Her zaman benim ona yardım etmemi bekler.Ella siempre espera que yo la ayude.
Tom faturasını ödemek için sıkı sık son dakikaya kadar bekler.Tom con frecuencia espera hasta el último minuto para pagar sus facturas.
Bir bankta beklerken oturdum.Me senté a esperar en un banco.
Birkaç dakika bekler misiniz?¿Puede esperar unos minutos?
Kate'i beklerken Bob ve Mary'yi gördüm.Vi a Bob y a Mary cuando esperaba a Kate.
Beni arabada bekler misin?¿Puedes esperarme en el coche?
Sadece bir an burada bekler misiniz?¿Podéis esperar aquí solo un momento?
Biz yaşamayı beklerken hayat gelip geçiyor.La vida se nos va mientras esperamos para vivir.
Sâdece huzûrunda beklerim, onu görmekle şereflenir, bereketlenirim” dedi.¡Aparten sus envidiosos ojos de él!, ¡yo lo encontré y es mío, limpiamente!"
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Antes de hablar, cada invitado educadamente espera que termine el orador actual.
Oyun genellikle şöyle devam eder: Genç bir adam at sırtında başlama çizgisinde bekler.El juego normalmente empieza con un hombre joven a lomos de caballo esperando en una línea de salida.
Ölenlerin geri gelmesini beklerler ve geldiklerini görünce de şaşırmazlar.Habían visto el uno al otro y no saldrían a menos que uno de ellos yacía muerto en el suelo.
Willow, Tara'nın dersten çıkmasını bekler ve birlikte yürürlerken ertesi gün kahve içmeye karar verirler.En la universidad, Willow espera que Tara salga de su clase y quedan para tomar un café al día siguiente.
Albüm isminde Samuel Beckett'in Godot'yu beklerken adlı eserinden esinlenildiği söylenmektedir.El título del álbum hace referencia a la obra teatral de Samuel Beckett En attendant Godot.
Kleopatra kendini kendi anıtında kilitleyip Antonius'un geri dönmesini bekler.Ella se encierra en su monumento, y espera el regreso de Antonio.
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.Mientras tanto, en Invernalia, una dolida Catelyn Stark cuida de su inconsciente hijo Bran.
En bilinen eseri Godot'yu Beklerken'dir.Su obra más conocida es el drama Esperando a Godot.
Göğün kapısını bekler.Es por tanto, la puerta del cielo.
Kalede 50 kadar silahlı bekçi vardır ki dükkanları bekler.Hay unos cincuenta guardias armados en la fortaleza.
Hemen serbest bırakılmayı beklerlerken savunucular esir köle olarak alındılar.Al finalizar la defensa algunos esclavos fueron liberados como premio.
Godot'yu Beklerken, AST'nin sahneye koyduğu ilk oyundur.Godot fue la primera que se llevó a escena.
Rosita sözlüsünü 15 yıl boyunca bekler, bu arada kendisine talip olanları geri çevirir.Raquel (Correa), usted me va a excusar, pero hablo por 15 años de silencio.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.Estudia y consulta siempre.
Sankoh yargılanmayı beklerken bir felç'ten kaynaklanan komplikasyonlar nedeniyle öldü.Sankoh murió de complicaciones derivadas de un derrame cerebral, mientras estaba en espera del juicio.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Luego de la explosión de la estación de Atlanta.
Pozisyonu alır ve uygun bir av gelinceye kadar bekler.Se limita a esperar la llegada de un macho.
Bazı gençler gündüzden kına evinin tavanına çıkar orda beklerdi kına zamanını.Los niños solían esperar frente a su oficina hasta que llegaba la hora de cerrar.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Ella lloraba sin consuelo el regreso de su amado.
Bizden bir imdad beklersin, sende asker yok mudur?Hay alguno entre nosotros que piense que Kosovo no nos pertenece?
"Güneşi Beklerken".«Hasta que salió el sol».
Romanda sadece Dorian, Lord Henry'i beklerken çıkar.Dorian llega poco después y conoce a Lord Henry.
İlia bu sefer teselli için Elektra'ya dönüp ondan yardım bekler; ama Elektra sadece intikam düşünmektedir.Ilía pide a Electra que la consuele, pero ésta sólo se preocupa por la venganza.
Ruhları Tanrı Dağı'na varır ve orada diğer Türk kahramanları beklerler.Para ello viajan hasta el Monte del Cielo y piden ayuda al Maestro de la Sombra Resplandeciente.
Tüm zamanların en iyi sol beklerinden birisi olarak kabul edilmektedir.Se le considera como uno de los más finos laterales izquierdos de todos los tiempos.
Her yıl hacı adayları arefe günü burada toplanırlar ve bir süre beklerler.Desde ese momento, todos los años vuelven el día de la virgen para pasar unos días allí.
Büyük evin dışında gizlenerek misafirlerin gitmesini bekler.Le dicen que no se acerque a la "habitación de invitados" donde se hospeda el invitado especial.
Otobüs beklerken bir arkadaşa rastladım.Mentre aspettavo l'autobus ho incontrato un amico.
O dönene kadar burada beklerim.Aspetto qui finché non ritorna.
John'u beklerken Tom ve Mary'yi gördüm.Mentre aspettavo John, ho visto Tom e Mary.
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.La vittoria è nostra, per volere di Allah.
Kleopatra kendini kendi anıtında kilitleyip Antonius'un geri dönmesini bekler.Ella si rinchiude nel suo mausoleo, e aspetta il ritorno di Antonio.
Beckett şöhretinin büyük kısmını Godot'yu Beklerken isimli oyununa borçludur.Beckett è famoso principalmente per l'opera teatrale Aspettando Godot.
Sankoh yargılanmayı beklerken bir felç'ten kaynaklanan komplikasyonlar nedeniyle öldü.Sankoh morì a seguito di complicazioni in seguito ad un ictus durante il processo.
"Güneşi Beklerken"."Quando sorge il sole" ^ Trad.
Korkuyu Beklerken incelemesi.Lo dice quando ha paura.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Attende inconsapevolmente il suo ritorno.
Yardım gemisi bekler.Brigata navi da supporto.
Devamının gelmesini bekleriz.L'attesa della fine.
Hareketsiz bir şekilde avlarını beklerler.Caccia restando fermo.
Savcı Güneşi Beklerken.La deposizione avviene al tramonto.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Nella stazione fermavano alcuni treni per Napoli.
Günümüzün en etkili sol beklerinden birisidir.Era un'ala sinistra, fra le più forti del suo tempo.
Askerler bir teğmenin gelip sorunu çözmesini beklerken sohbet ederler.Ovviamente arriveranno i soldati per cercare una soluzione.
Patrick ise arabada bekler.Ben aspetta Paul nel parcheggio.
Onunla tanışmak için ben beklerim ama sakın onu kandırmayın ve çok üzerine gitmeyin.Я подожду, чтобы с ней познакомиться, но смотрите не уговаривайте её и сильно не настаивайте.
Zaman bekler ve zaman unutur.Время ждёт, и время забывает.
Sevdasına karışan nefretiyle hesap soracağı günü bekler; ama O sabırlı bir kadındır.Но придут дни, когда отнимется у них жених, и тогда будут поститься.»
Sâdece huzûrunda beklerim, onu görmekle şereflenir, bereketlenirim” dedi.Кто суженый-ряженый, мне покажися и меня погляди»“.
Meğer bunlar namazı beklerler imiş.К нему обращаются в молитвах при бесновании.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Отчаянно надеется на возвращение брата.