Çünkü hayattan hiçbir beklentisi, hiç umudu yoktur.Úgy tűnik, nincs remény a túlélésre.
Fakat Goethe’nin bu romanı, beklentilerine karşılık verememiştir.Az ottani ÁVO-s fogadtatás azonban szertefoszlatta reményeiket.
Sahiplerinden de çok fazla beklentileri yoktur.Később nincsenek jelentős birtokosai.
Yetişkin yaşam beklentisi erkekler için 35, kadınlar için 30'du.A születéskor várható élettartam a nőknél 53, a férfiaknál 55 év.
Halkın büyük beklentisi var.De az Ember számára van remény!
Formda oyun tarzını sürdürdü ve bu sayede beklentileri karşıladı.Az egészet úgy alakította át, hogy elvárásainak megfeleljen.
Bu, güneyden güneye ilerlemenin beklentisinin aksine, güneyden kuzeye doğru bir hareketti.Ebből a pontból bármerre indul az ember, déli irányba fog haladni.
Üyeler "Creep" başarısı, ve sonraki albüm üzerindeki beklentiler yüzünden gergindi.Paineet olivat kovat, koska ”Creepin” suosion takia albumilta odotettiin paljon.
Bu durum olası bir çatışma beklentisinin açık bir göstergesiydi.Tämä merkitsi, että odotettavissa oli avoin konflikti.
Yetişkin yaşam beklentisi erkekler için 35, kadınlar için 30'du.Minimi on miehille 35 ja naisille 30 käännöstä.
Geleceğiyle ilgili beklentiler artmaya başladı.Lisäksi hänen toiveikkuutensa tulevaisuutta kohtaan kasvaa.
Çünkü hayattan hiçbir beklentisi, hiç umudu yoktur.Olen usko vailla toivoa.
Öğrenme, dikkat, hafıza ve beklenti ile şekillenebilir.Oppimista syntyy motivaation, tarkkaavaisuuden ja muistin yhteistoiminnasta.
Fakat Kraliçe olmaya olan ümitsiz beklentisi de olduğu söylenir.Tämä on yksi syy, miksi pidetään erittäin epätodennäköisenä, että kuningatar luopuisi kruunusta.
2 sezon burada kalan oyuncu beklentileri verememiştir.Loppukaudesta kaksi jäljellä ollutta pelaajaa jouduttiin irtisanomaan.
Taraftarların beklentisi yeniden yükselmekti.Yritysjohtajien optiotulot kääntyneet jälleen nousuun.
Beklentiniz bu mu?" dedi.Εσύ την είδες;».
Tatyana'nin beklentilerine rağmen Onegin bu mektuba yanıt göndermez.Αντίθετα με τις προσδοκίες της, ο Ονέγκιν δεν της επιστρέφει επιστολή.
Geleceğiyle ilgili beklentiler artmaya başladı.Ο προβληματισμός για το μέλλον του συγκροτήματος είχε αρχίσει.
Ayrıca OK Computer'den sonra yoğun bir beklenti vardı.Μετά από την Ανακατάκτηση, η Βιγιένα υπήρχε επικυριαρχία.
Duvar, Fransa'nın bir Müttefiklerce işgal edilme beklentisiyle inşa edilmiştir.Ο δρόμος ήταν πλέον ανοιχτός στους συμμάχους για μία ενδεχόμενη εισβολή στη Γαλλία.
Ancak bu beklenti boş çıktı.Προς έκπληξη, αυτή η προειδοποίηση έπεσε στο κενό.
Hedef ve beklentilerim büyük.Θεμελιώδη ζητήματα και προοπτικές.
Bu bölüm mutlaka bir beklenti içerir.Αυτό ακουμπάει σε μια περικεφαλαία.
Bunlardan ilki kalite çemberlerinden beklentilerdir.Υπήρξε από τους πρώτους οικιστές της Εκάλης.
Beklentiniz bu mu?" dedi.Var det det, du havde forventet?"
Hayal kırıklığı bir insan beklentilerinin boşa çıkması halinde ortaya çıktan bir duygudur.Skuffelse er en tilstanden der opnås, når en persons forventninger til noget ikke indfries.
Halkın büyük beklentisi var.Der er store forventninger.
Başta iki kardeş de heyecan verici bir maceranın beklentisi ile mutludur.Begge er unge adelige kvinder fuld af eventyrlyst.
Ancak bu beklenti boş çıktı.Opturen lod dog vente på sig.
Beklentiler müşteriden müşteriye farklı olacaktır.En callgirls arbejde kan være meget forskelligt fra kunde til kunde.
Erişim tarihi: 29 Ağustos 2009. ^ Samimi beklentiler...8. august 2003. Store forventninger.
Ancak burada beklentilerin çok altında kalarak 66 maçta yalnızaa 10 gol atabildi.Hun nåede at vinde ikke færre end 66 kampe i træk.
Yaşama dair bir beklentim yoktu.Det var ikke meningen, at de skulle overleve.
Bu beklentiler çevre hakkındaki detaylar nedeniyle doğal olarak bireyler arasında benzerlik göstermektedir.Udfordringerne vil i stedet forventes at komme fra individets omgivelser, generelt.
Üyeler "Creep" başarısı, ve sonraki albüm üzerindeki beklentiler yüzünden gergindi.Kesi og "Helwa", som ventes at være på det kommende album.
Gerçekten de Guiscard'ın beklentisi doğru çıktı.Det varede ikke længe før Guiscard blev en virkelig berømthed.
Fakat Kraliçe olmaya olan ümitsiz beklentisi de olduğu söylenir.Det blir imidlertid sagt at dronningen ble skuffet.
Yetişkin yaşam beklentisi erkekler için 35, kadınlar için 30'du.Harapan hidup orang dewasa berkisar antara 35 tahun untuk laki-laki dan 30 tahun untuk wanita.
Beklentiniz bu mu?" dedi.Apakah kamu mungkin melakukannya?”
Ancak bu beklenti boş çıktı.Sementara itu, yang dikecualikan masih menunggu.
Yıl sonunda ise %20 oranında bir beklentisi vardı.Meski begitu, pada tahun 1999 pernah mencapai 32%.
Madonna bir kez daha beklentileri boşa çıkarmadı.Madonna lần nữa khiến ta bất ngờ trước những kỳ vọng trước đây.
Beklentiniz bu mu?" dedi.Đây không phải là sự giúp đỡ của các ông sao?".
2 sezon burada kalan oyuncu beklentileri verememiştir.Hai giám khảo từ mùa trước đó đã không giữ được vị trí của họ.
Hedef ve beklentilerim büyük.Tôi có rất nhiều cái ấn tượng và niềm trăn trở".
Bu kehanetin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği seyircide bir beklenti oluşturur.Rồi có một ngày Halie chứng kiến lời tiên đoán ấy trở thành hiện thực.
Ben de konser beklentisinin ötesinde bir şey vermeye çalışıyorum.Vở nhạc kịch đã thành công ngoài dự đoán.
Ancak çoğu kimseye göre, umutsuzluk, zaten o beklentinin önündeki en büyük engellerden biridir.下記の霊のほとんどはかつて佳耶子によって一度は霊眠(れいみん)させられた。
Daha sonraki yayınlar ise, bu sebeple okurun su yüzüne çıkmış beklentilerine karşılık verememiştir.そこに至るまでについて後に貴源治は「稽古場で言われたことが素直に出来なかった。
Ben de konser beklentisinin ötesinde bir şey vermeye çalışıyorum.希望を出せば、指定されたコンサート以外にも行くことができる。
Beklentiniz bu mu?" dedi.あなたはそれをどう読んでいるのか」。
İçme arzusunu arttıran beklentidir.飲みやすさへの志向が強い。
Fakat Kraliçe olmaya olan ümitsiz beklentisi de olduğu söylenir.皇后の強い要望があったと推測される。
Beklentilerin aksine lige çok kötü başladılar.一行の予想に反し、状況は悪化していた。
Yaşama dair bir beklentim yoktu.生きることに飽きるということがなかった。
Bir sinema yapıtı olarak beklentileri vermiyor.映画を作るのに性別は関係ありません。
Diğer eleştirmenlerin ise filmden beklentisi daha fazladır.映画評論家のおすぎがパーソナリティ。
Örneğin, Japonya'da Malaviye göre 36 yaş daha fazla ortalama yaşam beklentisi vardır.^ 同じ日本でも「平均寿命」に10歳の差。
Halkın büyük beklentisi var.人が良く人望がある。