On dakika daha bekler misin?Kan je tien minuten wachten?
Soluksuz biçimde zarların atılmasını beklersin.Je wacht ademloos tot de dobbelstenen worden gegooid.
Beni arabada bekler misin?Wacht je in de auto op me?
Gecikmesine rağmen geleceği günü bekleriz.Pomimo szturmu walki trwały do następnego dnia.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Rodzina daremnie czeka na jego powrót.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Dopóki na pobliskiej stacji nie zatrzymuje się pociąg z Pakistanu.
"Güneşi Beklerken"."Kiedy zabraknie słońca".
Savcı Güneşi Beklerken.Skarbnica słońca przeł.
Kendisine sıra gelmesini,fark edilmeyi beklerdi.Strzeżcie się wątpić o jego przyjściu.
TARDIS'in kendi kendisini tamir etmesini beklerken, yeni yüzünü keşfetmeye başlar.Kiedy Doktor dowiaduje się, że TARDIS dokonała już niezbędnych napraw, postanawia ją przetestować.
Dışarıda Padme'yi bekler.Kenobi udaje się do Padmé.
Uzunca bir süre asteroit kümesinin içinde İmparatorluk Filosu'nun uzaklaşmasını beklerler.Wiadomo jednak, że do cesarstwa nadciąga obca flota.
Ayrılmak için de dönüşüm tamamlanana kadar beklerler.Do momentu ukończenia wypracowania musi więc pozostać w odosobnieniu.
Göğün kapısını bekler.Niebiosa otwierają swoje bramy.
Ziyareti beklerken Ağustos ayında Ayçiçeklerini yaptı.Oczekując na pomoc, dowiadują się o podpisaniu porozumień sierpniowych.
1953 - Samuel Beckett'in oyunu Godot'yu Beklerken, Paris'te sahnelenmeye başlandı.1953 – W Paryżu odbyła się prapremiera sztuki Czekając na Godota Samuela Becketta.
Böyle maçları dört gözle beklersiniz.Takich piłkarzy należy podziwiać.
"Cenneti Beklerken".Wyprawa do raju”.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Andromeda została przykuta do skały i pozostawiona na pożarcie.
Büyükhanım ise yukarıda, onların gelip vedalaşmasını bekler.Gromada z popem na czele, przyszła go żegnać.
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.Vi vilja med dem dela, vad Gud förlänat."
Öte yandan yüksek enerjisi zaman zaman fazla ilgi bekler gibi görünmesine sebep oluyor.Jag är mer nervös än någonsin eftersom jag känner att det kommer att vara en del förväntningar.
1953 - Samuel Beckett'in oyunu Godot'yu Beklerken, Paris'te sahnelenmeye başlandı.3 januari – Samuel Becketts pjäs "I väntan på Godot" har premiär i Paris .
Günümüzün en etkili sol beklerinden birisidir."Han är vår elegantaste högerback genom tiderna.
Çin kültürünün dul bir kadının yeniden evlenmesine izin vermeyen tutucu gelenekleri pusuda bekler.I det traditionella Kina gavs kyskhets-paifanger till änkor som inte gifte om sig.
Zor günler bizi bekler.Svåra tider väntar oss.
İntikam almak için sabırla bekler.Пацієнтка вирішує помститися.
Yine de çok sakınıktır ve yiyeceğini aramak için gece olmasını bekler.Тому майже не спить: і вночі шукає їжу.
Yardım gemisi bekler.На кораблі спасіння.
"Güneşi Beklerken".«Туга за сонцем».
Takaki trenlerin geçmesini bekler fakat kadının gittiğini görür.Такакі чекає поки потяг проїде і бачить, що Акарі уже пішла.
Devamının gelmesini bekleriz.Відсидів увесь термін.
İran Mehdi'yi Beklerken.У Ірані — маги.
Güneşi Beklerken bölümleri listesi Özel ^Довічно зарахований до списків особового складу військової частини.
Her gece akşam yemeği vaktini korkuyla beklerdim, babamın gene bir tatsızlık çıkartacağını çok iyi bilirdim.Мій батько тріумфував, а матінка щодня боялася за моє життя, але зі сльозами на очах підкорювалася батьку.
Bizden bir imdad beklersin, sende asker yok mudur?Комусь треба одягти військовий однострій, то чому не мені?.
Büyükhanım ise yukarıda, onların gelip vedalaşmasını bekler.Всі по черзі підходять до покійника і цілують його, прощаючись з ним.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Але вона з презирством відкинула його залицяння.
Kücük memeli türlerini önce ısırarak zehirlerler, sonra ölmesini bekler ve ondan sonra yutar.Свою жертву вони обвивають кільцями, спочатку душать, а потім заковтують.
Ağaçlara tırmanırlar ve kurtarılmayı beklerler.Легко вилазять на дерева і стрибають.
Savcı Güneşi Beklerken.Věž při slunečném dni.
Büyükhanım ise yukarıda, onların gelip vedalaşmasını bekler.Šlechtic je nadmíru vytočen, rozloučí se a hodlá odejít.
Yardım gemisi bekler.Eskortní plavidla.
Gecikmesine rağmen geleceği günü bekleriz.Pokud by měl připadnout na šabat, odkládá se na následující den.
İran Mehdi'yi Beklerken.Íránec točí o Mohamedovi.
1955 - Samuel Beckett'in oyunu 'Godot'yu Beklerken' ilk kez Londra'da sahnelendi.1953 – V pařížském divadle Théâtre de Babylone byla poprvé uvedena hra Samuela Becketta Čekání na Godota.
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.A tak všichni odcházejí s velkou ostudou.
Albüm isminde Samuel Beckett'in Godot'yu beklerken adlı eserinden esinlenildiği söylenmektedir.Název epizody odkazuje na divadelní hru Samuela Becketta Čekání na Godota (anglicky Waiting for Godot).
Böyle maçları dört gözle beklersiniz.Kohouti jsou pro tyto zápasy speciálně šlechtěni.
Geri çekilmeyen anlatıcı bir süre bekler, ardından elindeki fenerin üzerini açmaya karar verir.Dar naratorul nu se trage înapoi și, după un timp, decide să-și aprindă felinarul.
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.Ei nu vedeau oare, că acest vițel nu le vorbea și nu-i călăuzea?
Oyuncu, odaya girdiği zaman ilk olarak Spectators (izleyiciler) bölümünde bekler.La premieră, sala era invadată de spectatori.
Savcı Güneşi Beklerken.Priveliștea ținutului la apusul soarelui.
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.Din fericire, cu toții scapă nevătămați.
Albüm isminde Samuel Beckett'in Godot'yu beklerken adlı eserinden esinlenildiği söylenmektedir.Titlul albumului este o referință la piesa En attendant Godot (Așteptându-l pe Godot) de Samuel Beckett.
Tüm buyruklar en uzun buyruk kadar bekler.Deci totul trebuie să rămînă în cel mai strict secret.
İkinci konuda, Tanrı'ya karşı başlattığı münazaranın cevabını bekler.Sunt sigură că Zeul american răspunde mai repede celor care îl imploră.
Tüm zamanların en iyi sol beklerinden birisi olarak kabul edilmektedir.El este considerat cel mai bun fundaș stânga din toate timpurile.
"Ne kadar beklersen bekle istenmediği zaman gelecektir."Ha nem akarsz jönni, akkor nem nem jössz.”
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.A lány kétségbeesetten keresi Peetát.