Ana içeriğe geç
Sözlük

beklemek ile cümle

beklemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Vaikka he tuntuivat olevan toistensa täysiä vastakohtia, he kuitenkin sopivat hyvin yhteen.
Burada Prenses ve Cégeste onları beklemektedir.Perhe ja seurakunta alkavat karttaa häntä.
Bütün yapabileceğimiz polislerin gelmesini beklemektir.Emme voi tehdä muuta kuin odottaa poliisia.
Herkesin beklemekten sabrı tükenmektedir.Όλοι υπομονετικά περιμένουν την σειρά τους.
Şu an için hala beklemekte.Ήτο πλέον εσπέρα.
2. Sahne: Kalenin yanındaki park girişinde bir çeşme kenarında Lucia, Edgardo'yu beklemektedir.Σκηνή 2: Δίπλα σε συντριβάνι στην είσοδο του πάρκου, κοντά στο κάστρο Η Λουτσία περιμένει τον Εντγκάρντο.
Heyecanla olacakları beklemektedirler.Τις ξεφύλλησαν με αγωνία.
ABD onayı beklemekte.)Ο πλουσιότερος ζητιάνεψε.).
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Η στιγμή αυτή δεν έφθασε ακόμη και μπορεί να καθυστερήση ακόμη μερικές ημέρες".
Yine onu ilginç olaylar beklemektedir.Στη συνέχεια λαβαίνει χώρα μια ακόμα ενδιαφέρουσα μεταβολή.
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.Παράλληλα, η έρευνα του πράκτορα Ballard παίρνει μία άσχημη τροπή.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Fra og med fjerde bog præsenteres egne bidrag.
Bourbon bu varillerde en az iki yıl beklemek zorundadır.Straight Bourbon skal være lagret i minimum 2 år.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Jeg tror, ​​de vil være et par i lang tid. "
Ayrıca akşamki aile yemeğini beklemektedir.Udover selve konkurrencen afholdes også en festmiddag om aftenen.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Så det ærlige svar er, at I må vente og se."
Erişim tarihi: 28 Şubat 2013. ^ "Erdoğan: Olayın aydınlatılmasını beklemek lazım".Video på Danmarks Radios hjemmeside 27. august 2013. »Det handler om at stoppe en massakre«.
Beklemekten hoşlanmam.Jeg kan ikke lide at vente.
Beklemek istemiyorum.Jeg vil ikke vente.
2. Sahne: Şatonun dışında Bir grup katil pusuda beklemektedir.Scene 2: Utenfor slottet En gjeng med leiemordere ligger og venter.
Bu kişiler cennete (Paradiso) girmeden önce Araf'ta beklemektedirler.Hen Gjestgiveri (tidligere Hen jernbanehotell) er et gjestgiveri på Hen i Ringerike.
Ellen kocasının dönmesini beklemektedir.Ellen reiser dit i håp om å få ektemannen tilbake.
Hangi döneme ait olduğu henüz tarihlendirilemeyen höyük, tarihçilerin araştırmasını beklemektedir.Hvilke av de egenskaper som du ikke kjenner, vil du forutsette når du undersøker?
Mickey, Rose içerideyken arabada beklemektedir.Rose drar til Clives hus og Micker venter i bilen mens hun går inn.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Fra og med fjerde bok presenteres egne bidrag.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Til tross for forskjellige interesser og politiske ståsted, blir de igjen tiltrukket av hverandre.
Oğullarını fena akıbet beklemekteydi.Deres sønner var Angantyr og Heidrek.
Zincirlerle bağlanmış yedi azgın köpeği Ak Denizin ötesinde kıyamet gününü beklemektedir.De syv dødssyndene har fått gode anmeldelser og har oppnådd femmere, blant annet i Aftenposten.
Bu anlamda çoklu aşkı seçenler henüz yolun çok başındadır ve uzun bir mücadele süreci onları beklemektedir.Vi er foreløpig bare på begynnelsen av vår vei, en lang vei til en langvarig, fredfull periode.»
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".«Om å se seg både fram og tilbake».
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Men det har lenge vore lite blant folk'.»
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Dan jawaban yang sejujurnya adalah Anda harus menunggu dan melihat."
Bunun için bir sonraki sezonu beklemek gerekecekti.Anda mesti menunggu waktu di musim berikutnya.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Duduk diam menunggu mangsa dengan tenang.
Bu kişiler cennete (Paradiso) girmeden önce Araf'ta beklemektedirler.Mereka kemudian berbaur dengan masyarakat sekitar yang telah lebih dahulu mendiami kawasan tersebut.
Onlardan 40.000 kadar asker desteği beklemekteydi.Kemudian datang lagi 2.000 bala bantuan musuh.
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.Lil Bub juga sangat kesulitan untuk mengeong.
"Pithampur unitelerini nahos bir gelecek beklemekte"."Imortal Zhang menghaturkan seorang bayi".
Ilk günden onu bir sürpriz beklemektedir.Mỗi ngày ta có một sự ngạc nhiên từ anh ấy.
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.CKD-MBD có liên quan đến kết quả khó khăn kém.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Đợi cho đến khi bạn khỏe mạnh trước khi rời đi.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Ngài chỉ nên đợi thời mà hành động!”
Benjamin, beklemek zorundasın John, bunu düşüneceğim der."Ngay khi tôi nghe Bonham chơi", John nhớ lại, "tôi biết nó sẽ trở nên rất tuyệt...
Bu haklarını elde etmek için 19. yüzyılın bitişini beklemek gerekecekti.Tới cuối thế kỷ 19, lâu đài này mới được tu bổ.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Mặc dù họ có một thoáng nhận ra nhau, cả hai quyết định tiếp tục bước đi.
Ancak beklemek de uygundur.しかしこれは憶測に過ぎない。
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.快感に思えるようになるまで待ちたいです。
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”しばらくお待ち下さい」と表示するのみだった。
Bu kişiler cennete (Paradiso) girmeden önce Araf'ta beklemektedirler.篠崎らが入る前に収容所側に引き出される。
WMATA 2030'da günlük ortalama bir milyon yolcu olacağını beklemektedir.WMATA では、2030年までに地下鉄の利用客は1日平均100万人になると見ている。
Müslüman ülkede bunu beklemek zor değil mi diyor.この国ではムスリムであることがいけないのか。
QNX'de işlemler arası iletişim mantığı bir işlemden diğerine mesaj gönderip beklemekten oluşur.QNXのプロセス間通信は、プロセスからプロセスにメッセージを送り、応答を待つ。
Şu an için hala beklemekte.到今尚存。
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.彼らは政治的に対立する立場ではあったものの、各々の性格は非常に似通っていたのである。
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.タイムでは全体の4番手を記録した。
Evde karısı Ayşe beklemektedir.自宅では妻に放置されがち。
Askerler kapının arkasında beklemektedirler.忠兵衛は奥の一間に隠れている。
Hapishanede Cavaradossi idamını beklemektedir.カヴァラドッシは夜明けに行われる処刑を牢屋で待っている。
Bir başka deyişle, bir mesaj gönderip cevap beklemek sıranın kaybedilmesi anlamına gelmez.従って、メッセージを送信して返事を待つまで、全く無駄な点がない。
Serginin çıkışında onları Holden beklemektedir.彼らがホリデイ・インに着くとテッドがポーチに座って待っている。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod