Ana içeriğe geç
Sözlük

bekler ile cümle

bekler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
O halde, Ann, senin cevabını beklerken, John diyor ki, "Arada sırada, oral seksten zarar..." [kahkaha]'Ik neem aan dat af en toe pijpen...' [gelach]
O halde, Ann, senin cevabını beklerken, John diyor ki, "Arada sırada, oral seksten zarar..." [kahkaha]Så, Ann, i väntan på ditt föregående svar, säger John "Jag antar att oralsex då och då är..." [skratt]
O halde, Ann, senin cevabını beklerken,그러니까 앤, 존은 이전과 같은 대답을 듣기 바라면서
O halde, Ann, senin cevabını beklerken,Så, Ann, i forlængelse af dit svar dengang siger John:
O halde, Ann, senin cevabını beklerken,Szóval, Ann, a korábbi válaszodra alapozva,
O halde, Ann, senin cevabını beklerken,Tak więc, Anno, w oczekiwaniu na twoją poprzednią odpowiedź
O halde, Ann, senin cevabını beklerken,V očekávání tvé předchozí odpovědi, Ann,
O halde, Ann, senin cevabını beklerken,"Думаю, случайный минет..." [смех]
O halde, Ann, senin cevabını beklerken,لذلك، آن، تحسبًا لإجابتك السابقة،
O halde, Ann, senin cevabını beklerken,ジョンはこう言っています 「たまになら口でさせてくれるはず...」
Oh wow, bu gerçekten çok güzel. Bir saniye bekler misin? Çişim geldi.うん。私は良いです。私は元気です。私は満足している。 私は良いです。 これを満たしています。
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.Dostaje nakaz udania się do zamku, co robi, po czym jest porywana, gdy posłusznie czeka na swoim miejscu.
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.성에서 기다리라는 말을 들은 젤다는 고분고분하게 한 곳에서 기다리다가 결국 납치되고 맙니다
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.היא מצווה לחכות בטירה, שזה מה שהיא עושה עד שבסופו של דבר היא נחטפת, בזמן שהיא מחכה בצייטנות באותו מקום.
O kalenin içinde beklemek için sipariş, o sonunda, itaatkar aynı noktada beklerken kaçırılır kadar o yok.誘拐されるまで従順に 城に留まります。 注目すべきは、 最後のボス戦のステージで、
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaArra számítottam, hogy zavarodott, de ő besétált a sátorba, és azt mondta nekem:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaIch hatte erwartet, dass er inkohärent sein würde, aber tatsächlich spazierte er in das Zelt und sagte zu mir:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaIk verwachtte dat hij verward was, maar feitelijk liep hij de tent in en vroeg mij:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaJe m'attendais à ce qu'il soit incohérent, mais, en fait, il est rentré dans la tente et il m'a dit,
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve bana저는 그가 제정신이 아닐 거라고 생각했습니다. 실제 그가 텐트 안으로 들어와서
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaMă aşteptam să fie incoerent, dar, în realitate, el a intrat în cort şi mi-a zis:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaMi aspettavo di trovarlo incoerente, invece, entrando in tenda mi disse:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaOčakával som, že bude pomätený, ale v skutočnosti vošiel do stanu a povedal mi:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaSądziłem, że będzie nieprzytomny, ale wręcz przeciwnie - wszedł i powiedział:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaTôi đang nghĩ anh sẽ khó nói mạch lạc, nhưng thực tế, anh bước vào lều và hỏi tôi
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaYo lo esperaba incoherente, pero de hecho, entró y me dijo,
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaОчаквах да бъде неспособен да говори, но всъщност той влезе в палатката и ми каза:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaЯ ожидал, что он будет невменяемым, но он, войдя в палатку, сказал мне:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaЯ очікував, що він не при тямі, та, насправді, він зайшов до намету і сказав:
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaציפיתי שהוא יהיה מבולבל, אבל למעשה הוא צעד לתוך האוהל ואמר לי,
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaوتوقعت أن يكون مصعوق من الصدمة ولكنه في الحقيقة عندما دخل إلى الخيمة توجه إلي وقال
Ondan abuk sabuk konuşmasını beklerken çadırın içine yürüdü ve banaテントに入ってくるとこう言うのです 「やあ、ケン。どこに座ったらいいかい?」
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ahod pak mezi tím, když oni prodlévali, ušel, a přešed lomy, přišel do Seirat.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ehud aber war entronnen, dieweil sie verzogen, und ging an den Götzen vorüber und entrann bis gen Seira.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ehud pa je ušel medtem, ko so se oni mudili, in gredoč mimo kamenoloma beži do Seire.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ehud pedig elmenekült vala, míg azok késedelmezének, és elhaladván a kõbányák mellett, Szeiráhba futott.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Eúde escapou enquanto eles se demoravam e, tendo passado pelas imagens de escultura, chegou a Seirá.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.그들의 기다리는 동안에 에훗이 피하여 돌 뜨는 곳을 지나 스이라로 도망하니라
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Lecz Aod uszedł, póki się oni bawili, a minąwszy góry kamienne, szedł do Seiratu.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Men Ehud slap bort, medens de blev opholdt, og han satte over ved Pesilim og undslap til Seira.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Mens de gav sig tid, slapp Ehud bort; han var allerede kommet forbi stenbruddene og kom frem til Se'ira.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Mientras ellos esperaban, Ehud se escapó. Luego pasó los ídolos y se escapó hacia Seirat
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Mutta Eehud oli paennut heidän vitkastellessaan; hän oli jo päässyt jumalankuvien ohi ja pakeni Seiraan.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ondertussen was Ehud langs de gebeeldhouwde stenen ontsnapt en veilig en wel in Seïra aangekomen.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Pendant leurs délais, Éhud prit la fuite, dépassa les carrières, et se sauva à Seïra.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Pînă să se dumirească ei, Ehud a luat -o la fugă, a trecut de pietrării, şi a scăpat în Seira.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Sementara mereka masih menunggu-nunggu, Ehud sudah melarikan diri ke Seira lewat batu-batu berukir
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Trong khi chúng trì huởn , Ê - hút đã trốn qua khỏi các hầm đá , lánh đến Sê-ri - a .
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Trong khi chúng trì huởn, Ê-hút đã trốn qua khỏi các hầm đá, lánh đến Sê-ri-a.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Ο δε Αωδ εξεφυγεν, εν οσω εκεινοι εβραδυνον και επερασε τα γλυπτα και διεσωθη εις Σεειρωθα.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.А докато те се бавеха, Аод избяга; и премина пограничните камъни, та се отърва в Сеирота.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.Пока они недоумевали, Аод между тем ушел, прошел мимо истуканов и спасся в Сеираф.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.ואהוד נמלט עד התמהמהם והוא עבר את הפסילים וימלט השעירתה׃
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.واما اهود فنجا اذ هم مبهوتون وعبر المنحوتات ونجا الى سعيرة.
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.他 們 耽 延 的 時 候 以 笏 就 逃 跑 了 . 經 過 鑿 石 之 地 、 逃 到 西 伊 拉
Onlar beklerken Ehut kaçmış, taş putları geçerek Seiraya yönelmişti.他 們耽延 的 時候 以笏 就 逃跑 了 . 經過鑿 石 之地 、 逃到 西伊拉
Onları beklersek ana kapıyı kaybederiz.Det kan vi ikke vente på.
Onları beklersek ana kapıyı kaybederiz.Jak będziemy czekać, stracimy główną bramę.
Onları beklersek ana kapıyı kaybederiz.Menetämme portin, jos odotamme heitä.
Onları beklersek ana kapıyı kaybederiz.Se aspettiamo loro, perderemo il cancello principale.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod