belirleyici ile cümle

belirleyici kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Zamirsel belirleyici öbek kontrolüPRO control
Fiyat BelirleyicilerPricing providers
Küçük bir sayısal avantaja sahip olmasına rağmen, bu Yunan zaferinde belirleyici faktör değildi.In the battle that followed the Ottoman positions were breached and Ioannina taken.
Yarışta belirleyici bir tırmanış olması bekleniyordu.It was expected to be the decisive climb in the race.
Çin'in yanıtı belirleyici oldu.The Chinese response was decisive.
Bulgaristan'ın Bizans tarafına müdahalesi belirleyici oldu.The intervention of Bulgaria on the Byzantine side proved decisive.
Bulgar dilinin standardizasyonunda belirleyici bir rol oynadı.He played a decisive role in the standardization of the Bulgarian language.
İdeolojik yakınlıkların bir rolü vardı ama belirleyici görünmüyorlardı.Ideological affinities had some role but do not appear to have been decisive.
Büyük kararlar normalde her bir eşin eşit belirleyici güce sahip olduğu birlikte alınır.Major decisions are normally made together, with each spouse having equal decisive power.
Savaşın üçüncü ve belirleyici gününde İbn Surad bir ok atışı ile öldürüldü.On the third and decisive day of the battle, Ibn Surad was killed by an arrow shot.
Thrash Metal'in Yeni Dalgası olarak bilinen sahnede belirleyici bir albüm haline geldi.It became a defining album in what has come to be known as the New Wave of Thrash Metal scene.
Genellikle kazanmak için belirleyici atakların yapıldığı yerdir.It is often the site of decisive attacks to the win.
1950’lerden beri Stephan Ullmann’ın çalışmaları belirleyici rol oynamaktadır.Seit den 1950er Jahren galten Stephen Ullmanns Arbeiten als maßgeblich.
Savaştan sonra kurum barış politikaları konusunda belirleyici bir rol oynayamadı.Nach dem Krieg spielte das Büro keine entscheidende Rolle in der Friedenspolitik.
Aile kavramıyla yakın bir ilişkisi bulunmasına rağmen, bu belirleyici bir ilişki değildir.Trotz der intimen Bekenntnisse des jungen Mannes bleibt das Gespräch unpersönlich.
Sonuçta bu Türk boyu geniş bir bölgenin tarihinde belirleyici unsur olmuştur.Die Expedition selbst fand in einer sehr turbulenten Phase der brasilianischen Geschichte statt.
Bazen belirleyicide kullanılabilir.Gelegentlich kann eine Hypotonie beobachtet werden.
Değerlendirmelerden sonra, F/A-18 Hornet'in performansı seçilmesinde belirleyici faktör oldu.Aufgrund der Ähnlichkeit zur F/A-18 Hornet wurde der Entwurf aber fallen gelassen.
Bu olay, daha sonra Truman Doktrini'nin ortaya çıkmasına belirleyici bir faktör olarak hizmet etti.L'incident va servir plus tard comme facteur décisif dans l'expression de la doctrine Truman.
Savaşın belirleyici evreleri, kent dışında yaşanmıştı.Les étapes décisives de la bataille ont déjà eu lieu en dehors de la ville.
Belirleyici muharebe 18 Haziran 1815 günü yaşanır.Histoire de la bataille livrée le 18 juin 1815.
Bu karar, eylemler açısından belirleyici bir andı.Je pense que cette initiative méritait un solide applaudissement compte tenu des circonstances.
Mide kanserinde cerrahi girişim, en önemli ve en belirleyici tedavi önlemidir.Enlever la tumeur est le moyen le plus rapide et le plus efficace d'éliminer le cancer.
O zamandan beri, silahlı kuvvetler Pakistan tarihinde belirleyici bir rol oynamıştır.Depuis lors, l'emblème du lion a joué un rôle important dans l'histoire du Sri Lanka.
Stalin sonrası dönemde Gürcü edebiyatının canlanmasında belirleyici rol oynadı.Vilm. joua un rôle décisif lors des révisions taxonomiques suivantes.
Bir yıldızın toplam kütlesi, yıldızın gelişiminin ve sonunun ana belirleyicisidir.La masa total de una estrella es el principal determinante de su evolución y destino final.
Değerlendirmelerden sonra, F/A-18 Hornet'in performansı seçilmesinde belirleyici faktör oldu.Después de la evaluación, el desempeño de los F/A-18 Hornet fue el factor decisivo en su selección.
Kurumumuz bu yıl dil konusunda belirleyici olmamıştır.Poco cuidado con nuestra lengua se tiene hoy día.
Kürek kemikleri arasındaki yükseklik, ırkın belirleyici özelliklerinden biridir.La curvatura hacia atrás de las orejas es el carácter distintivo de la raza.
Yerleşme yeri olarak seçilmesinde bu çevresel özelliklerin belirleyici olduğu düşünülmektedir.Dependiendo de la precisión que se necesite los lugares decimales llegan a ser redondeados.
Reformasyon da özellikle Alman mistisizminin belirleyici bir rolü de vardır.La reforma tiene una marcada influencia alemana.
Yurt dışına lisansüstü eğitim için gönderilecek adayların belirlenmesinde de belirleyici durumdadır.Sono comunque previste attività di formazione all'estero riservate agli iscritti.
Alman savaş ve siyaset üzerindeki belirleyici etkisi vardı.Le lingue germaniche influenzarono particolarmente le parole portoghesi riguardanti la guerra e la violenza.
Rusya'nın iklimi birkaç belirleyici faktörlerin etkisi altında oluşmuştur.Климат Российской Федерации сформирован под воздействием нескольких определяющих факторов.
Belirleyici muharebe 18 Haziran 1815 günü yaşanır.Сражение произошло 18 июня 1815 года.
İsim belirleyicidir.Наименование произвольное.
Bazen belirleyicide kullanılabilir.Иногда применяют и расчёсывание.
Çünkü dünyada enerji talebi sürekli artmaktadır ve bunun için de petrole olan talep belirleyici durumdadır.Спрос в мире на это более экологически чистое, чем нефтепродукты, топливо неуклонно растёт.
Gene de, savaşın belirleyici bölgesi İrlanda Denizi'ydi.Самым северным регионом, где находили его нерест, было Ирландское море.
Isının belirleyici bir faktör olmadığı kimyasal deneylerde kullanılabilir.Вероятно, это переключение происходит с помощью неидентифицированного химического фактора.
Mide kanserinde cerrahi girişim, en önemli ve en belirleyici tedavi önlemidir.Оперативное удаление опухоли является основным и самым эффективным методом лечения почечно-клеточного рака.
Dil bilimciler, tanımlıkları belirleyiciler sınıfına koyarlar.Оба языка позволяют определить класс внутри класса.
1968 öğrenci hareketleri bu açıdan belirleyici olmuştur.Студенческие движения 1968-го внесли свою лепту в формирование группировки.
Komer Türk yakın siyasi tarihinde belirleyici bir iz bırakmıştır.Оставил свой след в политической истории Греции.
Stalin sonrası dönemde Gürcü edebiyatının canlanmasında belirleyici rol oynadı.حاولت ستون فيما بعد اكتساب خبرة عملية في الخطابة.
15. yüzyılda oyun kuralları belirleyici şekilde değişir.تجري أحداث اللعبة في الخمسينيات في واقع بديل.
Bir yıldızın toplam kütlesi, yıldızın gelişiminin ve sonunun ana belirleyicisidir.والكتلة الاجمالية للنجم هي المحدد الرئيسي لتطوره ومصيره في نهاية المطاف.
"Çekilme belirleyicileri: Çekingen kişilik bozukluğu Olası öncüleri".وسيرتكبون الأخطاء مرة تلو أخري"، مُثيرًا سمعة رديئة.
Mide kanserinde cerrahi girişim, en önemli ve en belirleyici tedavi önlemidir.تحديد مرحلة سرطان الخلايا الكلوية هو العامل الأكثر أهمية في التنبؤ به، وتشخيصه.
İsim belirleyicidir.اسم فعل مرتجل.
Türkiye'nin dış ilişkilerinin bir diğer belirleyici unsuru Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler olmuştur.Outro aspeto importante das relações exteriores da Turquia tem sido os seus laços com os Estados Unidos.
Bu olay, daha sonra Truman Doktrini'nin ortaya çıkmasına belirleyici bir faktör olarak hizmet etti.O incidente mais tarde iria servir como um fator decisivo na emissão da Doutrina Truman.
Bir yıldızın toplam kütlesi, yıldızın gelişiminin ve sonunun ana belirleyicisidir.A massa total de uma estrela é o principal determinante da sua evolução e possível destino.
O zamandan beri, silahlı kuvvetler Pakistan tarihinde belirleyici bir rol oynamıştır.Desde a sua fundação, os organismos militares desempenharam um papel decisivo na história do Paquistão.
Değerlendirmelerden sonra, F/A-18 Hornet'in performansı seçilmesinde belirleyici faktör oldu.O principal fator para escolher o F/A-18 Hornet, após várias avaliações, foi a performance da aeronave.
Kurulmasından itibaren ordu Amerikan tarihi'nde belirleyici bir rol oynadı.Desde a época de sua criação, os militares desempenharam um papel decisivo na história dos Estados Unidos.
Bu olay, savaşın gidişatında belirleyici bir darbe olmuştur.Essa decisão teria um efeito devastador no desenrolar da batalha.
İsim belirleyicidir.Nome auto-explicativo.
Sonuçta bu Türk boyu geniş bir bölgenin tarihinde belirleyici unsur olmuştur.Essa greve constituiu para mim uma riquíssima experiência em todos os aspectos.
Bu bölüm için belirleyici olan gerçekleştirilen 7 mucizenin aktarıldığı metinlerdir.De zeven wonderen die hij oplijstte worden hier weergegeven.

İlgili Sayfalar