Ana içeriğe geç
Sözlük

bekler ile cümle

bekler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sayın Obama'nın, o dönemde Türklerin yaşadığı acıları da anmasını beklerdik." dedi."We would have expected Mr. Obama to also remember the sufferings of Turks back in those days."
Beklerseniz ... ülke iflasa gidecek." şeklinde uyardı.If you wait ... the country will go to a default," he warned.
SETimes'a konuşan Jasoviç, "Parayı bulan, bu yılın mutlu ve refah dolu geçmesini bekler." dedi."Anyone who finds the coin expects this year to be happy and prosperous," she told SETimes.
Oyun genellikle şöyle devam eder: Genç bir adam at sırtında başlama çizgisinde bekler.A game is usually conducted as follows. A young man on horseback waits at a starting line.
Drazhev suikastçiyi korumak için beklerken Orlovski Valkovich'i bıçakladı.While Drazhev stayed behind to protect the assassin, Orlovski stabbed Valkovich in the stomach.
Telefonun çalmasını beklerken Jill konukevinde bir gölge görür.While waiting for the phone to ring, Jill sees a shadow moving in the guesthouse.
Vietto, başka bir tekerlek beklerken yol kenarında ağladı.Vietto wept by the roadside as he waited for another wheel.
Sör Walter, kızı Elizabeth ve Elizabeth'in yeni arkadaşı Bayan Clay, taşınmayı dört gözle bekler.Sir Walter, Elizabeth, and Elizabeth's new companion, Mrs Clay, look forward to the move.
Bekar olduğu için üzgün olan Arden, Sil'i orada beklerken bulmak için odasına girer.Arden, who is upset at being single, walks into his room to find Sil waiting there.
Fila, avına saldırmak yerine onu tuzağa düşürür ve avcının gelmesini bekler.Rather than attacking its prey, the Fila traps it and waits for the hunter to arrive.
Sadece onu beklersin".So slow.
Nürnberg'de insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından yargılanmayı beklerken intihar etti.He committed suicide while awaiting trial at Nuremberg for crimes against humanity and war crimes.
Seven insan vazgeçmez; sadece köşede sessizce sabırla bekler.Ein liebender Mensch verzichtet nicht, sondern wartet mit Geduld in der Stille.
Sırf sinir etmemek için, ne çok bekler insan diğeri arasın diye.Wie oft wartet man drauf, dass sich der andere meldet, weil man selber nicht nerven will.
Durakta otobüs beklerken biraz gazete okudum.Während ich an der Haltestelle auf den Bus wartete, las ich ein wenig in der Zeitung.
Artık mükâfatını Allah'tan bekleriz.Wir machen an das Überzeugung (Iman), was Allah mit Istiwa meint.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Seine Tochter wartet vergeblich auf seine Rückkehr.
Gecikmesine rağmen geleceği günü bekleriz.Vom langen Warten auf den neuen Tag.
İran Mehdi'yi Beklerken.Die Iranische Welt vor Mohammed.
Patrick ise arabada bekler.Paul erwacht im Auto.
Korkuyu Beklerken incelemesi.Warten auf die Angst.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Bevor sie zu sprechen beginnen, warten sie höflich darauf, dass der andere Gast zu reden aufgehört hat.
Bu kuşlar çoğunlukla geceleyin suyun kenarında avını pusuya düşürmek için beklerler.Die Spinnen jagen meistens nachts und befinden sich tagsüber in ihren Wohnröhren.
Savcı Güneşi Beklerken.Anwalt der Sonne.
Gerçek hayatta da bir konuşma sırasında katılımcılar konuşmaya başlamak için kısa bir sessizliği beklerler.Für einen kurzen Moment schweigen alle Anwesenden.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.Bemühe dich stets und lerne zu sterben.
İkinci konuda, Tanrı'ya karşı başlattığı münazaranın cevabını bekler.Damit endet der zweite Teil, der mit der erschütternden Anklage Gottes begann.
Arkasındaki zombiler de bir süre bekler.Die Jordans ziehen nach einiger Zeit um.
Onun kendi yaşındaki müzisyenle birlikte olmasını ve mesleğine devam etmesini bekler.Er lässt sie in dem Glauben, er sei im Musikgeschäft und in ihrem Alter.
Devamının gelmesini bekleriz.Die Erwartung der Endzeit.
Andromeda bir kayaya zincirle bağlanır ve canavarın gelişini bekler.Andromeda wurde schließlich an einen Felsen gekettet und erwartete ihr grausames Schicksal.
"Atlanta istasyonunda tren beklerken sıkılmadık.Vorsichtshalber stand auf dem Bahnhof ein langer Zug bereit.
Arka ayakları ile otlara tutunurlar ve öndeki bir çift ayakları ile konağa tutunmak üzere beklerler.Am Boden hüpfen sie mit den Hinterbeinen und strecken die Vorderbeine zur Balance in die Höhe.
Ve bundan sonra herkes sevinç içinde kurtulmayı bekler.Alle entfernen sich jubelnd.
Bizden bir imdad beklersin, sende asker yok mudur?Doch was ist ein Befehl ohne Soldat?
Kendisine sıra gelmesini,fark edilmeyi beklerdi.So wollte er, dass man ihn kennt.
Uyumlu zaman koşullarını beklerken gelişmelerle mutlu olun. )Durch das Warten auf den Tod mit lebenslanger Selbstverbesserung soll man sein Schicksal erfüllen.)
Sunucu çağrıyı işlerken, istemci bloklanır (sunucuyu bekler).Wenn er (einen Anderen) vor Gericht ruft, soll er (der Andere) gehen.
Hamurların hazır olmasını beklerken harcı hazırlayın.Sie wartet dabei ab, bis die Wirtslarve verpuppungsbereit ist.
Hareketsiz bir şekilde avlarını beklerler.Bei der Jagd machen sie ruckartige Bewegungen.
Göğün kapısını bekler.Tag der offenen Tür im Himmel.
"Güneşi Beklerken".Der Sonne entgegen.
Otobüs beklerken, bir kazaya şahit oldum.Tandis que j'attendais le bus, j'ai assisté à un accident.
Ona söylemek için ne kadar uzun süre beklersen o kadar kötü olacak.Plus longtemps tu attendras pour lui dire, pire ce sera.
Sevdasına karışan nefretiyle hesap soracağı günü bekler; ama O sabırlı bir kadındır.Les jours viendront où l'époux leur sera enlevé et alors ils jeûneront. »,,.
Tabir caiz ise, onlar bayramları dört gözle beklerler.Pour les articles homonymes, voir Les Fêtes galantes.
Bu arada Catelyn Stark ise Winterfell'da bilinçsiz şekilde yatan oğlu Bran'ın başında bekler.Pendant ce temps, à Winterfell, une triste Catelyn Stark veille sur son fils Bran toujours inconscient.
Locke inmek için tekerlekli sandalyesini bekler.Locke tourne la roue.
Askerler bir teğmenin gelip sorunu çözmesini beklerken sohbet ederler.Le soldat décide de se distraire en attendant de trouver une solution.
Patrick ise arabada bekler.Cordelia reste dans la voiture.
Her gece akşam yemeği vaktini korkuyla beklerdim, babamın gene bir tatsızlık çıkartacağını çok iyi bilirdim.À la nuit tombante, il regagnait son gîte, chaque soir, en grande crainte d’être aperçu.
Arkasındaki zombiler de bir süre bekler.Un adversaire vaincu réapparaît après quelque temps.
Burada ‘Maria Magdalena’ ve ‘Godot'yu Beklerken’ gibi oyunlarda görev aldı.Il y a joué dans des pièces comme En attendant Godot et Maria Magdalena.
Yardım gemisi bekler.Bateau de patrouille.
Eğer iki genç de beklerse, tabii ki buluşamayacaklardır.Les deux jeunes gens promettent de se revoir sans savoir où !
Ayılar düşerken alım yapar, yükselişte uykuda bekler.Elles laissent l'ours entrer et il se couche devant le feu.
Bekler´in sağlık ocağı vardır.Lorgues dispose d’un parcours de santé.
Günümüzün en etkili sol beklerinden birisidir.Il est l'une des personnalités les plus influentes de son époque.
"Cenneti Beklerken".Nous allons au paradis. ».
"Güneşi Beklerken".A la poursuite du soleil.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod