Arkadaşımın gelmesini çok uzun süre beklemek zorunda kaldığımda huzursuz hissediyorum.I feel restless when I have to wait too long for my friend to show up.
Ertesi sabaha kadar beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.There was nothing to do but wait until the next morning.
Tren zamanında ulaştı böylece biz beklemek zorunda olmadık.The train arrived on time, so we didn't have to wait at all.
Sırada beklemek zorundasın.You have to wait in line.
Muhtemelen beklemekten yoruldu ve uykuya daldı.He probably got tired of waiting and fell asleep.
Bir arkadaşın için uzun süre beklemek beni sinirlendiriyor.Waiting a long time for a friend makes me nervous.
Birkaç dakika beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait a few minutes.
Sonuna kadar beklemek zorunda değilsin.You don't have to wait until the end.
Beklemek ve görmek zorunda kalacaksınız.You will have to wait and see.
Beklemek ve görmek zorunda kalacaksın.You'll have to wait and see.
Yapılması gereken bütün şey beklemektir.All that is to be done is to wait.
Artık beklemek istemiyoruz.We don't want to wait any longer.
Gelecek geceye kadar beklemek istedi.He wished to wait until the next night.
Beklemekten başka, bir şey yapılamazdı.Nothing could be done, except wait.
Bir tren beklemek sıkıcı.Waiting for a train is tedious.
Ne kadar süre beklemek zorunda kalacağımızı düşünüyorsun?How long do you think we'll have to wait?
Bütün yapabileceğimiz polislerin gelmesini beklemektir.All we can do is wait for the police to arrive.
Ne kadar süre beklemek zorundayım?How long do I have to wait?
Tom üç saat kuyrukta beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait in line for three hours.
Tom o kadar uzun beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait that long.
Tom artık beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait any longer.
Muhtemelen Tom, Mary'i beklemekten yoruldu ve çıktı.Tom probably got tired of waiting for Mary and left.
Tom Mary'yi beklemek zorunda.Tom has to wait for Mary.
Tom yaklaşık üç saat Mary'yi beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait for Mary for about three hours.
Tom Mary'yi beklemekten usandı.Tom got tired of waiting for Mary.
Tom Mary için ne kadar beklemek zorunda olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know how long he'll have to wait for Mary.
Tom Mary'yi beklemekten bıkmıştı.Tom was fed up with waiting for Mary.
Tom'un canı beklemek istemiyordu.Tom didn't feel like waiting.
Tom Mary'yi ne kadar beklemek zorunda kalacağını merak etti.Tom wondered how long he'd have to wait for Mary.
Tom sonraki otobüsü beklemek istedi.Tom wanted to wait for the next bus.
Tom şu anda üç saattir beklemektedir.Tom has been waiting three hours now.
Bütün gün oturup Tom'u beklemekten daha iyi yapacak şeylerim var.I have better things to do than sit around all day waiting for Tom.
Üç saatten daha fazla beklemek zorunda kaldım.I had to wait more than three hours.
Bu kadar uzun beklemek istemiyorum.I don't want to wait so long.
Bir bilet almak için en azından bir saat beklemek zorunda kalacaksın.In order to buy a ticket, you'll have to wait at least an hour.
Beklemek beni öldürüyor!The suspense is killing me!
İki saattir beklemekteyim.I've been waiting for two hours.
Sizi beklemek uzun zamanımızı aldı.It took us ages waiting for you.
O seni beklemek istemiyor.He doesn't want to wait for you.
O onu beklemek zorunda kalacak.She'll have to wait for him.
O, ona biraz ılık süt getirinceye kadar beklemek zorunda.He has to wait until I bring him some warm milk.
O bir sandalye buluncaya kadar ve oturuncaya kadar beklemek zorunda kaldık.We had to wait until she found a chair and sat down.
Beş saat beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait for five hours.
Sık sık beklemek zorundayız.We have to wait often.
Bizim tren hâlâ başka trenin gelişini beklemek zorunda.Our train must still wait for the arrival of yet another train.
Tom beklemek zorunda kalacak.Tom will have to wait.
Gerçekten iki saat beklemek istiyor musun?Do you really want to wait for two hours?
Şu anda tüm yapabileceğim beklemek.All I can do at the moment is wait.
Kuyrukta beklemekten bıktın mı?Are you tired of waiting in line?
Ben kuyrukta beklemekten usandım.I'm tired of waiting in line.
Tom kuyrukta beklemekten usandı.Tom is tired of waiting in line.
Evlenene kadar beklemek istiyorum.I want to wait until I'm married.
Evlenene kadar beklemek istiyor.She wants to wait until she's married.
O, evlenene kadar beklemek istiyor.He wants to wait until he's married.
Tom'u beklemek için daha fazla zaman harcayamayız.We can't afford to spend any more time waiting for Tom.
Tom gelinceye kadar beklemek istediğini düşündüm.I thought you wanted to wait until Tom arrived.
Beklemek istediğini düşündüm.I thought you wanted to wait.
Beklemek istediğinizi düşündüm.I thought you wanted to wait.
Biz beklemek istedik.We wanted to wait.
Beklemek ister misin?Do you want to wait?