Ana içeriğe geç
Sözlük

beklerler ile cümle

beklerler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İnsanlar çok fazla beklerler.People expect too much.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.Whereunto are added prayers fit for housholders.
Bu kuşlar çoğunlukla geceleyin suyun kenarında avını pusuya düşürmek için beklerler.Their usual hunting period is at night, when they move to shallow water to feed.
Tabir caiz ise, onlar bayramları dört gözle beklerler.You keep waiting for the fabulous breaks.
Bir yıl boyunca dileklerinin yerine gelmesini beklerler.Within a year their hopes had been dashed.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.It means you’re continuously learning.
Ama deneyci gelene kadar beklerlerse, iki tane alabilecekler.But if they wait until the experimenter comes back, they can have two.
Dolayısıyla sizden her yıl artan bir gelir elde etmenizi beklerler. Neden?So, they're expecting you to have revenue that increases every year.
Neredeyse kalabalık tümüyle dağılana kadar beklerler.And they wait until pretty much everybody's gone.
Fakat genelde orada beklerlerdi.But then they often wait there.
Bulut durdukça yerlerinden ayrılmaz, kalkacağı günü beklerlerdi.but if the cloud wasn't taken up, then they didn't travel until the day that it was taken up.
‹‹İnsanlar beni saygıyla dinler, Öğüdümü sessizce beklerlerdi."Men listened to me, waited, and kept silence for my counsel.
Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler.They are only waiting for a single blast that will seize them, but they will go on contending.
Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler.They will not be able to help them and will be brought (to Us) as their levied troops.
Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç 'ay hali ve temizlenme süresi' beklerler.Divorced women shall wait by themselves for three periods.
Kadınlarına yaklaşmamak için yemin edenler, dört ay beklerler.Those who vow abstinence from their wives must wait for four months.
Boşanan kadınlar, üç ay adet beklerler.Divorced women shall wait by themselves for three periods.
Boşanmış kadınlar kendi başlarına üç âdet ve temizlenme süresi beklerler.Divorced women shall wait by themselves for three periods.
Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler dört ay beklerler.Those who vow abstinence from their wives must wait for four months.
Boşanmış kadınlar, kendi başlarına (evlenmeden) üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler.Divorced women shall wait by themselves for three periods.
İçinizden ölenlerin (geride) bıraktığı eşler, kendi kendilerine dört ay on (gün) beklerler.The wives of those of you who die have to wait for a period of four months and ten days.
Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler.The wives of those of you who die have to wait for a period of four months and ten days.
İçinizden ölen erkeklerin geride bıraktığı eşleri, dört ay ve on (gün) beklerler.The wives of those of you who die have to wait for a period of four months and ten days.
Bu kuşlar çoğunlukla geceleyin suyun kenarında avını pusuya düşürmek için beklerler.Die Spinnen jagen meistens nachts und befinden sich tagsüber in ihren Wohnröhren.
Gerçek hayatta da bir konuşma sırasında katılımcılar konuşmaya başlamak için kısa bir sessizliği beklerler.Für einen kurzen Moment schweigen alle Anwesenden.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.Bemühe dich stets und lerne zu sterben.
Arka ayakları ile otlara tutunurlar ve öndeki bir çift ayakları ile konağa tutunmak üzere beklerler.Am Boden hüpfen sie mit den Hinterbeinen und strecken die Vorderbeine zur Balance in die Höhe.
Hareketsiz bir şekilde avlarını beklerler.Bei der Jagd machen sie ruckartige Bewegungen.
Tabir caiz ise, onlar bayramları dört gözle beklerler.Pour les articles homonymes, voir Les Fêtes galantes.
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.Habían visto el uno al otro y no saldrían a menos que uno de ellos yacía muerto en el suelo.
Hemen serbest bırakılmayı beklerlerken savunucular esir köle olarak alındılar.Al finalizar la defensa algunos esclavos fueron liberados como premio.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.Estudia y consulta siempre.
Ruhları Tanrı Dağı'na varır ve orada diğer Türk kahramanları beklerler.Para ello viajan hasta el Monte del Cielo y piden ayuda al Maestro de la Sombra Resplandeciente.
Her yıl hacı adayları arefe günü burada toplanırlar ve bir süre beklerler.Desde ese momento, todos los años vuelven el día de la virgen para pasar unos días allí.
Hareketsiz bir şekilde avlarını beklerler.Caccia restando fermo.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.К нему обращаются в молитвах при бесновании.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.Она требует постоянного внимания и воспитания.
Museviler İsa'yı Atanmış Kral (Mesih) olarak kabul etmezler ve başka bir Mesih beklerler.7-أن الله لا يحتقر المنفين بل هو يطهرهم من خلال شخص المسيح المنتظر.
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.Zij zag haar dood aankomen, maar wilde niet dat Druss ervan getuige zou zijn.
Çok hareketli olup, atlamayı severler, ilgi ve şefkat beklerler.Ze zijn aanhankelijk en worden graag geaaid en geknuffeld.
Onun öldüğünü sanan ikili burada bir süre beklerler.Er wordt gedacht ze al enkele maanden dood was.
Hareketsiz bir şekilde avlarını beklerler.Ze jagen op hun prooi door ze geruisloos te besluipen.
Uzunca bir süre asteroit kümesinin içinde İmparatorluk Filosu'nun uzaklaşmasını beklerler.Wiadomo jednak, że do cesarstwa nadciąga obca flota.
Ayrılmak için de dönüşüm tamamlanana kadar beklerler.Do momentu ukończenia wypracowania musi więc pozostać w odosobnieniu.
Ağaçlara tırmanırlar ve kurtarılmayı beklerler.Легко вилазять на дерева і стрибають.
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.Ei nu vedeau oare, că acest vițel nu le vorbea și nu-i călăuzea?
Kızlar da bu süreçte lokma dökerek genç çocukları beklerler.Szerinte a gyerekek még túl fiatalok az ilyesfajta nyomásokhoz.
Ve o gün gelir uçakta üçlü William'ı beklerler.Végül mindketten elutaznak a hétvégére a Juan által vezetett repülőgépen.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.De som deltok i bønnen kunne få avlat.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.Oleh karena itu (mereka) patut kau sembah.
Kısa vejetasyon içinde avlarını beklerler.Berburu serangga di lapisan bawah hutan.
Çok hareketli olup, atlamayı severler, ilgi ve şefkat beklerler.Wataknya periang, senang tersenyum, bersemangat, dan suka keceriaan.
Hareketsiz olarak avlarını beklerler.牠們會站著不動等待獵物。
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.他们见证了复活的信仰,不久以后他们才死去。
Onun öldüğünü sanan ikili burada bir süre beklerler.九课发现,此人已经死亡了一段时间。
Ruhları Tanrı Dağı'na varır ve orada diğer Türk kahramanları beklerler.האסיר פונה אל הר האפר, שם נמצאים יקיריו.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.В който се отправят молитви към Аллах за дъжд.
Zeminde veya suda yavaş adımlarla besin ararlar ya da pusuda av yakalama fırsatı beklerler.Hranu traže polako hodajući po tlu ili vodi i vrebajući čekaju priliku da ulove plijen.
Tabir caiz ise, onlar bayramları dört gözle beklerler.Vigílie sú predvečernou prípravou na veľké sviatky.
Düğüne gelen insanlar ise çay-şeker getirirler ve gelen misafirler öğle ezanına kadar beklerler.Namiesto neho prichádzajú svadobní hostia a rozprávajú mu čo sa stalo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod