Rosario sevgilisini beklemektedir.Лола шукає подругу.
Mickey, Rose içerideyken arabada beklemektedir.Бренда приїжджає до Роум на своїй машині.
Heyecanla olacakları beklemektedirler.Чекають на провокації.
Dava, New York'un güney kesimindeki başka bir davanın sonucunu beklemektedir.Відповідний документ був направлений до окружного суду Нью-Йорка.
Paro hala onu beklemekte ve sevmektedir.Луї же любить її і хоче знайти.
Ori Şamahı'ya varınca, İsfahan'a girme izni çıkana kadar birkaç gün beklemek zorunda bırakılır.Коли Орі прибув в Ширван, йому довелося чекати кілька днів дозволу увійти в межі країни.
Ancak onu ölümcül bir tuzak beklemektedir.На ній є смертельна пастка.
Sevilmeyi beklemek ne kadar zormuş meğerse.Як важко, виявляється, чекати любові.
Burada beklemek zorunda kalacaksın.Тобі треба буде почекати тут.
Onun için burada beklemek zorundayım.Я мушу тут на нього почекати.
Onun için burada beklemek zorundayım.Я маю тут на нього зачекати.
Onun için burada beklemek zorundayım.Я мушу тут на неї почекати.
Ben onu beklemek istiyorum.Я хочу почекати на нього.
Benjamin, beklemek zorundasın John, bunu düşüneceğim der.Benett mu na to odpoví „Budu připraven, Johne“ (anglicky „I'll be ready, John“).
Askerler kapının arkasında beklemektedirler.Stráž zůstala za dveřmi.
Yine onu ilginç olaylar beklemektedir.Ještě nás čeká zajímavá cesta.
Ama El-Afdal bu sınırın kabul edileceğini beklemekteydi.Arcibiskup si prý přál být ještě před překročením hranic vyzpovídán.
Yurda döndüğünde onu bir sürpriz beklemektedir.Po návratu do domu zpět se objeví další překvapení.
Fakat kendisini büyük bir sürpriz beklemektedir.Čeká ji však velké překvapení.
Ayrıca akşamki aile yemeğini beklemektedir.A to je ještě čeká společná večeře.
Burada Prenses ve Cégeste onları beklemektedir.Hosté a majitel se jej zastávají.
Polisler ise dışarıda Sucreyi beklemekteler.Venku je však čeká ozbrojená policie.
2. Sahne: Şatonun dışında Bir grup katil pusuda beklemektedir.DRUHÁ ŠESTKA: Společenství lidí v jediném klanu, úhona.
Rosario sevgilisini beklemektedir.Lhota Zpověď milence.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Așa că am renunțat pentru un timp."
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Trebuie doar să te uiți și să vezi ce se întâmplă.”
Sağ kanatta Lord Byron2600 süvari ve 500 tüfekli piyade ile beklemektedir.Flancul drept era comandat de Lord Byron, cu 2.600 de călăreți și 500 de muschetari.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Contele Orlok îl primește rece pe vizitator.
Herkes bu suçlarından dolayı onun idam edilmesini beklemektedir.Pentru aceste crime au fost condamnați la pedeapsa cu moartea.
Onları bu yolculukta ilginç olaylar beklemektedir.În timpul călătoriei au loc întâmplări cu caracter miraculos.
Sonunda beklemekten yorulup yatağa giriyor.După aceea, fiind prea obosiți, se duc la culcare.
Ancak treni beklemekteyken uyuyakalır.Scopul este de a permite călătorului să călătorească în timp ce doarme.
Kutlama devam ederken Emily taksi beklemek için dışarı çıkar.Usher pleacă pentru a lua o gură de aer iar Keys pleacă cu un taxi.
Diğer vel-i zat bu teklifi beklemektedir sanki; "Ne duruyorsun kon, ya!" der.Femeile din acest spectacol au putere specifică asupra lor, parcă ar spune: "Vino aici!
Beklemekten hoşlanmam.Nu îmi place să aștept.
Şu an için hala beklemekte.Őt várja most is.
Herkesin beklemekten sabrı tükenmektedir.Próbára tettük mindenki türelmét.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Csak várjanak és meglátják.”
Ancak korkunç bir keşif onu beklemekteydi.A nagy felfedezésre azonban még várnia kellett.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Visszatérünk, de csak egy kis idő múlva."
Ilk günden onu bir sürpriz beklemektedir.Az első nap óta csak csodálkozom.
Bu haklarını elde etmek için 19. yüzyılın bitişini beklemek gerekecekti.A 19. századig kellett várni, hogy feltűnjön értéke.
Kutlama devam ederken Emily taksi beklemek için dışarı çıkar.Mivel Margaret autja nem indul, taxival megy el a találkozóra.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.A negyedik részt jelenleg fontolgatják még a készítők.
Biraz bulanık olan görüntünün oluşması için 8 saat beklemek gerekiyordu.Egy kép továbbításához 8 órára volt szükség.
Rosario sevgilisini beklemektedir.Közben Natasa a szeretőjéhez megy.
Sonunda beklemekten yorulup yatağa giriyor.Egy alkalommal a keresésben elfáradva lepihennek.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.De itt még több meglepetés vár rájuk.
Polisler ise dışarıda Sucreyi beklemekteler.A rendőrség természetesen még mindig keresi.
Hazırlığı sona ermiştir ve evlenme kutlamalarının başlaması için Kont'un emir vermesini beklemektedir.Montfort közbelép és megparancsolja az esküvői szertartás megkezdését.
Yine onu ilginç olaylar beklemektedir.Tästä seuraa omat mielenkiintoiset tilanteensa.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Minä pyydän vain hetkeä".
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.Perillä odottaa monenlaista yllättää.
Askerler kapının arkasında beklemektedirler.Miehet telkesivät oven takanaan.
Şimdilerse ise herkes dördüncü kitabı beklemektedir.Neljännessä luokassa saa tehdä jo koko ohjelman itse.
Hapishanede Cavaradossi idamını beklemektedir.Cavaradossi vangitaan.
Herkes bu suçlarından dolayı onun idam edilmesini beklemektedir.Rikoksentekijä tuomitaan teoistaan rangaistukseen.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Hänet palkittiin seuraavana vuonna kreivin arvolla.
Genç kız birkaç yıl önce tanıştığı fakat bir yıldır haber alamadığı sevgilisini beklemektedir.Junpein lapsuudenystävä, jota hän ei ole nähnyt pitkään aikaan.
Ülkede vatandaşlar çok düşük miktarlarda tüm sağlık hizmetlerinden sıra beklemeksizin yararlanabilmektedir.Potilailla on oikeus käyttää kaikissa elämänvaiheissaan myös kunnallisen terveysaseman edullisia palveluita.