Ana içeriğe geç
Sözlük

bekler ile cümle

bekler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kendisine sıra gelmesini,fark edilmeyi beklerdi.Felnéztek rá, hogy vállalta másságát.
Yardım gemisi bekler.A vitorlás hajó.
Devamının gelmesini bekleriz.Kivárja, hogy eljöjjön az ő ideje.
1 ila 128 günlük süre içerisinde çalışır vaziyette bekler.Mintegy tíz-tizenkét nap múlva várhatja sürgönyét.”
Kızlar da bu süreçte lokma dökerek genç çocukları beklerler.Szerinte a gyerekek még túl fiatalok az ilyesfajta nyomásokhoz.
Ve o gün gelir uçakta üçlü William'ı beklerler.Végül mindketten elutaznak a hétvégére a Juan által vezetett repülőgépen.
Gecikmesine rağmen geleceği günü bekleriz.Életének kutatásával még adós az utókor.
Sunucu çağrıyı işlerken, istemci bloklanır (sunucuyu bekler).Jos (kantaja) kutsuu (vastaajan) oikeuteen, (vastaaja) menköön (sinne).
"Güneşi Beklerken"."Auringon suudelma".
Locke inmek için tekerlekli sandalyesini bekler.Paljastuu, että Locke on pyörätuolissa.
Patrick ise arabada bekler.Jeff jää vahtimaan autoa.
Elfler katledilse dahi ruhları Mandos'un Salonları'na giderek dünyanın sonuna kadar orada bekler.Kerrottiin, että kuolleet haltiat pääsivät Mandosin saleihin odottamaan maailmanloppua.
Bu arada hamile olan Butterfly, senelerce sabırla Pinkerton'u bekler.Pintakemiaa Langmuir alkoi tutkia yhdessä assistenttinsa Katherine Blodgettin kanssa myöhempinä vuosinaan.
Ping, alıcı bilgisayara "echo request" paketi gönderirken, cevap olarak da "echo reply" paketini bekler.Ping lähettää laitteelle ICMP echo request-paketin, johon etätietokone vastaa omalla echo reply -paketilla.
Bunu gören Zehra çok sevinir ve davanın yeniden görülmesini bekler.Kagura on ihastunut Sesshōmaruun ja on iloinen, kun pääsee näkemään tämän vielä kerran ennen kuolemaansa.
Halbuki insanların köstek olacağına destek vermelerini beklerdim.Ja niin he aikovat auttaa Terhoa.
"Cenneti Beklerken".Mutta tulon toivon taivahasta.”
Oyun Metni (İngilizce) Beckett’i Beklerken Oyun Hakkında (İngilizce) IBDB'de Godot'yu Beklerken.Suomennos perustuu Beckettin omaan englanninkieliseen käännökseen Waiting for Godot.
En bilinen eseri Godot'yu Beklerken'dir.Hänen suurimpana toiveena ja ehtona on kohdata Goku.
Ölünü ruhu mezar yakınlarda bekler ve yasağı ihlâl edecek olanları cezalandırırdı.Hänen sielunsa jäi epäjumalankuvaan, ja nyt hän vangitsee ja tappaa kaikki, jotka tulevat kartanon lähelle.
"Cenneti Beklerken".«Πέρα απ' τον Παράδεισο».
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.Στο ενδιάμεσο, η Catelyn Stark, θρινεί τον γιο της, Bran, ο οποίος κείται αναίσθητος στο έδαφος.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Η Ανδρομέδα λοιπόν βρέθηκε δεμένη στο βράχο, στο έλεος του κτήνους.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Ανακαλύπτει εντελώς ξαφνικά, πως η γυναικα του επέστρεψε στην παλιά της δουλειά και απελπίζεται εντελώς.
Tom otobüs beklerken 20 Ekim 2013'te kaçırıldı.Ο Θωμάς απήχθη στις 20 Σεπτεμβρίου όταν περίμενε λεωφορείο.
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.Må Allah (swt) belønne dem alle med paradiset!”
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.I mellemtiden i Winterfell en våger sørgende Catelyn Stark over sin bevidstløse søn Bran.
"Güneşi Beklerken"."Bratpfanne vor der Sonne".
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.De som deltok i bønnen kunne få avlat.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Før en gjest begynner å snakke venter vedkommende høflig på at den nåværende taleren skal avslutte.
Daha sonra Mecdelli Meryem mezarda beklerken İsa ona görünür.Jesus viser seg deretter for Maria ved graven.
Parasının üstünü beklerken onların hemen yanında zengin bir adam arabasına binip uzaklaşır.Like etter at han har kjøpt en blomst av henne setter en rik mann seg i en bil og blir kjørt avsted.
Büyükhanım ise yukarıda, onların gelip vedalaşmasını bekler.Langs reiseruten møtte opp for å hilse på dem og ønske dem lykke til.
Albüm isminde Samuel Beckett'in Godot'yu beklerken adlı eserinden esinlenildiği söylenmektedir.Bokens tittel refererer til det kjente teaterstykket Mens vi venter på Godot skrevet av Samuel Beckett.
Çin kültürünün dul bir kadının yeniden evlenmesine izin vermeyen tutucu gelenekleri pusuda bekler.I kinesisk kultur regnes man tradisjonelt ikke for voksen før man er gift.
Alman Yüksek Komutası, Fransızlardan bir barış teklifi beklerken yeni cumhuriyet teslim olmayı reddetti.Komando Tinggi Jerman memperkirakan tawaran perdamaian dari Prancis, namun republik baru menolak menyerah.
Göğün kapısını bekler.Ditutup untuknya pintu-pintu langit.
Eğer iki genç de beklerse, tabii ki buluşamayacaklardır.Apabila mereka berdua memilih menunggu, mereka tidak akan pernah bertemu.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.Oleh karena itu (mereka) patut kau sembah.
Yolda, Shere Khan onları pusuda bekler ve Bagheera'yı yaralar, ancak Mowgli kaçmayı başarır.Namun, di tengah perjalanan, Shere Khan menyerang Bagheera dan Mowgli berhasil melarikan diri.
Bu arada Toby habersizce lokantada beklerken Tanner başka bir bankayı daha soyar.Sementara itu, Tanner merampok bank lain tanpa disadari oleh Toby yang menunggu di restoran terdekat.
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.Allah melipatgandakan pahala orang yang bersedekah.
Kısa vejetasyon içinde avlarını beklerler.Berburu serangga di lapisan bawah hutan.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Ia dengan putus asa mencoba mencari putrinya.
Çok hareketli olup, atlamayı severler, ilgi ve şefkat beklerler.Wataknya periang, senang tersenyum, bersemangat, dan suka keceriaan.
Arkasındaki zombiler de bir süre bekler.Pada masa itu para dewata yang melindungi juga masih sedikit.
"Cenneti Beklerken"."Impak Syurga Cinta".
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.Nhân dân theo sau ai cũng vui mừng hớn hở.
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.Trong khi đó, ở Winterfell, Catelyn Stark đau buồn khi con trai bà là Bran bất tỉnh.
Kalanlar ise silahla nöbet tutarak çatışmaların bitmesini bekler.Những người còn lại biết bộ binh đang chờ, vẫn quyết tâm đưa pháo tới đích.
Askerler bir teğmenin gelip sorunu çözmesini beklerken sohbet ederler.Các quan coi thi phải điều lính đến mới dẹp yên.
Mesleğinde ilk başlarda çok başarılı sayılmazdı; odasında hasta beklerken tekrar hikâyeler yazmaya başladı.Phòng khám của ông không thành công lắm: trong khi chờ bệnh nhân, ông bắt đầu viết truyện.
Ailesi evlerinde onu beklerken Fransız metresi Madame Aubert ile diğer yolculara gösteriş yapmaktadır.Ông khoe cô tình nhân người Pháp Madame Aubert với những hành khách khác khi vợ và ba con gái đang đợi ở nhà.
Savcı Güneşi Beklerken.Là người cai quản mặt trời (ban ngày).
Her gece akşam yemeği vaktini korkuyla beklerdim, babamın gene bir tatsızlık çıkartacağını çok iyi bilirdim.Cứ đêm kỳ đà mới mò đi kiếm ăn, còn ngày thì ngủ lấy lại sức, chúng leo trèo cũng giỏi.
Sevdasına karışan nefretiyle hesap soracağı günü bekler; ama O sabırlı bir kadındır.本尊は金剛界大日如来、開基は玄宥である。
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.一方、ウィンターフェルではキャトリンが意識のない息子ブランを看病する。
Bekler ama hiç kimse gelmez.しかし誰も来ず、これからも誰も来ない。
"Cenneti Beklerken".「楽園だよ」。
Devamının gelmesini bekleriz.所要時間の目安になる。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod