Küçük kızda yeni evlerinde her gün babasının eve gelmesini bekler.Мальчик каждый день ходит на станцию в надежде на то, что отец вернётся.
"Güneşi Beklerken".«Навстречу солнцу».
1955 - Samuel Beckett'in oyunu 'Godot'yu Beklerken' ilk kez Londra'da sahnelendi.1955 — в Лондоне прошла премьера пьесы Самуэля Беккета «В ожидании Годо».
Halbuki insanların köstek olacağına destek vermelerini beklerdim.Я хотел посмотреть, нужна ли людям помощь.
Patrick ise arabada bekler.Андрей остаётся в машине.
Bizden bir imdad beklersin, sende asker yok mudur?Ты добычи не дождёшься, Я солдат ещё живой!
Kendisine sıra gelmesini,fark edilmeyi beklerdi.Настолько мало она рассчитывала на то, что будет замечена...
Hayalet öğrenciler dünyadan ayrılmayı beklerken hiçbir şey yaşanmaz.Интеллектуальные конфликты, вспыхивающие по всей стране, не проходят мимо Школы.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.Она требует постоянного внимания и воспитания.
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.Мы полагаемся на Аллаха.
Albüm isminde Samuel Beckett'in Godot'yu beklerken adlı eserinden esinlenildiği söylenmektedir.Название происходит от пьесы Сэмюэла Беккета «В ожидании Годо».
Okyanus tabanı ayrıntılı ve keşfedilebilmeyi bekler bir haldedir.المحيط مصمم بالكامل وقابل للأستكشاف.
Sâdece huzûrunda beklerim, onu görmekle şereflenir, bereketlenirim” dedi.صار لي عوقٍ وأنا صرت ثابور:أي أنه أعاقني بعشقي له وأنا حبسته (ثابور) بعشقه لي، شفاقه: أصبحت رؤية بعضنا أمنية.
Yardım gemisi bekler.سفينة النجاة.
Çeşitli mesleklere sahip işçiler, katedralin çevresinde belirli alanlarda toplanarak iş bulmak için beklerdi.وبينما كان العمال من مختلف المهن يجتمعون في مواقع معينة حول الكاتدرائية في انتظار عروض العمل.
"Güneşi Beklerken"."لو أنت الشمس".
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.زيارة ابنته أدت به إلى اليأس.
Her şeye hazırım" - Kamo'dan 1912 yılında ölüm cezasını beklerken başka bir mahkûma yazdığı not.كانت رسالة من كامو لرفيق سجن له في عام 1912 بينما ينتظران عقوبة الإعدام.
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.أماتنا الله على محبة المصطفى وأهل بيته صلى الله عليه وسلم الله عليه وعليهم أجمعين.»
Pozisyonu alır ve uygun bir av gelinceye kadar bekler.وانتظر حتى تحين الفرصة المناسبة.
Savcı Güneşi Beklerken.العابثون بالشمس.
Kleopatra kendini kendi anıtında kilitleyip Antonius'un geri dönmesini bekler.لتموت واسمه عل شفتيها, تحبس نفسها في مكان وتنتظر عودة أنطونيو.
Bekle: Buyruğun işlenmesinin bitimine kadar bekler.إلى أن انتهى الأمر لتصبح وظيفتها الزينة.
Museviler İsa'yı Atanmış Kral (Mesih) olarak kabul etmezler ve başka bir Mesih beklerler.7-أن الله لا يحتقر المنفين بل هو يطهرهم من خلال شخص المسيح المنتظر.
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.وعاش الجميع بسعادة وهناء بعد ذلك.
Sâdece huzûrunda beklerim, onu görmekle şereflenir, bereketlenirim” dedi.Diga-lhe, então, que não o verei desta vez, como ele ansiosamente espera; ve-lo-ei, porém, outra ocasião."
Ailesi evlerinde onu beklerken Fransız metresi Madame Aubert ile diğer yolculara gösteriş yapmaktadır.Ele mostra sua amante francesa Madame Aubert para outros passageiros enquanto sua família o espera em casa.
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.Enquanto isso, em Winterfell, uma aflita Catelyn Stark cuida de seu filho inconsciente, Bran.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Antes de falar, cada convidado educadamente espera que outro convidado termine de falar.
Tüm buyruklar en uzun buyruk kadar bekler.Todas as etapas são mais largos do que parecem.
"Güneşi Beklerken".«A briga pelo Sol».
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Ele relutantemente deixa sua esposa, decepcionada.
Bekler ama hiç kimse gelmez.Todos vão e vêm e ninguém o vê.
Mesleğinde ilk başlarda çok başarılı sayılmazdı; odasında hasta beklerken tekrar hikâyeler yazmaya başladı.Os negócios não tiveram muito sucesso; enquanto aguardava por pacientes, ele voltou a escrever suas histórias.
Albüm isminde Samuel Beckett'in Godot'yu beklerken adlı eserinden esinlenildiği söylenmektedir.O título do álbum é uma referência uma obra de Samuel Beckett, "Esperando Godot".
Ziyareti beklerken Ağustos ayında Ayçiçeklerini yaptı.Teria de interromper a visita logo em abril.
"Cenneti Beklerken"."Visões do paraíso".
Bazı gençler gündüzden kına evinin tavanına çıkar orda beklerdi kına zamanını.Prófi então fica em seu quarto por dias, aguardando o fim de seu castigo.
Gecikmesine rağmen geleceği günü bekleriz.A recuperação completa é esperada para o dia seguinte.
Bekler´in sağlık ocağı vardır.A Pavuna possui um posto de saúde.
Halbuki insanların köstek olacağına destek vermelerini beklerdim.Portariam apitos para trilar caso fosse necessária ajuda.
Okyanus tabanı ayrıntılı ve keşfedilebilmeyi bekler bir haldedir.O Gorila do Ocidente é mais difícil de rastrear e de ser localizado.
TARDIS kaybolduktan sonra Amelia aceleyle bir bavul hazırlar ve TARDIS'in kaybolduğu yerin yakınında bekler.A garota prepara uma mala e espera perto de onde a TARDIS tinha partido.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Vol ongeduld wacht hij op diens terugkeer.
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.Zij zag haar dood aankomen, maar wilde niet dat Druss ervan getuige zou zijn.
En bilinen eseri Godot'yu Beklerken'dir.Het meest bekende absurdistische toneelstuk is waarschijnlijk wel Wachten op Godot.
Devamının gelmesini bekleriz.Men moet zijn tijd afwachten.
Arkasındaki zombiler de bir süre bekler.Ook de duiveltjes zijn eventjes tevreden.
Yolda, Shere Khan onları pusuda bekler ve Bagheera'yı yaralar, ancak Mowgli kaçmayı başarır.Buiten de ruïne confronteert Shere Khan Mowgli en Kitty, maar Mowgli slaagt erin hem te verjagen.
Çok hareketli olup, atlamayı severler, ilgi ve şefkat beklerler.Ze zijn aanhankelijk en worden graag geaaid en geknuffeld.
Eğer iki genç de beklerse, tabii ki buluşamayacaklardır.Wanneer de twee kinderen proberen te krijgen ontdekken ze dat dat nooit zal lukken.
Yerelnet, Bekler KöyüGemeente Buscemi
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Een inhaalmogelijkheid voor treinen in het station was niet voorzien.
İntikam almak için sabırla bekler.Waarna David wraak wil nemen.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Jerom heeft intussen de inktvis verslagen en ziet dat het beest aan een ketting ligt.
Onun öldüğünü sanan ikili burada bir süre beklerler.Er wordt gedacht ze al enkele maanden dood was.
Hareketsiz bir şekilde avlarını beklerler.Ze jagen op hun prooi door ze geruisloos te besluipen.
Biraz bekler misin?Zou je even kunnen wachten?
Bir saniye bekler misin?Zou je even kunnen wachten?
Birkaç dakika bekler misiniz?Zou u even kunnen wachten?