Ana içeriğe geç
Sözlük

beklemek ile cümle

beklemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kırım kuvvetlerinin gelip orduya katılması için burada beklemek istiyordu.He invited the troops seated at the park to join this army.
Ancak dünya tür olarak bizim tükenişimizi beklemek zorunda mı?But does the earth have to wait for our extinction as a species?
Şimdi tek yapması gereken mükkemel bir masa ile kız arkadaşının gelmesini beklemek.All he has to do now, with a perfect table, is wait for her to arrive.
Çünkü onu görmek için beklemek gerekmez on birine değil, "Bayan Medlock dedi."You needn't expect to see him, because ten to one you won't," said Mrs. Medlock.
Thysen biraz beklemek senden iyi yapacağız.It'll do thee good to wait on thysen a bit.
"Tha'll 'em için beklemek zorunda."Tha'll have to wait for 'em.
Sadece burada beklemek...Just waiting here is...
Buraya, beklemek için binlerce yer ve yüzlerce saatimizi verdiğimiz bu yere nasıl geldik?How did we get here where we devote hundreds of acres and thousands of hours to waiting?
Senin gibi birini beklemekle geçti (Evet)I've been waiting for someone like you. (Yeah)
Senin gibi birini beklemekle geçti (Senin gibi) (Senin gibi)I've been looking for someone like you.(Like you) (Like you)
Senin gibi birini beklemekle geçti (Senin gibi) (Senin gibi) (Senin gibi)I've been waiting for someone like you. (Like you) (Like you)
Dolayısıyla beklemek, bu işin en zor kısmı.And so the waiting is really the hardest part.
İşlemin sonunu beklemek zorunda değiliz.We don't have to wait until the end of the problem.
3 gün beklemek bişey değildi.Waiting for 3 days is nothing.
Namlı bir Buddha Üstadıyla konuşmak için, 3 yıl beklemek bile kayıp sayılmaz !For a talk with reputed Buddha master, to wait even 3 years won't be a waste!
Zaten 10 ay bekledim, ve bir 18 ay daha beklemek zorundaydım.I'd already waited 10 months, and I had to wait 18 more months.
Beklemek için fazladan para vermeye razılardı.They were willing to pay extra in order to wait.
Ama bir ya da 10 yıl beklemek istemiyorlardı, kimse yaslanan bir ünlü istemez.Now they weren't willing to wait a year or 10 years; no one wants an aging celebrity.
Beklemek onları mutlu edecekti.Anticipation made them happy.
Otizm davranışlarının iki yaşına gelince ortaya çıkmasını beklemek zorunda değildik.We didn't have to wait for the behaviors of autism to emerge in the second year of life.
Ve şimdi sessiz ve beklemek gerekir.And now we must be silent and wait."
Tüm yapacağımız, ölümün bize sahip çıkmasını beklemek.All we have left is to wait for death to claim us.
-görebiliyor musunuz?- bir hapın içine koyup size satarlardı. Beklemeksizin yaparlardı bunu.- can you see it? - put it in a pill and then sell it to you, they would do it in a heartbeat.
"Çünkü bir sonraki deneyi beklemek istemiyorum, yıllar sürecektir.Because I don't want to wait for the next trial, it's going to be years.
Eğer biz de sessizlik için beklemek zorunda kalsak, iletişim için önemli bir fırsatı kaçırabilirler.If we also have to wait for silence, they may miss a critical opportunity to communicate.
Neden olabileceği , size yalvarıyorum düz takip dolayısıyla beklemek zorunda.I must hence to wait; I beseech you, follow straight.
Gelen olursa yarına kadar beklemek zorunda.Anyone who turns up now will just have to wait till tomorrow.
Onu burada beklemek istiyorum Harika, Bu gece ne olacak belli değil zaten !I want to wait for him here that's good ~no one knows what will happen tonight
Patronla seni beklemekten çok bunaldık !Boss has been waiting you for a long time
Ve oluşacak kimyasal reaksiyonları beklemek yerine, ışık kullanıyor.And instead of waiting for chemical reactions to take place, it uses light.
Birbirimizi görmezsek, 52 saat beklemek zorundayım.If we don't see each other right now, I have to wait 52 hours.
Aslında, bunu yapmamalarını beklemek pek de olası değil.We -- actually, it's very hard to keep people from doing this.
Yani, bunu beklemek yerine, ben sadece bir parça kağıt kullanarak, kendiminkini yaptım.So, rather than waiting for that, I actually made my own, just using a piece of paper.
Beklemek için oturdum.And so I sat down to wait.
Anlıyoruz ki bakterilerin yaptığı şey, vücudunuza girmek, beklemek ve büyümek.You're huge.
Ben olsun orada... sadece beklemek kadar konuşmak için bekleyin...You wait until I get up there...just wait for it to speak...
Bir bisikletli için yoğun trafikli kavşakta beklemek çok stresli ve tehlikeli olabilir.- TO A BlKE RlDER, WAlTING IN TRAFFlC AT AN INTERSECTlON CAN BE VERY STRESSFUL AND DANGEROUS.
Geri dönene kadar beklemekten başka bir şey yapamayız.We must wait till we get back
Sanırım en iyisi... beklemek.Maybe it's bet to... Wait.
Yani sizin için de uygunsa 3 dakika beklemek istiyorum.So if it's cool, I'd like to just wait for three.
Emirleri beklemek zorundayız.We have to wait for orders
İnsanlar hemen şimdi istiyorlar ciddi , manalı ve onlar beklemek istemiyorlarThe people want it now, they want it serious they want it meaningful, and they don't want to wait.
Bu geçtiğimiz dönemde Hava taşıtlarını beklemek için el gücü ile buzda taşıdılar.This past season, they manhandled them across the ice to waiting aircraft.
Fujio beklemekten sýkýlmýþ.Fujio is tired of waiting.
Ama benim bebek sosumu yayılmasını kolaylaşmasını, ama beklemek zorundasınız.But the further spreading of my baby gravy will have to wait. (GlRLS SCREAMlNG)
Sanmıyorum kimse 1.5 saat beklemezdi beni beklemek için.I don't think anyone's ever waited an hour and a half online to see mine.
Bekledik, çünkü beklemek gerekti.We waited because we needed to wait
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.I am weary with my crying. My throat is dry. My eyes fail, looking for my God.
Gözümün feri sönüyor söz verdiklerini beklemekten, ‹‹Ne zaman avutacaksın beni?›› diye soruyorum.My eyes fail for your word. I say, "When will you comfort me?"
Gözümün feri sönüyor, Beni kurtarmanı, Adil sözünü yerine getirmeni beklemekten.My eyes fail looking for your salvation, for your righteous word.
Fazla bal yemek iyi değildir; Hep yüceltilmeyi beklemek de...It is not good to eat much honey; nor is it honorable to seek one's own honor.
RABbin kurtarışını sessizce beklemek iyidir.It is good that a man should hope and quietly wait for the salvation of Yahweh.
De ki: "Bekleyin, biz de beklemekteyiz."Tell them: "Wait on, we are waiting too (for the good and evil to become distinct)."
Sen onlardan yüz çevir ve bekle, zaten onlar da beklemektedirler.Therefore turn away from them and wait as they are waiting.
Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).So you wait. They are also waiting.
De ki: "Bekleyin, Biz de şüphesiz beklemekteyiz."Tell them: "Wait on, we are waiting too (for the good and evil to become distinct)."
Öyleyse, sen onlardan yüz çevir ve bekleyedur; gerçekten onlar da beklemektedirler.Therefore turn away from them and wait as they are waiting.
Bekleyiniz, doğrusu biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."So keep waiting; we are waiting with you."
"Bekleyin, ben de sizinle beraber beklemekteyim" de.Say: "Then wait. I am waiting with you."
Onları bırak, bekle; zaten onlar da senin akıbetini beklemektedirler.Therefore turn away from them and wait as they are waiting.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod