De Tounens Valparaíso'ya Şili'nin temsilcilerini beklemek üzere geri dönmüştür, esasen onu ihmal etmişlerdi.De Tounens tornò a Valparaíso per attendere i rappresentanti del governo cileno.
Yetkililerce gün yüzüne çıkartılmayı beklemektedir.Alla mia età devo affrontarli faccia a faccia.
Tüm yapabildiğimiz sahadaki ekipten gelecek haberleri beklemekti." sözleriyle ifade etmişti.«Ma, miei cari, lo spettacolo deve andare avanti», era il suo unico commento.
Sonunda beklemekten yorulup yatağa giriyor.Infine, esausto, si addormenta per l'ultima volta.
Ellen kocasının dönmesini beklemektedir.Jean attende preoccupato il ritorno della madre.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.Ma un'ultima avventura li aspetta.
Beklemekten başka çare yoktu.Не было другого выхода, кроме как ждать.
Bir süre beklemek umurumda değil.Я не против немного подождать.
Çok beklemek zorunda kalmadım.Мне не пришлось долго ждать.
Sevilmeyi beklemek ne kadar zormuş meğerse.Как трудно, оказывается, ждать любви.
Taksi beklemek ne kadar zaman sürer?Сколько времени длится ожидание такси?
Ancak beklemek de uygundur.Ему оставалось только терпеливо ждать.
28.Bölük Hurtgen Ormanında bir saldırıya katılmayı beklemektedir.28-я дивизия планировала начать атаку в Хюртгенском лесу.
Eşbaşkan Sam Altman, on yıllardır sürecek olan projenin insan zekasını geçmesini beklemektedir.Сопредседатель Сэм Альтман ожидает, что десятилетний проект превзойдёт человеческий интеллект.
Gutmek, beklemek, sürmek (mesela, koyun gütmek).Примеры: хождение (от ходить), поедание (от поедать).
Tahkim alanda savunmada beklemek ve yardım gelmesini beklemek tercih edilir.Лучше остаться на обломках и дожидаться помощи.
Ancak korkunç bir keşif onu beklemekteydi.Что-то страшное ожидает её здесь.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Надо лишь немного подождать».
Mickey, Rose içerideyken arabada beklemektedir.Бренда приезжает к Роуму на своей машине.
Gelin ve damat arabada beklemektedirler.Дамы и генерал уезжают на машине.
Rosario sevgilisini beklemektedir.Коломбина ожидает любовника.
Ori Şamahı'ya varınca, İsfahan'a girme izni çıkana kadar birkaç gün beklemek zorunda bırakılır.Когда Ори прибыл в Ширван, ему пришлось ждать несколько дней дозволения войти в пределы страны.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Мы можем только ждать».
Sıra tabanlı oyunlarda oyuncular hamle yapabilmek için karşı tarafın hamlesini beklemek zorundadırlar.Чтобы идти вперёд по дорожке, игроки должны правильно отвечать на вопросы.
Şu an için hala beklemekte.Даже сегодня я его жду.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Пожалуйста, подождите, пока мы вам позво́ним.
Her ne kadar farklı siyasi görüşe sahip olsalar da, artık birbirini beklemekteydiler.Хотя оба они были близки по духу друг другу, но всё же их взгляды на жизнь различались.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.А значит, их ждут невероятные приключения!
Dergâha gittiği zaman yedi derviş onu beklemektedir artık.После отступления черкас их преследовали 10 верст.
Hala bu yapımın rafta beklemekte olduğunu düşünüyorum.Фабрика, таким образом, находилась на отшибе.
Bu haklarını elde etmek için 19. yüzyılın bitişini beklemek gerekecekti.Уже в XIII столетии получил право держать рынок.
ABD onayı beklemekte.)В поисках Америки»).
Gerçeği öğrenmek için Zhang Heng'i beklemek gerekiyordu.Сяо Цюнь приходится сказать ей правду.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Первым был вызван граф Арундел.
Doğrudan karşılaşmalarda, en iyisi sessiz ve hareketsiz beklemektir.وعند التعامل مع لقاءات مباشرة فمن الأفضل أن يبقى صامتا وبلا حراك.
ETA sahipleri havaalanında varışlarında vize beklemek zorunda değildir.العصافير لا تطلب تأشيرة دخول.
Onları bu yolculukta ilginç olaylar beklemektedir.أحداث مشوقة ترونها ضمن هذه الحلقة .
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”قال "إنني أفترض أنه سيستمر لبضعة أسابيع أخرى".
Hazırlığı sona ermiştir ve evlenme kutlamalarının başlaması için Kont'un emir vermesini beklemektedir.يتمّ اثرها على الاتفاق على موعد الزفاف و بهذا تنتهي الخطوبة لتبدأ تحضيرات حفل الزواج.
Romanov ise hala tam olarak bitirilememiş ve yayımlanmamış olarak 2007 itibarıyla beklemektedir.تلقى روشا أداء مشرف تحت لا تسأل، لا تخبر في عام 2007.
Tam eylemi yapacağı sırada da onu bir sürpriz beklemektedir.ولكن حين يذهب لمقابلتها، يجد مفاجأة كبيرة في انتظاره...
İdam gününü beklemekte.يوم صدور الحكم.
Ali plajda çalışmaktadır ve her yaz aşık olduğu kızın gelmesini beklemektedir.هرع إلى الشرفة كي يراه ثم راح ينتظره يمر كل مساء يعزف تحت شباك فتاة في الحي يحبها.
ABD onayı beklemekte.)وقد أفلست الدولة في عهده].
Beklemek ateşten beterdir.الانتظار أشد من النار.
Beklemek ateşten daha yakıcıdır.الانتظار أشد من النار.
Yurda döndüğünde onu bir sürpriz beklemektedir.Chegando em casa ele têm uma surpresa...
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”E vão ter que esperar por um bom tempo".
2. Sahne: Kalenin yanındaki park girişinde bir çeşme kenarında Lucia, Edgardo'yu beklemektedir.Diante de uma fonte, na entrada próxima ao castelo, está Lucia, esperando por Edgardo.
Çok farklı maceralar onları beklemektedir artık.Muitas aventuras os aguardam.
De Tounens Valparaíso'ya Şili'nin temsilcilerini beklemek üzere geri dönmüştür, esasen onu ihmal etmişlerdi.De Tounens voltou para Valparaíso para esperar por representantes do governo Chileno.
Ancak adaya vardıklarında onları bir sürpriz beklemektedir: Ev sahibi ortalarda yoktur.Ao pousarem, os passageiros se deparam com uma terrível surpresa: não há ninguém no aeroporto.
Dışarıda onu Kont Orlok beklemektedir.Depois que eles saem, o Conde Orlando entra.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Isso dura até que sejam acordados.
Gerçeği öğrenmek için Zhang Heng'i beklemek gerekiyordu.Estas ideias influenciavam Zhang Heng a observar as causas do terremoto.
Önümüzdeki on yılda yapılacak ölçümlerin bu konuya açıklık getireceğini beklemektedirler.Ele esperava que mais observações esclarecessem a questão nos meses seguintes.
Yine onu ilginç olaylar beklemektedir.Elas aguardam ansiosamente por novos episódios.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".É para ver e esquecer".
T-Bag’i ise kötü bir sürpriz beklemektedir.E Tsunami ainda tem uma agradável surpresa.
Daha sonra bir süre geçici karakol olarak kullanılmış ancak son dönemde terkedilmiş bir halde beklemektedir.Foi utilizado posteriormente como prisão até ao seu abandono definitivo.