Tom'u beklemek istiyorum.I want to wait for Tom.
Tom beklemek istemeyecek.Tom won't want to wait.
Beklemek istemiyorum.I don't want to wait.
Bir hafta daha beklemek istiyorum.I want to wait another week.
Arabada beklemek ister misin?Do you want to wait in the car?
Gerçekten bir yıl beklemek ister misin?Do you really want to wait a year?
Orada beklemek isteyebilirsin.You might want to wait over there.
Tom bir şey beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait for anything.
Son dakikaya kadar beklemek istemiyorum.I don't want to wait till the last minute.
Sen hazır değilsin ve beklemek istemiyorum.You're not ready and I don't want to wait.
Ben sadece birkaç dakika daha beklemek istiyorum.I just want to wait for a few more minutes.
Tom'u beklemek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to wait for Tom?
Tom gelinceye kadar gerçekten beklemek istiyor musun?Do you really want to wait till Tom shows up?
Tom beklemek isteyen kişidir.Tom is the one who wants to wait.
Yarına kadar beklemek istemiyorum.I don't want to wait until tomorrow.
Beklemek istersen, anlarım.I'll understand if you want to wait.
Yarına kadar beklemek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to wait till tomorrow?
Tek yapabileceğim beklemek.All I can do is wait.
Yapmak istediğim her şeyi yapmak için beklemekten usandım.I'm tired of waiting to do all the things I want to do.
Bilet gişesindeki kuyrukta beklemek zorunda kaldı.He had to stand in line at the ticket office.
Tom beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait.
Beklemekten hoşlanmam.I don't like waiting.
Çok beklemek zorunda kalmadım.I didn't have to wait long.
Ben daha uzun beklemek için etrafta oturamam.I can't sit around waiting any longer.
Sanırım Tom beni beklemekten nefret ediyor.I think Tom hates waiting for me.
Tom'un cevabı için uzun süre beklemek zorunda kaldım fakat o buna değdi.I had to wait for Tom's reply for a long time, but it was worth it.
Canım beklemek istiyor.I feel like waiting.
Beklemekten usandım.I got tired of waiting.
Gezinti için beklemek zorunda kaldım.I had to wait for a ride.
Beklemekten nefret ediyorum.I hate to wait.
Böyle beklemekten nefret ediyorum.I hate waiting like this.
Seni beklemekteydim.I've been expecting you.
Doğru zamanı beklemekteyim.I've been waiting for the right time.
Beklemek zorundayım.I have to wait.
Artık beklemek istemiyorum.I don't want to wait any longer.
Otobüs geç kaldığı için uzun süre yağmurda beklemek zorunda kaldık.Since the bus was late, we had to wait in the rain a long time.
Keşke şahsen konuşabilsek ama o beklemek zorunda kalacak.I wish we could talk in person, but that'll have to wait.
Olacak şeyleri beklemekten usandım.I'm tired of waiting for things to happen.
Tom Mary'yi beklemek zorunda kalmayacak.Tom won't have to wait for Mary.
Sırada beklemek zorunda değilsin.You don't have to wait in line.
Sadece Tom'u beklemekteyim.I'm just waiting for Tom.
Tom beklemek istemedi.Tom didn't want to wait.
Tom beklemek için oturdu.Tom sat down to wait.
Onlar beklemek zorunda kalacaklar.They'll have to wait.
Beklemekten bıktım.I'm tired of waiting.
Beklemek zorundasın.You have to wait.
Beklemek zorundasınız.You have to wait.
Beklemek zorundayız.We have to wait.
Daha fazla beklemek zaman kaybı.It's a waste of time to wait any longer.
Yapman gereken tek şey burada oturmak ve beklemek.All you have to do is sit here and wait.
Mary buraya gelene kadar Tom beklemek istiyor.Tom wants to wait until Mary gets here.
Tom ve Mary beklemekten sıkıldılar.Tom and Mary were tired of waiting.
Tom'un beklemek için uzun zamanı yok.Tom doesn't have long to wait.
Tom uzun süre beklemek zorunda kalmayacak.Tom won't have to wait long.
Beklemek zorunda kaldığın için üzgünüm.Sorry you had to wait.
Herkes beklemek zorunda.Everyone has to stay.
Tom beklemek istiyor.Tom wants to wait.
Söyle bana, annen babanı beklemek için istasyona gidecek mi?Tell me, is Mom going to go to the station to wait for Dad?
Yapabileceğimiz tek şey beklemek.The only thing we can do is wait.
Sanırım yapabileceğimiz bütün şey beklemek.I guess all we can do is wait.