Kosova'nın statü takvimiyle ilgili belirsizlikler Belgrad ve Priştine'yi kızdırıyorIrritation in Belgrade, Pristina amid uncertainty over Kosovo status timetable
1990'ların Kosova ihtilafı, Priştine morgunda çürüyen kimliği belirsiz kalıntılarda devam ediyor.The 1990s Kosovo conflict drags on in the unidentified remains languishing in Pristina's morgue.
Tüm bunlar dış yatırımcılarda bir belirsizlik hissinin oluşmasına katkıda bulunuyor.All this gives rise to a feeling of uncertainty among foreign investors.
Fakat AK’nin Kasım raporundaki genel görüntü belirsiz.The outlook for the EC's November report, however, remains uncertain.
Türkiye bu belirsizliği ortadan kaldırmak amacıyla Irak'ı bir seçenek olarak görmeye başladı.To avoid this uncertainty, Turkey has started to view Iraq as an option.
Belirsizlikler zaten yeterince büyük."The uncertainties are already big enough."
PASOK'un hükümetin sorunlarından faydalanacak bir konumda olup olmadığı hâlâ belirsizliğini koruyor.It remains unclear whether PASOK is in a position to capitalise on the government's woes.
Dinlenen bazı gazeteciler, kimliği belirsiz kişiler aleyhinde davalar açtı.Some journalists filed private lawsuits against unknown offenders.
Makedonya ekonomisindeki belirsizlikler ortaya çıkıyorFoggy economics in Macedonia come into focus
Kosova Sırp kentinde yaşam: elektrik kesintileri ve belirsiz bir gelecekLife in a Kosovo Serb municipality: blackouts and an uncertain future
Strpce’de genel olarak bir belirsizlik havası hakim.The overall mood in Strpce is one of uncertainty.
Kredilerin bağışlara dahil edilip edilmediği ise henüz belirsiz.It remains unclear if loans are being included together with donations.
Ancak kampanya mücadelesinin devamının gelip gelmeyeceği henüz belirsiz.But it is not yet clear whether the campaign struggle will have repercussions.
Avrupa’da belirsizlikUncertainty in Europe
Bulgaristan'ın enerji projeleri belirsizBulgaria's energy projects in limbo
NATO kaynaklarına göre, savaş suçu zanlıları meselesi belirsizliğin temel nedenini oluşturuyor.According to NATO sources, the issue of war crimes suspects is the main reason for the uncertainty.
Makedonya'da nüfus sayımına belirsizlik hakimUncertainty surrounds Macedonian census
Öte yandan, siyasi koşullar belirsiz olduğunda işleyen bir ekonomi yaratmak da kolay değil.A functioning economy, meanwhile, is hard to build when the political situation is nebulous.
Türkiye, meclis boykotuyla belirsiz bir döneme giriyorAmid parliament boycott, Turkey enters uncertain period
Rücker, "Kosova'nın bu belirsizlikten kurtulup yoluna devam etmesi gerekiyor." dedi."Kosovo needs to be rid of this uncertainty, and to move on," he said.
Makedonya'daki seçimler belirsizlik getirebilirMacedonian elections could bring uncertainty
IMF'nin kamu sektörü ücretlerindeki bu artışa nasıl tepki vereceği halen belirsizliğini koruyor.Still unclear is how the IMF will react to the growth in public sector salaries.
Analistler, sonucun son ana kadar belirsiz olacağına inanıyorlar.Analysts believe the outcome will be uncertain until the very end.
Hırvatistan'ın AB'deki ekonomik geleceği belirsizCroatia's uncertain economic future in the EU
Polancec'in mesleki geleceği şu anda belirsiz.His professional future is uncertain at this point.
Türkiye sınırındaki Suriyeli mültecilerin durumu belirsizSyrian refugees in limbo on Turkish border
Kimliği belirsiz bir kurban da anılıyor.One unidentified victim is also commemorated.
Liderlere göre, tarafsız harekette hala belirsizlikler varNon-aligned movement still has clout, leaders say
Bunun sonbahardaki seçime değin sürüp sürmeyeceğiyse belirsizliğini koruyor.Still unclear is whether it will survive the autumn election.
Partiyse böyle bir olasılığı belirsiz bir şekilde öneriyor.The party vaguely suggests such a possibility.
Yunanistan, Romanya ve Bulgaristan'daki emlak patlaması yerini belirsizliğe bırakıyorReal estate boom turns to gloom in Greece, Romania, Bulgaria
Ayrıca geçiş, son derece belirsiz bir ortam yaratıyor.In addition, transition is a highly uncertain environment.
Tüm bu belirsizlikler, insanların kamu dairelerini suistimal etmesine yol açıyor.All of this uncertainty creates extra incentives for individuals to abuse public office.
Steinmeier, belirsizliğin devamının Balkanlar'da istikrarsızlığa yol açabileceği yönünde de uyardı.He also warned that lasting uncertainty could sow instability in the Balkans.
Makedonya merkez bankası müdürü belirsizlik konusunda uyardıMacedonia's central bank governor warns of uncertainty
Kostunica-Kosumi Görüşmesi Üzerindeki Belirsizlik SürüyorTalks Between Kostunica and Kosumi Still Uncertain
Kosova-Sırbistan ticaret ambargosunun kaldırılması belirsiz sonuçlara gebeKosovo-Serbia trade embargo lifts, consequences unclear
Sırbistan-Karadağ'ın Gevşek Birlik Olarak Belirsiz GeleceğiSerbia-Montenegro's Future as Loose Union Uncertain
Ortaya çıkan eğilimler, önümüzde oldukça belirsiz bir dönem olduğunu gösteriyor.An array of developing trends points the way to a highly uncertain world ahead.
Papandreu güven oylamasından sağ çıktı, koalisyon durumu belirsizPapandreou survives vote, uncertain coalition pending
Denktaş'ın müzakerelere katılmayı sürdürüp sürdürmeyeceği ise belirsiz.Denktash's further participation in the talks is uncertain.
Bu yol sonsuz bir belirsizliğe gidiyor." dedi.It is a walk into endless uncertainty," he said.
SETimes'a konuşan analist, "Bu da belirsizlik yarattı ve kafaları karıştırdı." dedi."It caused unclarity and confusion," Beqaj told SETimes.
Bu durumda, göstericiler belirsiz bir süre Sintagma'da kalacaklarını söylüyorlar.In that event, protesters vow to stay in Syntagma indefinitely.
SETimes: Kuzeyde belirsiz bir grup bir bağımsızlık bildirgesi yayınladı.SETimes: An unknown group in the north issued a statement of independence.
IMF'nin son hamlesi Kosova'yı mali belirsizliğe sürükleyebilirKosovo in fiscal limbo after IMF move
Yeni bir seçimin ne zaman yapılacağı, hatta yapılıp yapılmayacağı ise belirsizliğini koruyor.It is unclear if and when a run-off will be held.
Sayıları belirsiz - kent yetkilileri şehirde 1.492 Arnavut yaşadığını söylüyor.Their number is unclear -- city authorities say there are 1,492 Albanians.
MHP kasetlerinin yayınlanmasının arkasında kimin olduğu belirsizliğini koruyor.It remains unclear who was behind publication of the recent MHP cassettes.
Bu ülkelerin AB üyelik süreçleri çok daha belirsiz bir durumda çünkü.For these states, the route to the EU appears much less certain.
BH'deki siyasi belirsizlik pahalıya patlıyorPolitical limbo in BiH has painful cost
Ancak mevcut bir hükümet olmadığından, bu ailenin de her öğünü belirsizlik içinde.But with no government in place, every meal for this family is uncertain.
Ancak Kaddafi'nin ölümünün hangi şartlarda gerçekleştiği belirsizliğini koruyor.Circumstances surrounding the death, however, remain blurry.
Anlaşmanın ayrıntıları belirsizliğini koruyor.Many details remain unclear.
Özelleştirme, havayolu çalışanları için belirsiz bir gelecek anlamına geliyor.Privatisation means an uncertain future for the airline's employees.
Gecikmenin kaynağı ise hala belirsiz.Why the delay occurred is still unclear.
Sırbistan'ın AB entegrasyon umutları hala belirsizSerbia's EU integration prospects still uncertain
Dahası, son dönemlerde AB’nin Batı Balkanlara ilişkin tavrının belirsizlik gösterdiği düşünülüyor.Moreover, the EU has lately been perceived as wavering in its commitment to the Western Balkans.
Salıverilme şartları hala belirsizliğini koruyor.The circumstances of his release remain murky.
PKK saldırısı sonrasında "Kürt açılımının" geleceği belirsizAfter PKK attack, uncertain future for "Kurdish opening"