Ana içeriğe geç
Sözlük

belli ile cümle

belli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Açıkça bellidir ki, bunlar koordinat dönüşümü koşulları altında değişmezdir.Det er da kun nødvendig å vise at de forblir uforandret under disse tre bevegelsene.
Yükü belli bir yüksekliğe kaldırmak için kullanılır.Vekten holdes oppe i et forskyvbart oppheng.
Şişe bağı iki döngü'nün birbirine belli, nokta simetrili bir şekilde dolandırılmalarından oluşur.Flaskeknop består av to Burknop som er sammenslått på en bestemt måte som er symmetrisk rundt et midtpunkt.
Bu uyduların her birinin belli bir amacı vardır.Hvert av disse elementene har en spesiell betydning.
Bu katılımcılar için online oylama yolu ile Gösterilerde yer alacak katılımcılar belli olacak.Deretter er det anledning til å stemme fram sine kandidater på nettstedet.
Erkek kardeşlerinin isimleri belli değildir.Foreldrenes navn er ikke kjent.
Belli, 1863 yılında Roma'da geçirdiği felçten dolayı ölmüştür.Han døde som følge av krigsskader i 1863.
Kurulduğu yıldan itibaren her yıl, belli kategorilerde sinema ödülleri verir.Den deler ut årlige filmpriser i en rekke kategorier.
Belli maruziyet yollarının (solunum veya sindirim) risklerinin hesaplanması da zor olmuştur.Maka sesungguhnya bersama kesulitan ada kemudahan, sesungguhnya bersama kesulitan ada kemudahan.
Belli ki, Mauricius ya da Phocas'ın altında birçok kaleler yeniden inşa edilmiştir.Terbukti, banyak benteng dibangun kembali di bawah Maurice atau Phocas.
Boğularak öldükleri belli oluyordu.Jelas bahwa mereka mati lemas.
Amicus certus in re incerta cernitur Arkadaşlar kötü günde belli olur.Amicus certus in re incerta cernitur Seorang kawan sejati dapat dikenali pada saat yang penuh ketidakpastian.
Etki faktörü belli alandaki farklı dergileri karşılaştırmak amacıyla kullanılır.Faktor dampak digunakan untuk membandingkan berbagai jurnal dalam bidang tertentu.
Keiichi'yi sever ama belli etmez.Ia pernah mencintai Keiichi, walaupun hal tersebut tidak dibenarkan.
Birliğin daha öteye gidip gitmediği belli değildir.Lebih cepat mengetahui apakah ordernya done (terjadi) atau tidak.
Ayrıca her meclis belli problemleri incelemek için özel, veya seçme, komiteler atayabilir.Selain itu, tiap kamar dapat menamai atau memilih komite untuk mempelajari persoalan tertentu.
Bazıları ise sadece belli bir bölgeye özgüdür.Beberapa di antaranya hanya terjadi suatu wilayah dengan iklim tertentu.
Niyeti bellidir: Ağabeyiyle birlikte gitmek.Kemudian bergabung pula Aulia (saudara angkat Tiara).
Pankreas kanserine yakalandığı ameliyatta belli oldu.Dia didiagnosa dengan kanker pankreatik.
Asya halkları veya Asyatik halklar Asya nüfusunun belli bir kesiminden gelen halklardır.Templat:Ras Orang Asia atau orang Asiatik adalah orang yang berasal dari bagian penduduk Asia.
Ancak emri verenin kim olduğu belli değildir.Tidak jelas siapa yang memerintahkan untuk menyerah.
Kullanıcıları, isterlerse belli bir ücret ödeyerek resmi danışmanlık ve teknik destek hizmetleri alabilirler.Pengguna dapat memilih untuk membayar untuk dukungan teknis dan konsultasi.
Keza, kaç kez belli bir amaçla yola çıkıp, hiç istemedikleri veya hiç ummadıkları neticelere ulaşmışlardır?Sebab memang begitu banyaknya orang yang datang dan yang pergi, sehingga makanpun mereka tidak sempat.
Telif hakları, genellikle belli bir süre için geçerlidir.Pada umumnya pula, hak cipta memiliki masa berlaku tertentu yang terbatas.
Bu uyduların her birinin belli bir amacı vardır.Setiap lemparan pasti memiliki tujuan.
Oyun taşları masa üstüne belli bir düzende yerleştirilir.Papan permainan diletakkan di meja yang cukup besar.
Tesir mekanizması belli değildir.Alat mesin waktunya tidak ditunjukkan.
Mimarı belli değildir.Arsiteknya tak diketahui.
Belli bir miktar para toplandı.Sebagai akibatnya, ia mengumpulkan banyak uang.
(A) Bir üst tura çıktı ama sırası belli değil; (E) Elendi.Dia tenggelam secara cepat; sehingga tiada seorang pun dari krunya yang selamat.
Belli bir süre sonra da ağabeyine teslim olarak öldürülmüştür.Maka, Adiwijaya pun rela menyerahkan tanah Mataram pada kakak angkatnya itu.
Diğer oruçlar, belli yiyecekler veya maddeleri sınırlayarak kısmen kısıtlayıcı olabilir.Puasa lain mungkin hanya membatasi sebagian, membatasi makanan tertentu atau zat.
İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır.Benjamin juga bertemu Thomas Button, yang tidak mengungkapkan bahwa ia adalah ayah Benjamin.
Güç belli amaçlar doğrultusunda yönlendirilir.Dorongan dapat juga dikatakan sebagai kehendak yang terarah pada tujuan-tujuan tertentu.
Bu alan çizgilerinin belli başlı özellikleri vardır.Sarung ini memiliki beberapa motif khusus.
Dürtülerimizi yönlendirme, düzenleme ve kontrol etme eğilimimizi belli eder.Tugasnya adalah membimbing, mengatur, dan mengawasi.
Bellick yeni hücre arkadaşı ile tanışır.Groesbeek berkenalan dengan Ny.
Bununla birlikte belli kimyasal reaksiyonlara girer.Biasanya melibatkan beberapa reaksi kimia.
NBA seçmelerine girebilmek için belli şartlar vardır.Dia terpilih untuk berpartisipasi dalam NBA Draft Combine .
Grafikler belli bir ölçüye göre oluşur.Penentuan itu harus berdasarkan ukuran yang jelas.
Alacağı ücret belli oldu.Ada gaji yang dibayar.
Arabanın son durumu belli değildir.Tempat pembuangan terakhirnya tidak diketahui.
Kemanın bir sonraki durağı da belli olmuştur, New York.Selanjutnya Pigasus juga ditampilkan dalam sebuah pawai di New York City.
Filmin son çeyreğinde bu belli olur.Hal ini baru terungkap di bagian akhir film.
Senaryonun bir kısmı belli bir kronolojik sıraya göre değil, oyuncunun istediği sıraya göre devam eder.Setiap cerita berada dalam urutan kronologis, bukan urutan seperti yang disajikan dalam film.
Ender bir yetenek olup olmadığı belli değildir.Tanpa diasah, bakat itu tak pernah ada.
Demir Hasan Pehlivan'ın İstanbul'da ne kadar kaldığı belli değil.Tidak diketahui pasti berapa total Ghumah Baghi yang tersisa di Sumatera Selatan.
Eğer kırılma dışı bir hasar görürse de belli ölçüde kendini onarabilir.Jika ada mesin-mesin yang rusak semaksimal mungkin ia perbaiki sendiri.
Bununla birlikte manastırın uzun süre ayakta kaldığı bellidir.Meskipun sudah lama berdiri, bangunan ini masih terlihat berdiri dengan kokoh.
Beylik döneminin ne zaman başladığı belli değildir.Tidak jelas kapan pembuatan tempe dimulai.
2. sezonun çaylak güreşçileri NXT'nin 1. sezonunun 1 Haziran 2010 tarihindeki finalinde belli oldu.Kontestan musim 2 diberitahu pada episode terakhir untuk musim 1 pada tanggal 1 Juni, 2010.
İklim değişikliği, tüm dünyanın veya belli bir bölgenin ikliminin tarih boyunca değişikliğe uğraması demektir.Perubahan iklim terbatas hingga regional tertentu atau dapat terjadi di seluruh wilayah Bumi.
Bununla birlikte yılın belli dönemlerinde karasal iklimin etkileri görülmektedir.Namun dari tahun ke tahun tampaknya ada pergeseran mata pencaharian.
Wingates'in ise kökeni belli değildir.Tanda tangan Wingdings tidak pernah absen.
Ancak Kasım'ın ölmüş olup olmadığı belli değildir.Namun keduanya tidak tahu Koga masih hidup atau sudah mati.
Bir diğer yaklaşıma göre ise, çöğür belli bir sazın adı değildir.Namun menurut beberapa tatabahasawan lainnya, ekaśeṣa bukan merupakan kata jamak sama sekali.
Niyeti bellidir: Ağabeyiyle birlikte gitmek.Em ông là Ngoại Nhâm (外壬) lên nối ngôi .
Su-47 tanımlamasının, PAK FA tasarımından sonra kullanılıp kullanılmayacağı belli değildir.Tên định danh Su-47 có thể hoặc không được dùng lại cho thiết kế PAK FA.
Yaşıyor mu, ölü mü belli değil" demişti.Tôi chết hoặc sống cũng không hề gì."
2024 yılında sebebi belli olmayan bir hastalık yüzünden ölmüştür.Bà qua đời năm 1923, do một chứng bệnh không xác định được.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
belli ile cümle - Sayfa 42 - belli kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App