Tekrar başım belada.I'm in trouble again.
Tom'un başının belada olup olmadığını merak ediyorum.I wonder whether Tom is in trouble.
Tom'un beladan uzak durmasına sevindim.I'm glad Tom stayed out of trouble.
Tom'a beladan uzak kalacağımı söyledim.I told Tom I'd stay out of trouble.
Tom'un başı belada. Yardıma ihtiyacı var.Tom is in trouble. He needs help.
Başları belada olabilir.They may be in trouble.
Neden başım belada?Why am I in trouble?
Sami kendisinin başının belada olduğunu biliyordu.Sami knew he was in trouble.
Başın belada değil, değil mi?You aren't in trouble, are you?
Şimdi başın belada, değil mi?You're in trouble now, aren't you?
Şimdi başın büyük belada, değil mi?You're in big trouble now, aren't you?
Başın büyük belada, değil mi?You're in serious trouble, aren't you?
Çok ciddi bir beladasın, değil mi?You're in very serious trouble, aren't you?
Tom'un gerçekten başı belada, değil mi?Tom is in real trouble, isn't he?
Başlarının belada olduğunu biliyorlardı.They knew they were in trouble.
Acil yardım...ah... başımız belada.'Help, I'm in trouble.'
Juliet ayrıca Pickett'ı öldürdüğü için Diğerleri'yle başının belada olduğunu söyler.She also explains that she is in trouble with the Others for killing Pickett.
En yakın arkadaşı Enrico La Talpa'dır, ancak çoğu zaman başı belada bulur.He is Chiba's closest ally, although she often treats him coldly.
Merttir, cesurdur bu yüzden başı sürekli beladadır.He is loyal and brave, but always gets into trouble.
Korkarım başımız büyük belada.Ole: "I'm afraid that we are in big trouble".
Ne zaman başımın belada olduğunu bilirim."I know when I'm licked."
Boney, başımız fena belada !Boney, we have rest trouble!
Boney, Kalk... şimdi gerçekten beladayız!Boney, wake up... real trouble this time!
Başımız bu kadar beladayken ne diye kavgaya tutuşuyorsunuz ?!How could you two fight each other in the face of our enemy?!
Beladan uzak durmak bazen imkansız oluyordu.Well, trying to stay out of trouble was a little unavoidable.
Sevgili kızım, günün birinde dünyanın başı belada olacak."Baby girl, someday the world will be in trouble.
Ama, tam tersi, her şeyi bir yerden bakmamız gerekirse, başımız belada olabilir.If, on the other hand, we need to look them all up, we may be in trouble.
Yani b kare eksi 4ac küçüktür 0'sa, başın belada adamım.So if b squared minus 4ac is less than 0, you're in trouble.
Ve sonra başındaki beladan kurtulurPeople love that story!
Dedi ki, "Her türlü beladan, kötülükten korunmak için, kalbini çelik telle örebilirsin.And she said, "You know, you can steel your heart against any kind of trouble, any kind of horror.
Çünkü Tanrıdan gelecek beladan korkarım, Onun görkeminden ötürü böyle bir şey yapamam.For calamity from God is a terror to me. Because his majesty, I can do nothing.
Doğru kişiye hiç zarar gelmez, Kötünün başıysa beladan kurtulmaz.No mischief shall happen to the righteous, but the wicked shall be filled with evil.
Ağzını ve dilini tutan Başını beladan korur.Whoever guards his mouth and his tongue keeps his soul from troubles.
Güvenilir kişi bolluğa erer, Zengin olmaya can atansa beladan kurtulamaz.A faithful man is rich with blessings; but one who is eager to be rich will not go unpunished.
Başım belada. Yardımına ihtiyacım var.Ich bin in Schwierigkeiten. Ich brauche deine Hilfe.
Acil yardım...ah... başımız belada.Ich brauche Hilfe! oder Ein Notfall!
Ama o kitap beladan başka bir şey getirmemiştir.Mit mir kriegen Sie nichts als Ärger.
Merttir, cesurdur bu yüzden başı sürekli beladadır.Er ist mutig und leidenschaftlich, was ihn immer wieder in Gefahr bringt.
En yakın arkadaşı Enrico La Talpa'dır, ancak çoğu zaman başı belada bulur.Son meilleur ami est Henri La Taupe, mais la plupart du temps, il se retrouve en difficulté.
Çünkü Anita, Rick ve Jason'ın başı gerçekten belada.Anita, Rick et Jason sont dans une situation bien périlleuse...
Çok atik biri olmasına rağmen başı beladan kurtulmuyor.Bien qu'il soit vieux, il lui arrive d'aller au-devant des ennuis.
Acil yardım...ah... başımız belada.Article détaillé : En lutte!.
Bu son belada Firavun’un çocuğu da ölünce Firavun, İsrail Oğullarını salmaya karar verir.Et le jour où l'Heure arrivera (il sera dit): Faites entrer les gens de Pharaon au plus dur du châtiment ! » .
Sürüyü her tür beladan ve kötülükten korur.Le troupeau est protégé et libre de toutes interventions humaine.
Merttir, cesurdur bu yüzden başı sürekli beladadır.Es valiente e intrépido en batallas, y siempre al frente de sus tropas.
Ayrıca Qunari'yle başı beladadır.Y por supuesto, el mismísimo Kurumada está involucrado.
Acil yardım...ah... başımız belada.Poncha'o: En mala situación.
Tom Mary'nin başının belada olduğunu anladı ve ona yardım etmek için gitti.Tom seppe che Mary era nei guai e andò ad aiutarla.
O başı belada olan insanlara yardım etmek için her zaman hazır.È sempre pronto ad aiutare chi si trova nei guai.
Tom başı belada gibi görünüyor.Tom sembra essere nei guai.
Tom'un başının belada olduğunu hepimiz biliyorduk fakat hiçbirimiz yardım etmek için bir şey yapmadı.Tutti noi sapevamo che Tom era nei guai, ma nessuno ha fatto niente per aiutarlo.
En yakın arkadaşı Enrico La Talpa'dır, ancak çoğu zaman başı belada bulur.Il suo migliore amico è Enrico La Talpa che però il più delle volte lo fa finire nei guai.
Acil yardım...ah... başımız belada.Esclama spesso: "Ahi, ahi, siamo nei guai!"
O pastayı yediysen başın belada!Ты знаком со старухой со второго этажа?
Acil yardım...ah... başımız belada.Новость: Крутой Сэм спешит на помощь! (рус.).
Bu ruh her boyu kaza ve beladan korur.فهو يواجه الموت والمعاناة في كل لحظة.
Acil yardım...ah... başımız belada.Ok? (verplicht antwoord:) Ok let op! of probleem!
Beladan uzak dur.Blijf uit de problemen.
Acil yardım...ah... başımız belada.Uwaga, niebezpieczeństwo! (tyt. oryg.
Ama o kitap beladan başka bir şey getirmemiştir.Detta för att han inte skulle orsaka fler problem.