Tom'u beklemeyi sevmiyorum.I don't like waiting for Tom.
Beklememiz gerektiğini sanmıyorum.I don't think we should wait.
Artık beklemek istemiyorum.I don't want to wait any longer.
Bunu beklemeliydim.I should've expected it.
Bunu beklemediğimi itiraf etmeliyim.I must admit I wasn't expecting this.
Şurada beklemeni istiyorum.I need you to wait over there.
Yardımını hiç beklemedim.I never expected your help.
Desteğini hiç beklemedim.I never expected your support.
Tom Mary'den dışarda beklemesini rica etti.Tom asked Mary to wait outside.
Üç ay daha beklemeliydim.I should've waited another three months.
Daha fazla beklememeni öneriyorum.I suggest that you not wait any longer.
Tom buraya gelinceye kadar beklemenizi öneririm.I suggest you wait until Tom gets here.
Tom size ne yapacağınızı söyleyinceye kadar beklemenizi öneririm.I suggest you wait until Tom tells you what to do.
Bence Tom buraya gelinceye kadar beklemeliyiz.I think we should wait until Tom gets here.
Bence beklemeliyiz.I think we should wait.
Tom'dan beni tren istasyonunda beklemesini istedim.I asked Tom to wait for me at the train station.
Bence beklemelisin.I think you should wait.
Otobüs geç kaldığı için uzun süre yağmurda beklemek zorunda kaldık.Since the bus was late, we had to wait in the rain a long time.
Keşke şahsen konuşabilsek ama o beklemek zorunda kalacak.I wish we could talk in person, but that'll have to wait.
Nerede beklemem gerektiğinden emin değildim.I wasn't sure where I was supposed to wait.
Olacak şeyleri beklemekten usandım.I'm tired of waiting for things to happen.
Tom Mary'yi beklemeyi umursuyor gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to mind waiting for Mary.
Daha ne kadar beklememiz gerektiğini merak ediyorum.I wonder how much longer we have to wait.
Bekleme listesinde olduğunu duydum.I'd heard you were on the waiting list.
Tom'un talimatlarımı beklemesini söyledim.I told Tom to wait for my instructions.
Tom'a beni lobide beklemesini söyledim.I told Tom to wait for me in the lobby.
Anlamanı beklemedim.I wouldn't expect you to understand.
Tom Mary'yi beklemek zorunda kalmayacak.Tom won't have to wait for Mary.
Sırada beklemek zorunda değilsin.You don't have to wait in line.
Tom'a orada beklemesini söyledim.I told Tom to wait over there.
Tom'a arabada beklemesini söyledim.I told Tom to wait in the car.
Bekleme odasında olacağım.I'll be in the waiting room.
Tom'a beni beklemesini söyledim.I told Tom to wait for me.
Tom Mary'ye beklemesini işaret etti.Tom signaled Mary to wait.
Sadece Tom'u beklemekteyim.I'm just waiting for Tom.
Tom beklemek istemedi.Tom didn't want to wait.
Tom beklemem gerektiğini söyledi.Tom said I was to wait.
Tom beklemek için oturdu.Tom sat down to wait.
Tom Mary'yi beklemeye aldı.Tom put Mary on hold.
Onlar beklemek zorunda kalacaklar.They'll have to wait.
Beklemekten bıktım.I'm tired of waiting.
Burada beklemeyi tercih ederim.I'd rather wait here.
Beklemek zorundasın.You have to wait.
Beklemek zorundasınız.You have to wait.
Beklemek zorundayız.We have to wait.
Beklememiz gerektiğini düşünmüyor musun?Don't you think we ought to wait?
Mucizeler bekleme.Don't expect miracles.
Tom'u yine göreceğimi hiç beklemedim.I never expected to see Tom again.
Daha fazla beklemek zaman kaybı.It's a waste of time to wait any longer.
Yapman gereken tek şey burada oturmak ve beklemek.All you have to do is sit here and wait.
Mary buraya gelene kadar Tom beklemek istiyor.Tom wants to wait until Mary gets here.
Tom ve Mary beklemekten sıkıldılar.Tom and Mary were tired of waiting.
Tom'un beklemek için uzun zamanı yok.Tom doesn't have long to wait.
Tom uzun süre beklemek zorunda kalmayacak.Tom won't have to wait long.
Tom bunu beklememişti.Tom hadn't expected that.
Beklemek zorunda kaldığın için üzgünüm.Sorry you had to wait.
Tom beklememizi istiyor.Tom wants us to wait.
Tom beklememeyi söyledi.Tom said not to wait.
Herkes beklemek zorunda.Everyone has to stay.
Tom beklemek istiyor.Tom wants to wait.