Ana içeriğe geç
Sözlük

belirli ile cümle

belirli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bizim masumiyetinle ilgili belirli bir kanıtımız var.We have specific proof of your innocence.
Biz genellikle kentteki belirli bir yerde buluşurduk.We usually met at a certain place in the city.
Kitabın geri dönüşü için belirli bir zaman yoktur.There is a definite time to return the book.
Eski yazlığın bu konuda belirli bir çekiciliği vardır.The old cottage has a certain charm about it.
O şarkı bana belirli bir kızı hatırlatıyor.That song reminds me of a certain girl.
Bu kitap belirli bir değere sahiptir.This book has a certain value.
Bu kredi kartı, bize belirli ayrıcalıklar sağladı.This credit card entitles us to certain privileges.
Belirli bir ölçüde ona güvenebilirim.I can trust him to a certain extent.
Belirli bir sözcüğün nasıl kullanıldığını bilmek istiyorsanız bu sözlüğe bakın.If you want to know how a certain word is used, look it up in this dictionary.
Amerikan futbolunda defansın belirli bir işi var.In American football the defense has a specific job.
Üçüncü yıldız belirli bir krala ait oldu.The third star belonged to a certain king.
Üçüncü yıldız belirli bir krala aitti.The third star belonged to a certain king.
Şimdi yapacak belirli bir şeyim yok.I have nothing particular to do now.
Yapacak belirli bir şeyim yok.I have nothing particular to do.
Belirli bir dereceye kadar Fransızcayı anlayabilirim.I can understand French to a certain extent.
Ayrılmadan önce belirli bir planının olmasını istiyorum.I want you to have a definite plan before you leave.
Uygun şekilde kullanılırsa, belirli zehirler yararlı olacaktır.Properly used, certain poisons will prove beneficial.
Aklında belirli bir tarzın var mı?Do you have any particular style in mind?
O belirli bir gangster tarafından tehdit edilmektedir.He is threatened by a certain gangster.
Dört tip metal kullanarak belirli frekans rozansı bastırılır.By using four types of metal, specific frequency resonance is suppressed.
Belirli bir yaşlı kadın arıyorum.I'm looking for a certain old woman.
Genler DNA'nın belirli bir sıralanmasından oluşur.Genes consist of a specific sequence of DNA.
Belirli bir artikel mi arıyorsun?Are you looking for a definite article?
Ona günün belirli bir saatini vermezdi.She wouldn't give him the time of day.
Köpeğinizi her gün belirli bir zamanda beslemenin en iyisi olduğunu duydum.I've heard that it is best to always feed your dog at a specific time every day.
Suçun belirli ayrıntıları açıklanmadı.Certain details of the crime were not made public.
Belirli bir gangster tarafından tehdit ediliyordu.He's being threatened by a certain gangster.
O belirli.That's a given.
Belirli haklarım var.I have certain rights.
Kendime gerçekçi hedefler belirliyorum.I set myself realistic goals.
Tom Mary hakkında onun John'a söylemeyeceğini umduğu belirli şeyler biliyordu.Tom knew certain things about Mary that she hoped he wouldn't tell John.
Esperantoda belirsiz artikel yoktur ve sadece bir tane belirli artikel vardır.In Esperanto there is no indefinite and only one definite article.
Belirli işlemler gerçekleşlmeyecek gibi görünüyor.It seems that certain operations cannot take place.
Tom'un bu belirli iş için doğru kişi olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is the right person for this particular job.
Bütün tahminler belirli bir ölçüde belirsizlik içerirler.All forecasts have a certain degree of uncertainty.
Üzerimde belirli bir miktar para var.I have a certain amount of money on me.
Polis, kaçağı yakalamak için Teğmen Tom Jackson'ı belirliyor.Police Lieutenant Tom Jackson is determined to catch the fugitive.
Bugün belirli bir kimse müthiş kırılgan oluyor.A certain someone is being awfully fragile today.
Giyotin belirli ülkeler tarafından hâlâ kullanılıyor mu?Is the guillotine still used by certain countries?
Şu belirli kişiler çalışacak.Those particular persons will run.
Bu belirli kişiler çalışacak.These particular persons will run.
Şu belirli kişi çalışacak.That particular person will run.
Şu belirli kişi çalışacaktı.That particular person would run.
Tom belirli tarihlerden söz etmedi.Tom didn't mention specific dates.
Belirli bir açıdan bakarsanız aslında o oldukça güzel.It's actually quite pretty if you look at it from a certain angle.
Belirli bir adam Mary'yi takip etmeye başladı.A certain man began to follow Mary.
Her antikor belirli bir bakteri veya virüsü hedef alır.Each antibody targets a specific bacteria or virus.
Belirli bir şey mi arıyorsunuz?Are you looking for something specific?
İş sahip olmadığım belirli yetenekleri gerektirir.The job requires certain skills that I don't have.
Tom belirli önlemleri önermedi.Tom didn't recommend specific measures.
Tom'un ne yapacağı belirli değil.What Tom will do is unclear.
"Simge Sağın: Radyoda çalan şarkıları çocuklar belirliyor"."Simge Sağın: Radyoda çalan şarkıları çocuklar belirliyor".
Kırmızı, yalnızca belirli programlar ve kütüphanelerle etkinleştirilir.Red is only activated with certain programs and libraries.
İlk doğum gününde, bebeklerin neredeyse üçte biri, belirli bir günde patates yer.By the first birthday, almost a third of babies eat potatoes on a given day.
1998-2012 süresi içinde, belirli bir açıklama kabul oldu.Over the period 1998–2012, one particular explanation became accepted.
"Bu tür belirli bir entelektüel çöküşe yaklaşan hiçbir şey yoktur."There's never anything approaching that kind of specific intellectual breakdown.
Her bir cumhuriyet magistrası belirli anayasal güçlere sahipti.Each republican magistrate held certain constitutional powers.
İnsanlar onları belirli bir süre içinde başka mal veya hizmetler üretmek için kullanır.People use them to produce other goods or services within a certain period.
O zaman Çin'de belirli kayıtlı kullanıcılar ile sınırlıydı.At that time, it was limited to certain registered users in China.
Her bir görevde Anderson'ın belirli haydutları yakalaması veya öldürmesi gerekir.Each of the missions requires Anderson to either capture or kill a specific outlaw.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod