Ana içeriğe geç
Sözlük

beklemek ile cümle

beklemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.They await but a single blast which will not be repeated.
Sen bekle, onlar da beklemektedirler.They may haply take a warning.
De ki: Bekleyin ve biz de beklemekteyiz zaten.Tell them: "Wait on, we are waiting too (for the good and evil to become distinct)."
Bir kısmı da umutları Allah'ın emrine bağlı, beklemektedir.There are still some others whose affairs await the dispensation of God.
Çünkü onlar da beklemekteler.They are also waiting.
De ki: Bekleyin, şüphesiz biz de beklemekteyiz!Tell them: "Wait on, we are waiting too (for the good and evil to become distinct)."
De ki: Siz bizim için ancak iki iyilikten birini beklemektesiniz.Say: "Are you waiting for anything else but one of two good things for us, (victory or martyrdom)?
Haydi bekleyin; şüphesiz biz de sizinle beraber beklemekteyiz.So keep waiting; we are waiting with you."
Bekleyin! Ben de sizinle beraber beklemekteyim."So watch; I am watching with you."
Bekleyin! Şüphesiz biz de beklemekteyiz!And wait (for what is to come), we are also waiting (to see)."
De ki: Herkes beklemektedir: Öyle ise siz de bekleyin.Say: "Each one awaits the consequence; so you wait.
Artık sen onları bırak ve bekle. Zaten onlar da beklemektedirler.Therefore turn away from them and wait as they are waiting.
Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.They await but a single blast which will not be repeated.
(Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.So you wait. They are also waiting.
Şüphesiz, cehennem pusuda beklemektedir.Certainly Hell lies in wait,
De ki: "Bekleyin; biz de beklemekteyiz."Tell them: "Wait on, we are waiting too (for the good and evil to become distinct)."
Savaşa katılmayanlardan diğer bir kısmının affı da Allah'ın emrini beklemek için geri bırakılmıştır.There are still some others whose affairs await the dispensation of God.
De ki: "Hepimiz beklemekteyiz, siz de bekleyedurun.Say: "Each one awaits the consequence; so you wait.
Münâfıklara müjde ver ki, can yakıcı bir azap kendilerini beklemektedir!Give tidings to the hypocrites that painful is their doom.
De ki: “Bekleyin, biz de beklemekteyiz.” [47,18; 40,84-85; 22,17]Tell them: "Wait on, we are waiting too (for the good and evil to become distinct)."
De ki, "Bekleyin, ben de sizinle birlikte beklemekteyim."Say: "Then wait. I am waiting with you."
"Sonra bekleyin, biz de beklemekteyiz."And wait (for what is to come), we are also waiting (to see)."
Öyleyse onlardan yüz çevir ve bekle; onlar da beklemektedirler.Therefore turn away from them and wait as they are waiting.
Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek patlamayı beklemektedirler.They are only waiting for a single blast that will seize them, but they will go on contending.
Öyleyse bekle; onlar da beklemektedirler.So you wait. They are also waiting.
ALLAH onları imha etmiştir ve bu inkarcıları da aynı son beklemektedir.Destroyed they were utterly by God; and a similar (fate) awaits the unbelievers.
De ki, "Bekleyedurun; ben de sizinle birlikte beklemekteyim."Tell them: "Keep on expecting, I am expecting with you."
Artık, beklemeye geç! Çünkü onlar da beklemekteler.Therefore wait (O dear Prophet Mohammed – peace and blessings be upon him) – they too are waiting.
Saat onları beklemektedir, daha korkunç ve acıdır.In fact their promise is upon the Last Day – and the Last Day is very severe and very bitter!
Eğer (borçlu) darlık içinde ise, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek (lazımdır).And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
(Borçlu) darlık içinde ise, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek gerekir.And if one be in difficulties, then let there be and deferment until easiness.
De ki: "Gizemler ALLAH'ın yanındadır; öyleyse bekleyin, ben de sizinle birlikte beklemekteyim."Say thou: the Hidden belongeth unto Allah alone; so wait, verily I am with you among those who wait.
Ben de sizinle beraber beklemekteyim."Verily, I too am watching with you."
Şüphesiz biz de beklemekteyiz!We (too) are waiting."
Ötelerinden de cehennem (onları beklemektedir).Beyond them lies Hell.
Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir.Some of them have fulfilled their vows; and some are still waiting, and never wavering.
Zaten onlar da beklemektedirler.They too are waiting.
Kadınlarından îlâ edenler (onlara yaklaşmamaya yemin edenler) için dört ay beklemek vardır.Those who vow abstinence from their wives must wait for four months.
Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler.Some of them have fulfilled their vows; and some are still waiting, and never wavering.
Peşlerinde de cehennem onları beklemektedir.Beyond them lies Hell.
Onları cehennem beklemektedir.Beyond them lies Hell.
Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir.Among those some of them have fulfilled their vow and others await the appointed time.
Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir.Among those some of them have fulfilled their vow and others await the appointed time.
Geriye bu Büyük Macar Deneyinin sonuçlarını beklemek kalıyor.So everything is given to get serious scientific results from the Great Hungarian Experiment!
Komisyon da kenarda durup beklemekten başka bir şeThe commission is doing nothing but sitting on the fence, waiting.
Del Ponte'nin, beklemekte olan önemli görevler listesini bitirmek için fazla zamanı kalmadı.Del Ponte does not have much time left to finish the high-profile set of tasks still pending.
Ancak Papandreu bir dört yıl daha beklemek zorunda kalabilir.However, Papandreou may have to wait for another four years.
Dinkiç, "Belgrad'ın kararı geçirmesini beklemek onlar için iyi olmaz," dedi."It is not good for them to wait for Belgrade to pass judgment," he said.
Bu ise, müşterilerin de beklemek zorunda olduğu anlamına geliyor.That means the customers have to wait too.
Bu koşullar altında, çalışanların özverili olmasını beklemek akıllıca bir şey mi?In such an environment, is it reasonable to expect workers to become altruistic?
Sizce tarafların yakın bir gelecekte anlaşlamaya varmasını beklemek gerçekçi mi?Is it realistic to expect any agreement in the near future?
Çiçek, "Yasaların değişmesini beklemek zorunda kaldık."We had to wait for the laws to change.
Romanya, vizesiz seyahat sahasına girebilmek için Bulgaristan'ı beklemek zorunda.Romania must wait for Bulgaria in order to join the travel-free zone.
Bunu başarmak için saniyenin onda birini beklemek zorundadır.To accomplish this, it must wait about a tenth of a second.
Ampulün yeni yerine takılması için bir elektrikçi de hazırda beklemekteydi.An electrician was on hand to install the bulb into the new fire station's emergency generator.
Daha sonraki gelişmeleri beklemek üzere ara dönemde genel bir Washington ekibi kullanılacak.[1][2]A generic Washington team will be used in the interim pending further developments.[3][4]
Kâfirleri elem veren bir azap beklemektedir.Woeful punishment awaits the unbelievers.
Büyük bir açlıkla hasadı beklemektedirler.They are starving while awaiting harvest.
Yem, Japonlardan büyük bir ödül beklemektedir.Yem anticipates a great reward from the Japanese.
Ertesi sabah, McKay evin içindeyken, Canfield erkekleri onun dışarı çıkmasını beklemektedir.The next morning, McKay stays inside the house, while the Canfield men wait for his departure.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod