Foie gras için karaciğeri çıkardığında, bunu bir kavanoza koyuyor ve kendi yağında bekletiyor.He takes the liver when he harvests the foie gras, he sticks them in this jar and he confits it.
Ve anlasmaya varana kadar bekletiyorlar.And so they're holding off until they get a deal with them.
Beklettiđim için üzgünüm.[heavy music in car]
Zaten bu ikisini fazla bekletmeyi düşünmüyorum.These two have been here for six days
Onu da kardeşini de beklet, dediler, şehirlere toplayıcılar yolla.They said: "Put him and his brother off (awhile) and send out heralds to the cities
Çadırlar içinde bekletilen huriler var.Houris cloistered in pavilions --
Dediler ki: Onu da kardeşini de beklet; şehirlere toplayıcılar (memurlar) yolla.They said: "Put him and his brother off (awhile) and send out heralds to the cities
Biz onu (kıyamet gününü) sadece sayılı bir müddete kadar bekletiriz.We are deferring it only for a time ordained.
Onlar da "onu ve kardeşini beklet, şehirlere de toplayıcılar gönder." dediler.They said: "Put him and his brother off (awhile) and send out heralds to the cities
Dediler ki: "Onu ve kardeşini beklet ve şehirlere toplayıcılar yolla."They said: "Put him and his brother off (awhile) and send out heralds to the cities
Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz.And We settle in the wombs that which We will until a term determined.
Bekliyorsa çal, çalıyorsa bekletPlay if stopped, pause if playing
Torrent bekletilemezNameTorrent cannot be enqueued
Beagle Bekletici YazılımıNameBeagle Daemon
Bekletmeyi pasifleştirDisable spools
BekletiliyorJob statePending
% 2 yazıcısı için bekletme dizini% 1 oluşturulamadı.Unable to create spool directory %1 for printer %2.
Yazıcı bekletici türü:% 1Spooler type: %1
Oyun bekletiliyorGame paused
Carlos Tevez ortadan güzel bir orta aldı ve bekletmeden Jevriç'i avladı: 5-0.Carlos Tevez got a nice cross from the centre and soon had Jevric at his mercy – 5-0.
Bu açmaz yüzünden, önemli seçimlerin bekletilmesi gerekti.Important laws have had to be put on hold because of the impasse.
Telekom "Savaşı" Özelleştirmeyi BekletebilirTelecom "War" Could Hold up Privatisation
Lahey mahkemesi bu dört davayı işleme koymadan altı yıl bekletti.The Hague tribunal kept the four cases for six years without acting on them.
Seyircilerin beş dakikadan uzun süren tezahüratı nedeniyle ödül töreni bekletilmek zorunda kaldı.The awards ceremony had to be halted as the audience cheered for more than five minutes.
Gerekli belgeleri sunmasına karşın, lisans talebi bekletiliyor.Although he has submitted the necessary documents, his request for a license remains on hold.
Larvaları yemek istemeyenler peyniri kapalı bir kese kağıdında bekletirler.Those who do not wish to do so place the cheese in a sealed paper bag.
Suçlu bulundu ama aynı zamanda uzun zamandır duruşması bekletildiği için serbest bırakıldı.He was found guilty but was soon released because of the long time he had been awaiting trial.
Oksidasyona karşı koymak için şarap mümkün olduğu kadar az rafta bekletilmelidir .To curb against oxidation, the wine should be racked as little as possible.
Pirinç, tuzlu suda bekletilip kaynatılarak hazırlanır.Rice is prepared by soaking in salted water and then boiling it.
İlk olarak, kabuk üç ay boyunca kireçli suda ıslak olarak bekletilir.First, the bark is soaked in limewater for three months.
Hazırda bekletmeHibernation
Uzay aracı, gelecekte olası kullanımı bekleyen yer temasları olmadan hazırda bekletme moduna alındı.The spacecraft will remain in hibernation without ground contacts awaiting possible future use.[37]
Üzeri örtülerek ılık bir yerde sabaha kadar bekletilir.Sie ist voller Frieden bis zum Anbruch der Morgenröte.
Suda bekletmek gereklidir.)In das Wasser zu springen ist verboten!)
Yarım saat beklettiler.Sie haben halbe Stunde Zeit.
Bir müddet bekletildikten sonra çıkarılıp kurutulur.Nach einer Weile werden sie dann wieder abgeholt und getragen.
Yetkililerden hiç kimse gelmeyince ceset 6 saat bekletildi.Nach Eintritt des Todes wurden die Gewichte noch sechs Stunden auf ihrem Körper belassen.
Kıl keçisi tulumlara basılan peynir, %75-80 nem oranına sahip mağaralarda iki-üç ay bekletiliyor.Der mit bis zu 40 % Kuhmilch verschnittene Schafsmilchkäse wird drei bis sieben Stunden lang geräuchert.
Bu kapsamda nükleer silahlar son çare olsa da başvurulabilecek bir olanak olarak bekletilmektedir.Im Kriegsfall können Atomwaffen als letztes Mittel eingesetzt werden.
Her ısıtmadan sonra maddeler 37 °C'de 24 saat bekletilir.Diese wird dann meist bei 37 °C für 24 Stunden inkubiert.
Bizi bir saatten fazla bekletti.Il nous a fait attendre pendant plus d'une heure.
Uzun bir süre onu dışarıda beklettiler.Ils le firent attendre un long moment dehors.
Onu bir dakika bekletin.Faites-le attendre un moment.
Gemi, ne zaman bekletiliyor?Quand le navire est-il attendu ?
Onun yerine La Orchila üssüne götürülmesi ve burada bekletilmesine karar verilir.Elle décide alors de le faire transférer à la Rochelle pour pouvoir veiller sur lui.
En fazla üç gün bekletilebilir.Cela peut durer jusqu’à trois jours.
Suda bekletmek gereklidir.)Famosos al agua).
İdrar vücutta terk edilene kadar burada bekletilir.Il restera enchainé jusqu'à son départ aux galères.
4. ve 5. piyade tümenleri takviye güç olarak bekletilecekti.Les quatrième et cinquième patrouilles furent relativement tranquilles.
Daha sonra zımparalanan levhalar, bekletildikten sonra, tüketime sunulur.Les paquets sont mis en file d'attente quand ils arrivent.
Bunlar da hızla, bekletilmeden verildi.Aussitôt dit, aussitôt retenu.
Daha sonra bu karışım süzülür ve 1 yıla yakın bir süre meşe fıçılarda bekletilir.Cependant, il fut rapidement obligé de se cacher et il passa une année dans cette pénible situation.
Kestirilen şıra dinlendirme kaplarında en az 45-55 saat bekletilir.Son affinage est au minimum de quarante-cinq jours.
O beni yarım saat bekletti.Me hizo esperar media hora.
Diğer insanlar beni uzun süre beklettiğinde nefret ederim.Odio que otras personas me hagan esperar mucho tiempo.
O beni kasten bekletti.Me hizo esperar aposta.
Onu uzun süre bekletti.Le hizo esperar un buen rato.
Beni yaklaşık yarım saat bekletti.Me hizo esperar alrededor de media hora.
Tom uzun süre Mary'yi bekletti.Tom hizo esperar mucho tiempo a Mary.
Tom beni 30 dakikadan daha fazla bekletti.Tom me hizo esperar por más de treinta minutos.