Büyük bir sürpriz beni bekliyormuş.I was in for quite a surprise.
Kurumasını bekliyorum ve en büyük noktalama aletimi hazırlıyorum.Start with a few bigger dots in groups of 2 or 3's
Endişelenmeyin. Bunu merakla bekliyorum.Because all this not knowing will be wrong.
Ve kendi küstah, küçümseyici modalarını onları kabul ettirmek ve yuvarlamak için bekliyorlar.And in their own arrogant, condescending fashion they expect you to roll over and accept it.
Siz TED'ciler aracılığıyla değişen bir dünyaya şahitlik etmeyi gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum.I really look forward to witnessing a transforming world by you, TEDsters.
Şöför seni okula götürmek için bekliyor. Şimdi git ve yarın tekrar gel.I said, 'Now your driver is waiting to take you to the school, you came back and later tomorrow
O halde neyi bekliyoruz?So what are we waiting for?
Onun gibi 15, belki 20 kişi vardı; bekliyorlardı.There were 15, maybe 20, people like him waiting.
Bekliyor muydun?Were you waiting?
Birisini mi bekliyorsun?Are you waiting for someone?
Bunu dört gözle bekliyor olmalısın.You may look forward to it...
Onlar shingle bekliyor gelip dans katılacak?They are waiting on the shingle--will you come and join the dance?
'Bu kadar zengin ve yeşil Beautiful Soup, sıcak bir çorba kasesini bekliyorum!'Beautiful Soup, so rich and green, Waiting in a hot tureen!
Ne bekliyorsunuz?What are you doing just standing there?
En önemli şey, bizim -- onların neyi bekliyor olduklarıdır.What they look at is the most important thing.
Büyük Britanya ve New England'daki koca fabrikalar toptan kıyafet üretimi için pamuğa aç bekliyordu.Large mills in Great Britain and New England were hungry for cotton to mass produce cloth.
-Hilary'i bekliyordunuz, değil mi?You where expecting Hillary, wheren't you? Paris:
Kapının dışında dünya bekliyor.Outside your door the world is waiting.
En sonunda yakılana dek bu atıklar şeker fabrikasının yanında bir yığın olarak bekliyorlar.It just sits in a pile near the sugar mill until eventually they burn it.
İşte sizden de böyle bir tavır sergilemenizi bekliyorumTo jest właśnie nastawienie, które chcę byś posiadł!
Cevap bekliyorum.I'll take answers.
J Cub, En azından bir cevap bekliyordum.J Cub, I was hoping for an email back.
- Büyükbaban bekliyor.- Grandfather's waiting.
- Seni bekliyordum.- I've been waiting for you.
Bize bir kol vereceksin." 500 sayfalik burokrasi kagit işi, ve savunma bakanligini bekliyordum.And I was waiting for the 500 pages of bureaucracy, paperwork and DODs.
Baylar ve bayanlar, benim adım James Randi, ve bekliyorum.Ladies and gentlemen, I'm James Randi, and I'm waiting.
Ben senin derslerini sabirsizlikla bekliyorum.I'm looking forward to seeing your class.
Elini çabuk tut ! müşteriler bekliyor ! ne beceriksiz adamsın be !Hurry up! Customers are waiting! What manner of man to be awkward!
O zaman durup "berraklık dalgası" diye tanımlayabileceğim o anı bekliyordum.And then I would wait for what I call a wave of clarity.
Annesi ve babası bir mucize bekliyorlardı.The parents were looking for a miracle.
Peki neyi bekliyoruz?So what are we waiting for?
Senin beni ziyaret etmeni bekliyor olacağım.I'll be waiting for you to come and visit
Bu buluşmayı uzun zamandır bekliyordum.It was a long wait for this meeting
Bu fırsattan istifade ederek... ...bizlere, eğer varsa başka öğütlerinizi de bekliyoruz.We'd like to take this opportunity to ask for your further guidance
Bir şey daha söyleyeyim... ...iki kardeşimizi daha bu toplantıya bekliyorduk.Let me say something Two more fellows were expected this evening
Diğer herkesten de aynı pencereden dışarı bakmasını ve aynı şeyi görmesin bekliyoruz.And we want everybody else to gaze out of the same window and see the exact same thing.
Heyecanla bekliyorum.I'm looking forward to it.
Öyleyse neden oyunlardaki yazımın bu diğer medyalardaki yazım ile aynı olmasını bekliyorsunuz?So why would you expect writing for video games to be the same as for any of these other media?
Biz burada iki saattir sıra bekliyoruzWe've been in line all this time!
Sağ ol.) ve ben de kapı önünde bekliyordumThank you.) -- and I was there with a catcher's mitt.
Hayır, Seung Jo bunu benden bekliyor. <i>Doğru, Seung Jo'yu hayal kırıklığına uğratamam.No, Seung Jo is expecting me to do this. Right, I can't disappoint Seung Jo.
[Müzisyenler bekliyor.[Musicians waiting.
Seni bekliyorduk!You made it!
Olmasını istediğimiz daha iyi bir dünya... ...sadece bizi bekliyor.Yeah I'm gonna come with you to Africa The better world we want is coming
Bir şeyler bekliyoruz.We wait for something.
Yani, dışarıda bizi inanılmaz bir fırsatlar dünyası bekliyor.And so, there's an amazing sense of opportunity out there.
Ben de" Ne bekliyordum ki, sanki." dedim.So I said, "Well, what did I expect?"
Gitmek zorundayım, babam beni bekliyor.I have to go, my dad's waiting for me.
Ben bu konular hakkında konuşmaya bayılırım, bu yüzden sizi ofis ziyaret saatlerime de bekliyorum.I just love talking about this stuff and I welcome you to come to my office hours.
Kılıcını test etmek için uzun zamandır bekliyordumI have long wanted to test your sword skills
Ejder-6 ve ejder-7 ile birlikte seni bekliyorHe is waiting for you with dragon 6 and dragon 7
Çoktandır burada bekliyorum.How did this happen? It's a long story...
Başkan sizi bekliyor. Sizinle akşam yemeği yemek istiyor.The chairman wants to have dinner with you.
Beti'nin buraya ulaşması için 25 dakika daha bekliyoruz.Right?
Kimler o E'yi bekliyordu?Everybody knows, who's expecting that E.
Ne zamandır bekliyorum, doğru değilse ölürüm.I've been waiting oh so long, I'll just die if I'm wrong
Mutlu son seni bekliyor,The happy ending is waiting for you
Günbegün, kötü haber gelecek diye bekliyorum.Day out, day in, I'm worryin' about bad news
Ben yalnızca bir kadınım, yalnız bir kadınım, yorgun bir kıyıda bekliyorum.I'm just a woman, a lonely woman, waitin' on a weary shore
Onların tamamen iyi ya da tamamen kötü olmalarını bekliyoruz.That we always want people to be either all good or all bad?