Ana içeriğe geç
Sözlük

bekliyorlar ile cümle

bekliyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Her hafta Time dergisini bekliyorlar." der.Revista Triunfo."La semana".
Japonlar bu kargoları büyük bir hevesle bekliyorlardı.Los japoneses deberían estar orgullosos de este logro.
Burada kalabalık ve neşeli bir koloni bulmayı bekliyorlardı.Racchiudeva un grande giardino pubblico molto apprezzato e frequentato.
Başka yazarlar daha fazla araştırma bekliyorlar.Per gli altri generi si attendono ulteriori studi.
Başlamak için işaret bekliyorlardı.Они ждали сигнал, чтобы начать.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Сначала они поехали на поезде.
Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar."Они сели перед ним и также погрузились в созерцание и по прошествии какого-то времени достигли просветления.
Fransızlar ise saldırıyı başka bir noktadan bekliyorlardı.Французы переходят в наступление по всему фронту.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Он был взволнован и сердит.
Başlamak için işaret bekliyorlardı.كانوا يترقبون اشارة البدء.
Sovyetler, Landwehr Kanalının diğer tarafında (Landwehrkanal) onları bekliyorlardı.Os soviéticos estavam esperando por eles no outro lado do canal de Landwehr (Landwehrkanal).
Cameron'ın filmi 2 Temmuz 1997 tarihinde yayınlanacak bir şekilde bitirmesini bekliyorlardı.Eles esperavam que Cameron completasse o filme para um lançamento em 2 de julho de 1997.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Hij was opgewonden en prikkelbaar.
Her hafta Time dergisini bekliyorlar." der."Je ziet iedere dag uren voor dit idiote apparaat..."
Filmleri bastırmak için gerekli parayı toplayana dek orada bekliyorlardı.Er lag kilometers aan film te wachten op de montage.
Burada kalabalık ve neşeli bir koloni bulmayı bekliyorlardı.Vanaf die tijd was er sprake van een georganiseerde en bloeiende Joodse gemeenschap.
Simko’nun süvarileri bize yolumuzda eşlik etmek için hazır bekliyorlardı.De moordenaars van Simone zijn inmiddels achter hun spoor gekomen.
Her hafta Time dergisini bekliyorlar." der.Czasopismo Ilustrowane Tygodniowe”.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Był pełen zapału i entuzjazmu.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Mężczyźni planują podróż pociągiem.
Her hafta Time dergisini bekliyorlar." der.Tidskriften utkommer en gång per år. ^
Her hafta Time dergisini bekliyorlar." der.Співпрацювала в журналі «Przegląd Tygodniowy» («Щотижневий огляд»).
Japonlar bu kargoları büyük bir hevesle bekliyorlardı.Японці виявляли невдоволення з приводу цих чвар.
Tom ve Mary bekliyorlar.Том та Мері чекають.
Tom ve Mary hala bekliyorlar.Том та Мері все ще чекають.
Cameron'ın filmi 2 Temmuz 1997 tarihinde yayınlanacak bir şekilde bitirmesini bekliyorlardı.Ei se așteptau ca filmul să fie terminat de Cameron pentru o lansare programată pe 2 iulie 1997.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Alții că ar fi luat trenul.
Fransızlar ise saldırıyı başka bir noktadan bekliyorlardı.Francezii au sugerat un alt plan de ofensivă.
Fakat o kadar çok email aldım ki, insanlar benden mutlaka bir şeyler bekliyorlar.Consider că sunt câteva cântece strălucite cărora oamenii nu le-au acordat nicio șansă.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Feszülten és izgatottan vár a szerelmére.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Figyeld a vonatot!
Trene binmeyi bekliyorlardı.Junalla kulkiessa.
İçerideki masanın çevresinde SS askerleri ayakta bekliyorlardı.Στις εισόδους ήταν τοποθετημένη φρουρά από άνδρες των SS.
Bizi yarın saat 2.30'da bekliyorlar.Μας περιμένουν αύριο στις 2:30.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Politikerne løb til toget.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Irriterende og ivrige.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Så var det bare å vente på toget.
Bunun onların moralini bozmasını bekliyorlardı.Dette hadde innvirkning på moralen.
Fransızlar ise saldırıyı başka bir noktadan bekliyorlardı.I tillegg hadde franskmennene dukket opp på feil sted.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Den vakte både begeistring og bekymring.
Başka yazarlar daha fazla araştırma bekliyorlar.Senere skriver utforskerne at de trenger mer hjelp til å utforske.
Fakat o kadar çok email aldım ki, insanlar benden mutlaka bir şeyler bekliyorlar.Di sepanjang jalan banyak dipasang poster yang menganjurkan warga untuk memilih.
Cameron'ın filmi 2 Temmuz 1997 tarihinde yayınlanacak bir şekilde bitirmesini bekliyorlardı.Họ hy vọng Cameron hoàn thành bộ phim để phát hành vào ngày 2 tháng 7 năm 1997.
Kızılderililer bütün ana yola dağılmıştı; ve kanlar içinde ölümü bekliyorlardı.Đế quốc Đại Đường nhanh chóng bị Ngụy Yên uy hiếp, chìm vào cảnh chiến tranh đầu rơi máu chảy.
Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar."後日に御見知り置かれ行末万端御熟懇(ゆくすえばんたんごじっこん。
Fransızlar ise saldırıyı başka bir noktadan bekliyorlardı.だがイギリス軍はまったく別の方向から攻撃してきた。
Her hafta Time dergisini bekliyorlar." der.『毎日新聞』が報じる。
Filmleri bastırmak için gerekli parayı toplayana dek orada bekliyorlardı.直到後來才讓電影得到該有的好評。
Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar."』之後,尋找它的緣,觀見『它依於心所依處而生』。
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.活潑、充滿好奇心。
Simko’nun süvarileri bize yolumuzda eşlik etmek için hazır bekliyorlardı.神殿骑士,負責在旅途中护送賽拉。
Filmleri bastırmak için gerekli parayı toplayana dek orada bekliyorlardı.그곳에서 돈을 인출해서 함께 영화를 감상할 수 있게 되었다.
"PKK'dan 16 yıl sonra özür bekliyorlar".תשע שנים מאוחר יותר, בשנת 2006, התנצל על כך מהאטיר.
Filmleri bastırmak için gerekli parayı toplayana dek orada bekliyorlardı.זמן קצר לאחר שקיבל מימון לעשיית הסרט.
Bunun onların moralini bozmasını bekliyorlardı.הוא הזדעזע מאובדן המוסר שלהם.
Kadınlar ve çocuklar çadırlarda birbirlerine sarılmış, savaşın bitmesini bekliyorlardı.Жените и децата се крият в пещерите, докато битките приключат.
Merak ve heyecanla bekliyorlardı.Работихме с ентусиазъм и възторг.
Trene binmeyi bekliyorlardı.Otporna su prema vlaku.
Fransızlar ise saldırıyı başka bir noktadan bekliyorlardı.Tek poslije toga su Francuzi shvatili ozbiljnost napada.
Ajanlar ufacık bir bilgiyi bile havada kapacak konumda bekliyorlardı.Vojaci boli pre utajenie oboznámení s cieľmi operácie až priamo v lietadlách.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod