yükseltiyorum; fakat halâ çok bencil --bencil-egoist?-- evet, bencil.Alzo l'angolo di visione, ma è ancora molto - egoista, egoista, egoiste - sì, egoista.
Görüş açımı yükseltiyorum; fakat halâ çok bencil --bencil-egoist?-- evet, bencil.Ich hebe den Blickwinkel, aber es ist immer noch sehr - egoistisch, egoiste - ja, egoistisch.
Görüş açımı yükseltiyorum; fakat halâ çok bencil --bencil-egoist?-- evet, bencil.Ik kijk meer omhoog, maar het is nog steeds erg egoïstisch.
Görüş açımı yükseltiyorum; fakat halâ çok bencil --bencil-egoist?-- evet, bencil.J'élève l'angle de vue, mais c'est toujours très -- égoïste -- oui, égoïste.