Alevli silahlar belli bir süre ateş içinde bırakılabilir.但是,真槍在這種狀況下有走火的可能。
Taharetin belli başlı iki bölümü vardır.投注部份會有雙重機會。
William Caxton'ın ailesi belli değildir.李琼家世不详。
Boğularak öldükleri belli oluyordu.鉴定结论为死者系溺水死亡。
Arabanın son durumu belli değildir.宇宙的最終命运不得而知。
Çünkü o diğer dostları gibi belli bir surete bürünmezdi.你不再跟她像朋友般聊天。
"Açıkça belli olduğu üzere çok iyi bir şekilde saklanıyor.與和奏一樣有戀弟情結,不過隱藏得很好。
Bazı sülalelerin geçmişleri belli bazılarının ise belli değildir.一些次要角色的命运也不清晰。
Lehçe ya da diyalekt, bir dilin belli bir coğrafî bölgedeki insanlar tarafından konuşulan çeşididir.」 (四) 某地語、某地某地之間語 — 這是不同地域的方言。
Belli bir süre sonunda fikir üretme sürecine son verilir.说话时会稍稍停顿最后的一个字。
Bu işlem belli bir süre devam eder.這個過程需要時間。
Cevap bellidir.答唯不善。
Belli bir kadronun fonksiyonları açıkça tanımlanmıştır.作品人物的姓名,有相當程度的設定。
Çünkü altın karşılığı vardır ve ne zaman tedavülden kaldırılacağı bellidir.必有其时,有其财,而民乐于趋事,然后为之,则事易举。
Hidrojen gazının n=3'ten n=2'ye geçerken ürettiği H-alfa kırmızısı dünyanın belli renklerinden biridir.最熟悉的紅色H-α氫氣譜線,是n = 3的殼層和n = 2的殼層之間轉移的巴耳末系譜線,是在宇宙中最耀眼的顏色。
Bunların yazarı veya irticalen söyleyenleri belli değildir.这是否符合作者及制片人的原意仍不得而知。
Siyasi olarak Direniş belli bir ideolojiye mal edilememektedir.司法能动主义的诉求并不局限于任何特定的意识形态。
Calvin'in hassas sağlığı ve devlete olan faydalılığı Servet'e kişisel olarak karşı olduğunu belli etmiyordu.加尔文脆弱的健康状况以及他对于国家的作用使得他个人并未表现出对塞爾韋特的反对。
Ama bunu sadrazama açıkça belli etmedi.不過他當時顯然不知道那是支滿貫轟。
Belli bir süre sonra da ağabeyine teslim olarak öldürülmüştür.一柳直末死後,豐臣秀吉憐惜其無後,領地由其弟一柳直盛繼承。
Yapılacak şey belli: payitahta dönelim!董萼,字重照。
Sayı boncuklarının keşif tarihi belli değildir.它的光谱分类不确定。
The New York Times'dan Jon Pareles "Sözlerin kimi hedef aldığı özellikle belli," yazdı.《纽约时报》的喬恩·帕爾勒斯(Jon Pareles)写道:“《Document》既显得自信,又显得挑衅。
Görünmezlik rünü sizi belli bir süre görünmez yapar.將時間凝縮使自身於一瞬間內無敵。
Belli yarasa türlerinde patojenikolduğu düşünülmektedir.發動條件是受到一定程度的傷勢。
Mezarı belli değildir.这座坟墓应当不被打扰。
Bu gözlemin yürürlükteki kurama uymadığı belliydi, ama daha doyurucu bir açıklaması da yoktu.屋宇署表示經視察後認為安全,未有封樓的必要,但會密切監察。
Yiyecekler, pişirmeden önce ya da sonra belli bir süre buzdolabında saklanabilir.制成后可常温或置于冰箱中长期保存。
Salt tasarım kademe kademe geliştirilmiş veya ( belli bir bakış açısına bağlı olarak)darmadağındır.將來或能痛改前愆,或仍相沿錮習,自難逃朕之洞鑒。
Komisyonculardaki mevduat çoğunlukla sadece belli bir miktarda koruma altına alınır.大多数委员会协调某些具体领域的政策。
Ender bir yetenek olup olmadığı belli değildir.沒有特殊能力,十分普通。
Karmaşık savaşlar, sonu belli olmayan mücadelelerdense; zorluk çıkarmayan hamleleri tercih eder.為人重情重義也注重戰鬥公平,且並未做出過傷天害理之事。
“Helâl belli, haram da bellidir.비득(非得)은 불획(不獲)과 불성취(不成就)로 정의된다.
Yılın belli zamanlarında, belli yıldızlar doğar ve batar.그 해의 특정 시간이 되면 어떤 별들은 일출이나 일몰 때 뜨기도 하고 지기도 한다.
Hidrojen gazının n=3'ten n=2'ye geçerken ürettiği H-alfa kırmızısı dünyanın belli renklerinden biridir.수소 가스의 n=3에서 n=2로 전이되는 잘 알려져 있는 붉은 H-알파 스펙트럼선은 우주에서 잘 보이는 색 중 하나이다.
Vakat belli bir delir yoktur.이리자리는 명확한 신화가 없다.
Veyahut ışıma belli bir noktada durup geriye kara delik kalıntıları mı geride bırakır?소연(蕭然)이 어찌 쇄연(灑然)만 하며, 절세(絶世)가 어찌 무위(無位)만 하겠는가.
Can çalma yaptığınız vuruşun belli bir kısmının sizin canınıza eklenmesini sağlar.구분을 위해서 tebi(기호: Ti)라는 단위를 사용한다.
(Şüphesiz bu kadar düşük aydınlık düzeyini göz ancak belli bir uyum süresi sonunda görebilir.)그렇다면 그 밖의 다른 곳에서도 이와 같은 설(說)을 찾아볼 수 있는가?
Bu seferin bir haçlı seferi niteliği kazanıp kazanmadığı ise belli değildir.그러므로 어느 누구라도 그런 자들이 하느님의 자기 비하와 십자가 사건을 인식하는 것은 충분하지 않고, 그것은 전혀 도움이 되지 않는다.
Weber’in üniversite çağında sosyal bilimler alanında uzmanlaşmak isteyeceği açıkça belli idi.베버가 사회 과학 분야로 학업을 계속하리라는 것은 분명해 보였다.
Siperlerin ise belli bir koruma seviseyi vardı.워커 관세는 어떤 보호적 특징들을 포함하였다.
Ölüm dışında kişi hakları kayıplık (gaip)durumunda belli hükümlere tabidir.옛사람이 삼군(三軍)으로 하여금 죽음을 영광으로 삶을 치욕으로 생각하게 할 수 있었던 것은 오직 권징(勸懲)이 분명했기 때문이다.
Ağırlık taşırken ipin belli yerlerini zedeleyip zayıflatmaz.초구 정리는 구간을 ( 1 , 4 ] {\displaystyle (1,4]} 에서 {\displaystyle } 로 약화시키면 성립하지 않는다.
Belli bir süre sonra da ağabeyine teslim olarak öldürülmüştür.죽은 모네와는 친 자매 사이로 모네의 친 동생.
Fakat bunun bir yakıştırma olduğu bellidir.이것은 역설인 것처럼 보인다.
Kullanılıp kullanılmadığı belli değil. sPzb 41'ler ayrıca SdKfz 250/11 yarı paletli kamyonlara takıldı.사용되었는지는 알 수 없다. sPzb 41은 SdKfz 250반궤도 장갑차에 장착되었다; 이 형식은 SdKfz 250/11로 명명되었다.
"Düşman kesin saldırısının birkaç gün içinde yapılacağı belli oluyordu.적의 포격 등 고작 몇 일 밖에 걸리지 않는다”고 설명하고 있다.
Fakat bu grupların görevleri arasındaki farklılık ve ayrılık tam olarak belli değildir.이들 조직·집단의 권한·이해관계 및 책임은 떨어져 있어서는 안 되는 것이다.
Çünkü o diğer dostları gibi belli bir surete bürünmezdi.그는 자기 형제들처럼 눈에 띄는 삶을 살지 않았다.
İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır.두 명칭 모두 약간 오해의 소지가 있다.
Yaşıyor mu, ölü mü belli değil" demişti.다행인지 불행인지 죽지 않았다."고 전하였다.
Skora göre kazanan belli olur.점수가 높은 사람이 승리한다.
Her bir milletvekilinin kime oy verdiğinin belli olduğu ad okuyarak yapılan oylama görece çok azdır.18) 의(疑)는 구하여 찾기 때문에 각(覺)이라고도 하지만 혜(慧)와는 구별되기 때문에 이각(異覺)이라고 한다."
EDVAC, belli sayıda operasyonları gerçekleştirecek şekilde tasarlanmıştı.EDVAC은 일정한 수의 다양한 작업을 수행하기 위해 고안되었다.
Man dilinde vokatif hâl, en azından baştaki inceltmele belli edecek kadar vardır.NP에 들어 있는 언어는 증명을 검증하는 데 걸리는 시간이 적어도 증명 자체만큼 길다.
Kimlerin ne kadar zaman önce buralara geldiği belli değildir.언제 어떻게 이 자리에 백송이 있게 되었는가는 잘 알려져 있지 않다.
Yapılacak şey belli: payitahta dönelim!반품은 힘드니 제대로 고를 것~!
Bu sistem mürettebatı belli bir süre nükleer, biyolojik ve kimyasal silahlara karşı korumaktadır.함선에 승조한 승무원은 생물학전, 화학전과 핵전쟁으로부터 보호된다.
Vincenzo Bellini (1801–1835) - Sicilyalı İtalyan opera bestecisi.빈첸초 벨리니(Vincenzo Bellini, 1801~1835)는 이탈리아의 작곡가이다.