Ana içeriğe geç
Sözlük

beklemek ile cümle

beklemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bu sayede şehirler vali atanması beklemek zorunda kalmamaktadır.Sauf que ce n’est pas forcément ce que les autorités veulent qu’un procureur fasse.
Hazırda. işlem işlemciye tahsis edilmeyi beklemekte.Être prêt pour une urgence.
Bağdadlılar dışarıdan yatdım beklemekteydiler.Les ordinands se prosternaient et se couchaient par terre.
Ulaştığında ise onu çok zor bir durum beklemektedir.Il s'y trouve dès son arrivée dans une situation difficile.
Kolombina sevgilisi olan Arlecchiono'yu çok istekli olarak beklemektedir.Une nuit, Arlequin vient voir son amour, Colombine.
On yıl beklemek için uzun bir süre.10 años es un largo tiempo para esperar.
Biz onu beklemek zorundayız.Tenemos que esperarle.
Tüm yapabileceğin beklemektir.Lo único que puedes hacer es esperar.
Bu kadar uzun beklemek istemiyorum.No quiero esperar tanto.
Ne kadar beklemek zorunda kalacağız?¿Cuánto tiempo tendremos que esperar?
Tom'un canı beklemek istemiyordu.Tom no tenía ganas de esperar.
Tom sonraki otobüsü beklemek istedi.Tom quería esperar al siguiente autobús.
Tom şu anda üç saattir beklemektedir.Tom lleva tres horas esperando.
Beklemekten başka, bir şey yapılamazdı.No se podía hacer nada aparte de esperar.
Tom o kadar uzun beklemek istemiyor.Tom no quiere esperar tanto.
Otobüsü bir süre beklemek zorunda kaldık.Tuvimos que esperar un poco al autobús.
Gerçekten iki saat beklemek istiyor musun?¿De verdad quieres esperar dos horas?
Tom beklemek zorunda kalacak.Tom tendrá que esperar.
Beklemekten yoruldum.Me cansé de esperar.
Beş saat beklemek zorunda kalacağız.Tendremos que esperar cinco horas.
Tom beklemek istemiyor.Tom no quiere esperar.
Tom beklemek istemedi.Tom no quiso esperar.
Tom üç saat daha beklemek zorunda.Tom tiene que esperar tres horas más.
Arabada beklemek ister misin?¿Quieres esperar en el coche?
Doğrudan karşılaşmalarda, en iyisi sessiz ve hareketsiz beklemektir.Al tratar con un encuentro directo, es mejor permanecer quieto e inmóvil.
Eşbaşkan Sam Altman, on yıllardır sürecek olan projenin insan zekasını geçmesini beklemektedir.El copresidente Sam Altman espera que el proyecto de décadas supere la inteligencia humana.
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Sólo observa y espera."
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Estoy tranquilo hasta que llegue mi hora.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Por lo tanto, tendrá que esperar un poco".
Önümüzdeki on yılda yapılacak ölçümlerin bu konuya açıklık getireceğini beklemektedirler.Esperaba que las observaciones adicionales aclararan el asunto en los próximos meses.
ABD onayı beklemekte.)La Presidencia reclama orden.)
Tartışma esnasında polis gelir ve grubu ailelerini beklemek üzere tutuklayarak hücreye koyar.La policía llega y son llevados a una celda para esperar a sus padres.
Polisler ise dışarıda Sucreyi beklemekteler.Al salir los esperaba la policía.
Karar onaylanmak için kralın onayını beklemektedir.¿Cómo tratas la autorización del Rey?
Dava, New York'un güney kesimindeki başka bir davanın sonucunu beklemektedir.Esperan una justicia de otro mundo en el juicio final.
Heyecanla olacakları beklemektedirler.Se intensifican con la ansiedad.
Tur bitmeden ölen oyuncular, dirilmek için turun bitmesini beklemek zorundadır.Cuando un jugador muera, deberá esperar a que acabe la ronda para revivir.
Ankara onlardan yardım beklemektedir.Ángel se compromete a ayudarla.
Invalidovna'yı şu sıralar pahalı bir rekonstrüksiyon beklemektedir.Carnetizar en la actualidad cuesta una fortuna.
Benjamin, beklemek zorundasın John, bunu düşüneceğim der.Phoebe se pone de acuerdo y dice, "Está bien, pero tratemos de conseguir a Joey".
Beklemekten başka çaresi yoktur.No había nada que se pudiera hacer, salvo esperar.
Onun için beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.Per quello non c'era altro da fare se non aspettare.
Beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok.Non posso fare altro che aspettare.
Bütün yapabileceğimiz onu beklemektir.Tutto ciò che possiamo fare è aspettarlo.
Bu beklemek zorunda kalacak.Questo dovrà attendere.
Sadece Tom'u beklemekteyim.Sto solamente aspettando Tom.
Eşbaşkan Sam Altman, on yıllardır sürecek olan projenin insan zekasını geçmesini beklemektedir.Il co-presidente Sam Altman si aspetta che questo progetto che dura decenni sorpasserà l'intelligenza umana.
Ama El-Afdal bu sınırın kabul edileceğini beklemekteydi.In seguito, la Lega decise di ammettere anche la Casertana.
Onlar “sadece bir süre için beklemek istiyorlar.”Io dissi 'Aspettate un minuto.
Ancak korkunç bir keşif onu beklemekteydi.Ma nuove delusioni lo stavano aspettando.
ABD onayı beklemekte.)Prevedo la perdizione.)
Ali plajda çalışmaktadır ve her yaz aşık olduğu kızın gelmesini beklemektedir.Parla dell'amore del cantante per la spiaggia e del desiderio di ritornare là ogni anno per le vacanze estive.
Karar onaylanmak için kralın onayını beklemektedir.Si presumeva che si sarebbe ottenuta l'autorizzazione del re per la normativa.
Beklemekten başka çaresi yoktur.Sembrava non ci fosse altra soluzione che partire.
Madenlerini yeraltından çıkaracak yiğitleri beklemektedir.Le Miniere servono ad estrarre i minerali dal sottosuolo per portarli in superficie.
Kendimi rahat hissedene dek beklemek istiyorum.Voglio solo aspettare fin quando sarò pronta.
Bir demecinde:"Ben beklemek istiyorum, bir gecelik iş değil bu...«Voglio attendere fin quando non sarà solo un'avventura di una notte...
Doğrudan karşılaşmalarda, en iyisi sessiz ve hareketsiz beklemektir.E quale modo migliore del restare inattivi e in pace?
"Sadece beklemek ve görmek zorundayım".Bisogna solo aiutarlo e ascoltarlo».
Ilk günden onu bir sürpriz beklemektedir.Ogni giorno è una sorpresa con lui.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod