Lütfen beni 5'te havaalanından al.Please pick me up at the airport at five.
Gökyüzünde benim sayabileceğimden daha fazla yıldız var.There are more stars in the sky than I can count.
Ben dokuzda gelmeni istiyorum.I'd like you to come at nine.
Cuma geldiğinde benim rahatlama ve hafta sonunun keyfini çıkarma zamanım.When Friday comes around, it's time for me to let my hair down and enjoy the weekend.
Bence para sevgisi hepimiz için ortak.I think the love of money is common to us all.
Ben sana parayı yarın vereceğim.I will give you the money tomorrow.
Altın renk olarak pirinç madenine benzer.Gold is similar in color to brass.
Benim az param var.I have little money.
Benim biraz param var.I have a little money.
Ben paraya sıkışmadım.I'm not pressed for money.
Para ve ben birbirimize yabancıyız, yani, ben fakirim.Money and I are strangers; in other words, I am poor.
Bugünlerde az sayıda kişi beni ziyaret eder.Few people visit me these days.
Ben kısa sürede sizinle irtibata geçeceğim.I'll get in touch with you soon.
Ben yakın gelecekte bir ara sana uğrayacağım.I'll drop in on you sometime in the near future.
Ben kısa sürede seninle tekrar görüşmek için sabırsızlanıyorum.I look forward to meeting you again soon.
Ben kısa sürede sizi tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to seeing you again soon.
Ben sigarayı bırakacağım.I'll give up smoking.
Benim kasık bölgemde bir kaşıntım var.I have an itch in my pubic area.
Beni korkuttun!You startled me!
Şaşkınlık beni konuşmamdan mahrum etti.Astonishment deprived me of speech.
Benim için sürpriz oldu, o, soruyu cevaplayamadı.To my surprise, she could not answer the question.
Benim için sürpriz oldu, çocuk Yokohama'dan buraya bütün yolu tek başına geldi.To my surprise, the child came here by himself all the way from Yokohama.
Onu ölü bulduğumda benim için sürpriz oldu.I found, to my surprise, that she was dead.
Benim için sürpriz oldu, o, ödülü kazandı.To my surprise, he won the prize.
Benim için sürpriz oldu, onlar eti çiğ yediler.To my surprise, they ate the meat raw.
Benim için büyük sürpriz oldu, kazandık.To my great surprise, we won!
Benim için sürpriz oldu, o başarısız oldu.To my surprise, he has failed.
Benim için sürpriz oldu, o bir anda gözden kayboldu.To my amazement, it disappeared in an instant.
Benim için sürpriz oldu, o çok iyi İngilizce konuştu.To my surprise, she spoke English very well.
Benim için sürpriz oldu, o çok güzel bir aktrisle evlendi.To my surprise, he got married to a very beautiful actress.
Benim için sürpriz oldu, o, sınavda başarısız oldu.To my surprise, he failed the examination.
Benim için sürpriz oldu, o benim teklifimi reddetti.To my surprise, he refused my offer.
Benim için sürpriz oldu, güzel bir sesi vardı.To my surprise, he had a beautiful voice.
Benim için sürpriz oldu, ünlü psikolog çocuk kaçırmakla suçlandı.To my surprise, the noted psychologist was accused of a kidnapping.
Benim için sürpriz oldu, antropolog cinayetle suçlandı.To my surprise, the anthropologist was accused of murder.
Beni öyle korkutma!Don't scare me like that!
Ben göğüs filmi çektirmek istiyorum.I'd like you to have a chest X-ray.
Ben, kalbim heyecanla atarken perdenin yükselmesini bekledim.I waited for the curtain to rise with my heart beating in excitement.
Ben kusacakmış gibi hissediyorum.I feel like vomiting.
Ben bir anjin krizi geçirdim.I had an angina attack.
Profesör çalışmalarımda beni teşvik etti.The professor encouraged me in my studies.
Profesörün sıkıcı dersi beni uyuttu.The professor's boring lecture put me to sleep.
Ben 15 yıldır bir öğretmenim.I have been a teacher for 15 years.
Kilise benim evimle seninki arasındadır.The church is between my house and yours.
Ders kitaplarınız kapalı olarak beni dinleyin.Listen to me with your textbooks closed.
Ben sadece yarışlarda kaybettim bu yüzden beş parasızım.I just lost at the races so I'm flat broke.
Ben tam olarak Kyoko'nun nerede yaşadığını bilmiyorum, ama Sannomiya yönünde.I don't know exactly where Kyoko lives, but it's in the direction of Sannomiya.
Balıkçılık benim hayatımda yok.Fishing is not in my life.
Ben balığa alerjim var.I'm allergic to fish.
Burası çok rahat, ben gerçekten evimdeymiş gibi hissediyorum.It's so comfortable here, I really feel at home.
Ben geçen baharda bir aşçılık dersi aldım ve ekmek pişirmeyi öğrendim.I took a cooking class last spring and learned to bake bread.
Geçen yaz, ben bir çiftlikte yarım zamanlı çalıştım.Last summer, I worked part time on the farm.
Ben iki şişe süt satın aldım.I bought two bottles of milk.
Ben bir litre süt istiyorum.I want a quart of milk.
Süt, yumurta, tereyağı ve benzeri şeyleri satın almalısınız.You must buy milk, eggs, butter, and so on.
Ben sığır yetiştiriyorum.I raise cattle.
Ben eski bir arkadaşa rastladım.I ran into an old friend.
Ben acele ile eve gittim.I hurried home.
Ben evimden dışarı koştum.I rushed out of my house.
Kız kardeşim ve ben tatilde Fuji Dağı'nın dibindeki ufak bir köyde kaldık.During the vacation my sister and I stayed at a small village at the foot of Mt. Fuji.