Beklemek ve ne olduğunu görmek zorunda kalacağız.We're going to have to wait and see what happens.
Sadece bir şey oluncaya kadar beklemek zorunda kalacağız.We'll just have to wait until something happens.
Hâlâ beklememiz gerekiyor.We should still wait.
İPhone almadan önce yeni modeli çıkana kadar beklememi önerdi.Tom suggested that I wait until the new model came out before I bought an iPhone.
Tom'dan yardım beklemelisin.You should expect help from Tom.
Tom'un o kadar uzun beklemeye niyeti yoktu.Tom had no intention of waiting that long.
Tom'un üç saat beklemeye niyeti yoktu.Tom had no intention of waiting for three hours.
Tom sizin için beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait for you.
Burada beklemeliyiz.We must wait here.
Burada beklememiz gerekiyor.We need to wait here.
Burada beklemek zorundayız.We have to wait here.
Biz burada beklemeliyiz.We should wait here.
Tom'la konuşmak istiyorsan yaklaşık üç saat beklemen gerekecek.If you wish to speak to Tom, you'll need to wait about three hours.
Tetikte beklemek zorundayız.We have to stay alert.
Belki başlamadan önce herkes buraya gelinceye kadar beklemeliyiz.Maybe we should wait till everyone gets here before we start.
Tom'a beklemesini söyle.Tell Tom to wait.
Onlar bize beklememizi söylediler.They told us to wait.
Beklememizi söylediler.They told us to wait.
Bana burada beklemem söylendi.I was told to wait here.
Tom burada beklememi söyledi.Tom told me to wait here.
Onlar burada beklememi söyledi.They told me to wait here.
Tom bana dışarıda beklememi söyledi.Tom told me to wait outside.
Tom ona beklemesini söylediğini söyledi.Tom said you told him to wait.
Tom'a lobide beklemesini söyle.Tell Tom to wait in the lobby.
Tom, Mary'ye bir dakika beklemesini söyledi.Tom told Mary to wait a minute.
Eve gitmem ve beklemem söylendi.I was told to go home and wait.
Tom bana onu beklemememi söyledi.Tom told me not to wait for him.
Onlar bize 2.30'a kadar beklememizi söyledi.They told us to wait until 2:30.
Sadece Tom'a bir gün daha beklemek zorunda olacağını söyle.Just tell Tom he'll have to wait another day.
Lütfen Tom'a yaklaşık otuz dakika beklemesini söyle.Please tell Tom to wait for about thirty minutes.
Bunun olmasını beklemediğinden eminim.I bet you didn't expect that to happen.
Tom hâlâ bekleme odasında oturuyor.Tom is still sitting in the waiting room.
Tom bir dergi okuyarak bekleme odasında oturdu.Tom sat in the waiting room reading a magazine.
Biz beklemek için güvenli bir yer bulmak zorundayız.We have to find somewhere safe to wait.
Yapılacak en güvenli şey sadece beklemek.The safest thing to do is just wait.
Böyle bir şeyin olmasını asla beklememeliydim.I never would've expected something like this to happen.
Beklememiz gerekecek.We will have to wait.
Tom beklemek istemiyordu.Tom did not want to wait.
Tom ve Mary beklemek istemediler.Tom and Mary did not want to wait.
Sen Louvre Müzesi'ne girmek için uzun bir kuyrukta beklemek zorundasın.You have to wait on a long line to get into the Louvre Museum.
Bu pazartesi sabahı aşk hakkında bu kadar çok şey konuşmamızı beklememiştim.I hadn't expected us to speak so much about love this Monday morning.
Beklemekten başka yapacak bir şey yok.There's nothing to do but wait.
Beklemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.There's nothing we can do but wait.
Tom oturup beklemekten başka bir şey yapamadı.Tom could do nothing but sit and wait.
Beklemeye alışkınız.We're used to waiting.
Sadece o zamana kadar beklemek zorunda kalacağız.We'll just have to wait till then.
Tom'un cevabını beklemek zorunda kalacağız.We'll have to wait for Tom's response.
Tom'u beklemek zorundayız.We have to wait for Tom.
Tehlike geçti alarmını beklemek zorundayız.We have to wait for the all clear.
Beklemeyi göze alamayız.We can't risk waiting.
Sadece uygun zamanı beklemeliyiz.We just need to bide our time.
Zamanımızı beklemeliyiz.We need to bide our time.
En az otuz dakika beklemeliyiz.We should wait at least thirty minutes.
Biraz beklemeliyiz.We should wait a little.
Tom dönünceye kadar burada beklememizin bir sakıncası var mı?Would you mind if I wait until Tom gets back?
Burada beklememin bir sakıncası var mı?Would you mind if I wait here?
Mary hemen bebek sahibi olmak istedi ama Tom beklemek istediğini söyledi.Mary wanted to have babies right away, but Tom said that he wanted to wait.
Şimdi eksantrik olun. Mor giymek için yaşlılığı beklemeyin.Be eccentric now. Don't wait for old age to wear purple.
Sadece beklemek zorunda kalacaksın.You'll just have to wait.
Sadece on gün beklemek gerekir.It's necessary to wait just ten days.