Cesedi Tunca kenarına gömüldü ama gömülme yerinin belirsiz olması sağlandı.Pohřbíváni byli za město, ale neví se s jistotou kam.
Arthur ismini niye seçtiği ise belirsizdir.Proč zvolil zrovna toto zvíře, není známo.
Guglielmo'nun karakteri çok belirsizdir.Vogarelliho, avšak není to jisté.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Vzhled ale není to jediné, co je na nich výjimečného.
(Kuantum belirsizliği ile ilgili deneyler için: Bell test deneyleri).(Pro diskuzi o empirickém ověření kvantové nepředvídatelnosti viz Bellovy testovací experimenty).
Albüm yayımlama planlarının dillendirildiği 2006 yılı başlarına dek, grubun kesin kadrosu henüz belirsizdi.Po vydání alba Pornography v roce 1982 nebyla budoucnost kapely jistá.
Birkaçı dışında (Fidenae, Politorium, Bovillae, Tolerium) bunların kesin meskenleri belirsizdir.Některé rody (Acaena, Lachemilla, Polylepis) jsou větrosprašné.
Albümle ilgili detaylar hâlen belirsizdir.Systematické zařazení alek je nejasné.
Vermeer'in bir ressamın yanında çırak olup olmadığı ve eğer olduysa o ressamın kim olduğu belirsizdir.Nicméně není jasné, zda Teniers byl ve skutečnosti přímo ovlivněn těmito umělci, a pokud ano, jakým způsobem.
Bazı durumlarda Anu kelimesinin gök anlamına mı yoksa tanrı anlamına mı geldiği belirsizdir.Někdy není jasné, zda se jedná o anděla nebo samotného Boha.
Kuram belirsiz (aynı zamanda kuram bilgisinde belirsizlikte denebilir) olur.Klíčové chybějící informací (t.j. informační potřeby) lze taktéž identifikovat na tomto místě.
Bu terimlerin uygulanabilirliği belirsizdir.O závaznosti těchto instrukcí nesmí býti pochybováno.
Anna Komnini'nin kesin ölüm tarihi belirsizdir.Tradice mučednické smrti sv. Anakléta je nepotvrzená.
Olayın geçtiği yer ve zaman belirsizdir.Historie a funkce objektu je nejasná.
Bu bakımdan, risk olmadan belirsizlik olabilir ama belirsizlik olmadan risk olamaz.În acest sens, ar fi fost de incertitudine fără risc, dar nu risc, fără incertitudine.
Risk gelecekteki belirsiz olayların olma ihtimaliyle ilişkili olarak görülebilir.Riscul poate fi văzut ca referitoare la probabilitatea unor evenimente viitoare incerte.
Belirsizlik ilkesi, 1927 yılında Werner Heisenberg tarafından öne sürüldü.Principiul de incertitudine a fost formulat de către Werner Heisenberg în 1927.
Programın doğası, amaçları, başarıları ve değerleri ile ilgili belirsiz iletileri somutlaştırdı.Natura programului întruchipa mesaje ambigue privind obiectivele, succesele și valorile sale.
Anna Komnini'nin kesin ölüm tarihi belirsizdir.Data exactă a morții Anei Comnena este incertă.
Ancak onu geri getiren iradenin Ligeia'ya mı yoksa anlatıcıya mı ait olduğu belirsizdir.Nu este clar, totuși, dacă voința Ligeii sau a soțului ei este cea care o aduce pe Ligeia înapoi dintre morți.
Ne zaman yaşadığı belirsizdir. ^ Pausanias, Description of Greece v.3 ^ Pausanias, Descrierea Greciei, 8.
Diğer kardeş Theodoros'un akıbeti belirsizdir.Patriarhul Teodosie avea dreptate.
Bu durum Heisenberg belirsizlik prensibi olarak bilinir.Acest fenomen este cunoscut ca principiul incertitudinii al lui Heisenberg.
Bizler belirsiz onlar seçkinken nasıl antlaşmaları olabilir?De ce n-ar fi la fel de înșelătoare și acelea pe care le avem în starea de veghe?
Etnisite ya da etnik grup kavramı, sosyolojide belirsiz bir kavramdır.Fanatismul și fundamentalismul sunt concepte necunoscute în Gambia.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Faptele bune sunt necesare, dar sunt insuficiente pentru inviere.
İkonanın kesin görünümü belirsizdir.Tirul britanic s-a dovedit imprecis.
Eğer bu doğru ise, annesinin kimliği belirsizdir.Dacă există cu adevărat, natura stelei este incertă.
Risk bu durumda bir değer üzerinde oluşan bir getiriyle gelen belirsizliğin derecesidir.Riscul în acest caz este gradul de incertitudine asociat cu o întoarcere pe un activ.
Yine de Sovyet direnci halen güçlüydü ve savaşın nereye varacağı belirsizdi.Rezistența sovietică era încă puternică, finalul bătăliei fiind imprevizibil.
Yaşlı adamla katili arasında bir bağlantı olup olmadığı, varsa bu bağlantının içeriği belirsizdir.Nu este clar ce relație este, dacă este vreuna, între bătrân și ucigașul său.
Öykünün başında ismi belirsiz bir anlatıcı kötü niyetli yargıçların olduğu bir mahkemede yargılanır.La începutul povestirii, un narator nenumit este adus la judecată în fața mai multor judecători siniștri.
Gassulilerin kökeni belirsizdir.Atribuirea genului nu este clară.
Burada belirsizlik ilkesi vardır.Asupra acestuia există o incertitudine.
Hücre çekirdeğinin işlevi belirsiz olarak kaldı.Motorul grafic a rămas neschimbat.
Bu cümlenin anlamı belirsiz.Sensul acestei propoziții este vag.
O belirsiz bir hikaye.E o poveste vagă.
Belirsizlik yok.Nu există nici o ambiguitate.
Belirsizlik yok.Nu există nici o incertitudine.
Benzerlik oldukça belirsiz.Asemănarea este destul de vagă.
Paradoksun bu iki versiyonundan şu anda hangisinin daha kuvvetli olduğu belirsizdir.Egyelőre nem világos, hogy a paradoxon melyik változata erősebb.
Ancak derneğin durumu ilk 40 yıl belirsiz kaldı.Életének első negyven éve homályos.
Genç yaşta (kesin tarih belirsizdir) imparator Galerius'un kızı Valeria Maximilla ile evlendi.Korán megnősült, felesége Valeria Maximilla, Galerius lánya volt.
Tanzanya'daki nüfus dağılımı çok belirsizdir.Tanzániában a faj populációja bizonytalan.
Asya'da doğal olan bu türün esas yayılış alanı belirsizdir.Nyugat-Ázsia fanunájából hiányzik ez a faj.
Anlama, Belirsizlik ve Çok-Anlamlılık (2. bas.).Az igazat és csakis az igazat a macskákról (Nagy mancs sorozat 2.)
Scutumun tam olarak ne zaman kullanılmaya başladığı konusu belirsizdir.Hogy Scampis pontosan mikor épült, bizonytalan.
Belirli bir süre kendisinin durumu belirsizdir.Önálló stílusról még egy ideig nem beszélhetünk.
Gine’nin durumu belirsizdir.Ted kilátásai kétségtelenül rosszak voltak.
Bununla birlikte bu iki teknik arasındaki fark çoğu zaman çok belirsiz olur.A fenti különbség e két tudomány között nem mindig nyilvánvaló.
0/0 ifadesi ise belirsizdir.A 0. szint azt jelenti, hogy nincs megszakítás.
Benihime’nin bankai hali henüz açıklanmamıştır fakat üzerine yapılmış belli belirsiz yorumlar vardır.Az Akragasz név jelentése nem tisztázott, noha számos magyarázat született rá.
Claudius'un kökeni belirsizdir.Claudius felmenői ismeretlenek.
Sınırları belirsizdir.Nyugati határai bizonytalanok.
Sonra ne olduğuysa belirsizdir.Az ezután történtek nem tisztázottak.
Ne var ki bu çözümlerin fiziksel olabilirliği belirsizdir.Ebből következően a fizikai megjelenésére vonatkozó részletek bizonytalanok.
Yer ve zaman belirsizdir.A tér és az idő vég nélkül osztható.
İki kardeşin daha geriye dönük ataları belirsizdir.Kaksoisveljesten isän myöhemmistä vaiheista ei ole tietoa.
Bu ilâhi topluluğun hiyerarşik düzeni belirsiz ve değişkendir.SVUL:n kanta valtakunnanliittoon oli selkeä ja muuttumaton.
Belirli bir süre kendisinin durumu belirsizdir.Tarkka etäisyys on ollut pitkään epäselvä.