Tüm buyruklar en uzun buyruk kadar bekler.Všetky chody by mali byť čo najpomalšie.
Çeşitli mesleklere sahip işçiler, katedralin çevresinde belirli alanlarda toplanarak iş bulmak için beklerdi.Ľudia, ktorí chceli vidieť katafalk dokonca na mnohých miestach zaplnili strechy domov.
Tabir caiz ise, onlar bayramları dört gözle beklerler.Vigílie sú predvečernou prípravou na veľké sviatky.
Düğüne gelen insanlar ise çay-şeker getirirler ve gelen misafirler öğle ezanına kadar beklerler.Namiesto neho prichádzajú svadobní hostia a rozprávajú mu čo sa stalo.
1953 - Samuel Beckett'in oyunu Godot'yu Beklerken, Paris'te sahnelenmeye başlandı.5. januar - v Parizu se odvija premiera Beckettove drame Čakajoč Godota.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Po njenem odhodu jo preveva obup.
Devamlı öğrenme ve eğitim beklerler.Ves čas je študiral in se izobraževal.
Geri çekilmeyen anlatıcı bir süre bekler, ardından elindeki fenerin üzerini açmaya karar verir.Objektni žarek vpade na objekt, kjer se od njega odbija, nato pa odbita svetloba vpade na fotografsko ploščo.
1953 - Samuel Beckett'in oyunu Godot'yu Beklerken, Paris'te sahnelenmeye başlandı.1953 – Pariisis Théâtre de Babylone'is esietendus Samuel Becketi näidend Godot'd oodates.
Odysseus kendi annesinin ruhuyla karşılaşır, annesi onun geri dönüşünü beklerken hüzünden ölmüştür.Seejärel näeb Odysseus oma ema Antikleiat, kes on teda koju oodates kurvastusest surnud.
"Güneşi Beklerken".Ma näen päikest".
İkinci konuda, Tanrı'ya karşı başlattığı münazaranın cevabını bekler.Tänulikkus kinnitab Jumalale, et ta on vastanud juba enne küsimist.
Ping, alıcı bilgisayara "echo request" paketi gönderirken, cevap olarak da "echo reply" paketini bekler.Sihtseadmele saadetakse ICMP echo request'i pakett, millele oodatakse vastavat vastuspaketti echo response.
Devamının gelmesini bekleriz.Me lihtsalt ootame õiget aega.
Bekler ama hiç kimse gelmez.Keegi saab seda ära hoida, kuigi keegi ei tee seda.
Pozisyonu alır ve uygun bir av gelinceye kadar bekler.On vaja sest hoiduda kaugele ja oodata kuni saabub krahh.
Eğer iki genç de beklerse, tabii ki buluşamayacaklardır.Ja kui armastatakse kahte, siis kumbki pole asendatav, kuigi kumbagi ei armastata eksklusiivselt.
Kız onun dönüşünü çaresizlikle bekler.Viimasesse soovi suhtus ta põlgusega.
Büyükhanım ise yukarıda, onların gelip vedalaşmasını bekler.Laulikud tänavad kuulajaid ja jätavad hüvasti.
100 kişiye sorarsanız, bunu 100'le çarparsınız ve 60 kişinin evet demesini beklersiniz.60 pessoas digam "sim", ou se você somar todos eles, 60 irão dizer "sim" e então 40 irão dizer zero [não].
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.우리가 10년을 기다리면, 매년 15%를 감소시켜야합니다 -- 정말 어렵고 고비용을 들여야하거나, 어쩌면 불가능 할지도 모르죠.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Als we 10 jaar wachten, is het 15% per jaar -- buitengewoon moeilijk en duur, wellicht onmogelijk...
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Kymmenen vuoden kuluttua 15 % vuodessa -- äärettömän vaikeaa ja kallista, ehkä mahdotonta.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Poczekajmy 10 lat - 15% rocznie, niezwykle trudne i kosztowne, może niewykonalne.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Pokud budeme čekat deset let, je to 15 procent ročně - extrémně náročné a drahé, možná nereálné.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Se aspettiamo 10 anni, sarà un 15% all'anno... estremamente difficile e costoso, forse impossibile.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Se esperarmos 10 anos, são 15% por ano, extremamente difícil e dispendioso, talvez impossível.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Si esperamos 10 años, será del 15% anual; algo sumamente difícil y costoso, quizá imposible.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Si nous attendons 10 ans c'est 15 % par an - c'est extrêmement difficile et coûteux, peut-être impossible.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Εάν περιμένουμε 10 χρόνια, είναι 15% ανά έτος -- εξαιρετικά δύσκολο και ακριβό, ίσως και αδύνατο.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.Ако чакаме 10 години, това са 15% годишно -- изключително трудно и скъпо, може би невъзможно.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.אם נמתין עוד 10 שנים, יהיה מדובר ב 15% בשנה -- מאוד קשה ויקר, ואולי בלתי אפשרי.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.ان انتظرنا 10 سنوات، سيكون 15 في المئة كل سنة -- صعبا وغاليا للغاية، ربما مستحيل.
10 yıl beklersek yılda yüzde 15, inanılmaz derecede zor ve pahalı, belki imkânsız.これは極めて困難で高い代償で おそらくは実現不可能でしょう しかし 私たちは始めようともしていません
2010 yılında orta Kaliforniadaki bir ailenin ortalama geliri kaç olmasını beklersiniz? .2010년에는 캘리포니아의 한 가족의 연간 수입의 중앙값이 어느 정도일것이라고 생각합니까?
2010 yılında orta Kaliforniadaki bir ailenin ortalama geliri kaç olmasını beklersiniz? .Hvad tror vi, den årlige medianindkomst for en familie i Californien i år 2010 er?
2010 yılında orta Kaliforniadaki bir ailenin ortalama geliri kaç olmasını beklersiniz? .Jak sądzisz, jaka będzie mediana rocznych dochodów w kalifornijskich rodzinach w roku 2010?
2010 yılında orta Kaliforniadaki bir ailenin ortalama geliri kaç olmasını beklersiniz? .Jaký mediánový roční příjem bychom očekávali u kalifornské rodiny v roce 2010?
2010 yılında orta Kaliforniadaki bir ailenin ortalama geliri kaç olmasını beklersiniz? .Колко очаквате да бъде средният годишен доход на едно калифорнийско семейство през 2010 година?
2010 yılında orta Kaliforniadaki bir ailenin ortalama geliri kaç olmasını beklersiniz? .Чому буде дорівнювати очікувана медіана річного прибутку Каліфорнійської родини у 2010 році?
2010 yılında orta Kaliforniadaki bir ailenin ortalama geliri kaç olmasını beklersiniz? .ما تتوقعان يكون متوسط الدخل السنوي لعائلة ولاية كاليفرنيا في العام 2010؟
60 gün uzun bir yolculuk değil bebeğim ve eğer beklersen sonuncusu olacak.60 giorni non sono un viaggio lungo, baby. E sarā l'ultimo viaggio, se mi aspetterai.
60 gün uzun bir yolculuk değil bebeğim ve eğer beklersen sonuncusu olacak."Sechzig Tage sind keine lange Fahrt, es wird meine letzte sein, wenn du auf mich wartest.
Ağırlığı olan, anlamlı vucüt şekillerine sahip, gerçek hayatta karşılaşabileceğimiz figürler görmeyi bekleriz.Ne asteptam sa vedem fapturi care au greutate, cu corpuri materiale, existand intr-un spatiu realist.
Aidid ABD askerlerinin çekilmesini bekler.Bag en styrke på 20.000 amerikanske infanterister -
Aidid ABD askerlerinin çekilmesini bekler.KWIECIEŃ 1993
Aidid ABD askerlerinin çekilmesini bekler. Sonra geride kalan BM barış gücüne savaş açar.Aidid čaká kým sa mariňáci stiahnu a potom vyhlasuje vojnu zbytku mierových síl OSN.
Aidid ABD askerlerinin çekilmesini bekler. Sonra geride kalan BM barış gücüne savaş açar.Aidid čeká až mariňáci odejdou a potom vyhlašuje válku zbytku mírových sil.
Aidid ABD askerlerinin çekilmesini bekler. Sonra geride kalan BM barış gücüne savaş açar.Aidid espera peIa retirada dos Marines e a seguir decIara guerra á restante força de manutenção da paz.
Aidid ABD askerlerinin çekilmesini bekler. Sonra geride kalan BM barış gücüne savaş açar.Aidid je počakal do odhoda marincev in nato napovedal vojno ostalim mirovnim silam OZN.
Aidid ABD askerlerinin çekilmesini bekler. Sonra geride kalan BM barış gücüne savaş açar.Aidid Menunggu Marinir Ditarik Lalu Nyatakan Perang Dengan... ...Penjaga Perdamaian PBB Yang Bertahan.
Aidid ABD askerlerinin çekilmesini bekler. Sonra geride kalan BM barış gücüne savaş açar.Айдид изчака докато пехотинците се изтеглят и след това обяви война на останалите ООН миротворци.
Aidid ABD askerlerinin çekilmesini bekler.איידיד מחכה ...שחיילי המארינס יעזבו ואז מכריז מלחמה על כוח השלום של האו"ם
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Aku mengharapkan bahagia dan terang, tapi kesukaran dan kegelapanlah yang datang
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Bizony jót reméltem és rossz következék, világosságot vártam és homály jöve.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Cuando esperaba el bien, me vino el mal; cuando aguardaba la luz, vino la oscuridad
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Eppure aspettavo il bene ed è venuto il male, aspettavo la luce ed è venuto il buio
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.For jeg ventet godt, men det kom ondt; jeg håpet på lys, men det kom mørke.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Gdym dobrego oczekiwał, oto przyszło złe; a gdym się spodziewał światłości, przyszła ciemność.
Ama ben iyilik beklerken kötülük geldi, Işık umarken karanlık geldi.Ich wartete des Guten, und es kommt das Böse; ich hoffte aufs Licht, und es kommt Finsternis.