Senin yanında, Ben bu oyunda sadece bir acemiyim.Beside you, I'm only a beginner at this game.
Senin kadar ben de suçlanacağım.I as well as you am to blame.
Ben senden daha heyecanlı değilim.I am not excited any more than you are.
Dün senin kadar ben de okula geç kaldım.I as well as you was late for school yesterday.
Ben senin fikrini paylaşıyorum.I share your idea.
Sen ve ben çok iyi arkadaşlarız.You and I are very good friends.
Senin fikrinle benimki arasında temel bir fark vardır.There is a fundamental difference between your opinion and mine.
Oraya ya sen ya da ben gitmek zorundayım.Either you or I have to go there.
Fikrine katılmamak beni üzüyor.It pains me to disagree with your opinion.
Sen ve ben iyi arkadaşlarız fakat çok az ortak yönümüz var.You and I are good friends, but we have little in common.
Ben sık sık seninle tanıştığım yer hakkında düşünüyorum.I often think about the place where I met you.
Ben kararı tasvip etmiyorum.I don't approve your decision.
Sahile gidersen beni de dahil et.If you're going to the beach, count me in.
Sadece sen değil aynı zamanda ben de suçlanacaktım.Not only you but I also was to blame.
Sadece siz değil aynı zamanda ben de hatalıyım.Not only are you wrong, but I am wrong too.
Sadece siz değil aynı zamanda ben de suçlanmalıyım.We are both to blame.
Onun için sadece siz değil aynı zamanda ben de sorumluyum.You are not the only one responsible for it, I am too.
Eğer sizin bir itirazınız yoksa ben oldukça iyiyim.I'm quite all right if you have no objection to it.
Sen bana söyleyene kadar ben bu belgenin önemini farketmemiştim.I hadn't recognized the importance of this document until you told me about it.
Yokluğun beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed at your absence.
Gelip gelmemen benim için önemli değil.It does not matter to me whether you come or not.
Ben problemi kolaylıkla çözmene şaşırdım.I'm amazed by the ease with which you solve the problem.
Sen dönmeden önce ben buradan ayrılmış olacağım.I will have left here before you return.
Benim yerimde olsaydın ne yapardın?What would you do if you were in my place?
Ben yerimde ne yapacağını düşünmeni istiyorum.I would like you to think about what you would have done in my place.
Benim yerimde ne yapardın?What would you do in my place?
Siz ya da ben seçileceğim.You or I will be chosen.
Ya siz ya da ben hatalıyım.Either you or I am wrong.
Eğer meşgulseniz, ben size yardımcı olacağım.If you're busy, I'll help you.
Ben seni odaya girerken fark ettim.I noticed you entering my room.
Sen Japonya'dan uzaktayken görevlerini ben üsleneceğim.I'll take over your duties while you are away from Japan.
Ben çalışmak için dışarı gitmene itiraz etmiyorum fakat çocuklara kim bakacak.I don't object to your going out to work, but who will look after the children?
Senin nasihatın beni başarıya götürdü.Your advice led me to success.
İçeri geldiğin zaman beni uyandırmasan iyi olur.You had better not wake me up when you come in.
Önce sen konuş, ben daha sonra konuşacağım.You speak first; I will speak after.
Bana beni ne zaman arayacağını söyle.Tell me when you will call me.
Yardımınız olmasaydı, ben başarısız olabilirdim.If it were not for your help, I might have failed.
Senin O'ların A'ya benziyor.Your o's look like a's.
Seni senin beni sevdiğinden daha çok sevmiyorum.I don't like you any more than you like me.
Ben seni senin beni sevdiğinden daha çok seviyorum.I love you more than you love me.
Ya sen ya da ben onun yerine gitmeliyim.Either you or I must go in his place.
Sana beni aratan neden nedir?What's the reason that made you call me?
Benim yapmamı istediğin şey nedir?What is it that you want me to do?
Benim için yaptıkların için yeterince teşekkür edemiyorum.I can't thank you enough for what you did for me.
Öldüğün zaman, senin işlerine ben bakacağım.I'll look after your affairs when you are dead.
Sen gitmezsen, ben de gitmem.If you don't go, I won't, either.
Söylediğin şey beni şaşırttı.What you said surprised me.
Ben sizin zengin olduğunuzu biliyorum.I know you are rich.
Hatalıysan ben de hatalıyım.If you are wrong, I am wrong too.
Sen telefon ettiğinde ben çıkmak üzereydim.I was about to leave when you telephoned.
Bir pikniğe gidecek olman harika bence.I think it's wonderful that you're going on a picnic.
Sen burada olduğun sürece, ben kalacağım.As long as you're here, I'll stay.
Ne zaman gelirsen ben hazırım.Whenever you come, I'm ready.
Bitap düşene kadar benimle konuşabilirsin ama beni asla ikna edemeyeceksin.You can talk until you're blue in the face, but you'll never convince me.
İstediğin kadar gül; ben sonuna kadar planıma sadık kalacağım.Laugh as much as you like; I'll stick to my plan to the bitter end.
Benim çoraplar zaten kuru mu?Are my socks dry already?
Benim ayakkabıların tabanları yıprandı.The soles of my shoes are worn.
Benim ayakkabılar yıpranmış.My shoes are worn out.
Ben tesadüfen onunla karşılaştım.I met her by chance.
Ben seni havaalanında karşılamak için bir araba ayarladım.I arranged for a car to meet you at the airport.