Bezi paspasın sapına sardım ve bıkmadan usanmadan köpekbalıklarının yaklaşmasını bekledim.Owinąłem myjkę wokół końcówki kija i tylko czekałem, by mieć okazję trafienia na rekiny.
Bezi paspasın sapına sardım ve bıkmadan usanmadan köpekbalıklarının yaklaşmasını bekledim.Я посадил печной очиститель на черенок и отчаянно ждал возможности встретиться с акулами.
Bezi paspasın sapına sardım ve bıkmadan usanmadan köpekbalıklarının yaklaşmasını bekledim.כרכתי מטליות לניקוי תנורים בקצה המקל והייתי נואש, נואש שתהיה לי ההזדמנות
Bezi paspasın sapına sardım ve bıkmadan usanmadan köpekbalıklarının yaklaşmasını bekledim.ولففت منظف الفُرن حول نهاية مقبض المسح وكنت يائساُ,يائساً لأجد الفرصة
Bezi paspasın sapına sardım ve bıkmadan usanmadan köpekbalıklarının yaklaşmasını bekledim.今か今かと サメと遭遇する機会を 待ちました
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Con có biết mẹ chờ giây phút này bao lâu rồi không?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Kamu tahu berapa lama aku sudah menunggu saat-saat ini?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Sai quanto tempo ho aspettato per questo momento?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Sais-tu depuis quand j'attends ce moment ?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Stii de cand astept momentul asta?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Vet du hur länge jag har väntat på detta ögonblick?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Weet je hoelang ik voor dit moment aan het wachten was?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Weißt du wie lange ich auf diesen Moment gewartet habe?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Wiesz, jak długo czekałam na tę chwilę?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Ξέρεις πόσο καιρό περίμενα αυτή τη στιγμή;
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?Знаешь, как долго я ждала этого момента?
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?هل تعلمين كم انتظرت لهذه الحظه؟
Bu an için ne kadar uzun süre bekledim biliyor musun?遅すぎでしょう?
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Am găsit aceste timbre când eram copil şi am aşteptat toată viaţa să găsesc pe cineva căruia să le trimit.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Da piccolo ho trovato questi francobolli e ho aspettato tutta la vita per poterli mandare a qualcuno.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Ik vond deze postzegels als kind, en ik wacht al mijn hele leven op iemand om ze naar te sturen.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Jag hittade dessa frimärken som barn, och jag har väntat hela livet på någon att skicka dem till.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Jeg fandt disse frimærker som barn, og jeg har ventet hele mit liv på at have en at sende dem til.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."저는 어렸을때 이 우표들을 찾았는데 평생동안 누구엔가 이 우표들을 쓸 수 있게 되기를 바랬는데
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Našel jsem tyto známky jako dítě a celý svůj život jsem čekal, až budu mít někoho, komu bych je poslal.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Te znaczki znalazłam jako dziecko i czekałam całe życie, żeby komuś je wysłać.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Намерих тези марки като дете и цял живот чаках да имам някого, до когото да ги пратя.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Я знайшов ці марки, коли був малим, і цілісіньке життя чекав на того, кому я зможу їх послати.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."Я нашёл эти марки ещё в детстве, и прождал целую жизнь того, кому бы я мог их отправить.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."מצאתי את הבולים האלו כשהייתי ילד, וחיכיתי כל חי שיהיה לי מישהו לשלוח אותם אליו.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim."وجدت هذه الطوابع البريدية كطفل، وقد كنت أنتظر طوال حياتي ليكون لدي شخص أرسلها له.
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim.それを送る相手が現れるのを ずっと待っていましたが 結局誰も現れませんでした"
Bu pulları çocukluğumda bulmuştum ve hayatım boyunca bunları gönderebilecek birini bulmayı bekledim.「我細個揾到呢啲郵票。 我等咗一世人, 去等我可以將郵票寄俾某個人。
Bu yüzden sana bakabilecek duruma gelene kadar bekledim.Alors, j'ai attendu d'être sûr de pouvoir prendre soin de vous.
Bu yüzden sana bakabilecek duruma gelene kadar bekledim.Ezért addig vártam, amíg már tudtam, hogy el tudlak tartani.
Bu yüzden sana bakabilecek duruma gelene kadar bekledim.Έτσι, μέχρι να γίνω ένα υπεύθυνο άτομο σκορπούσα τον χρόνο μου.
Bu yüzden sana bakabilecek duruma gelene kadar bekledim.لذا الا ان اصبح شخصا مسؤول انا اخد وقتي
-Dully Parkı'nda 45 dakika bekledim." -Tamam, dostum.Я ждал в парке Дулли 45 минут."
Elimden gelenin en iyisini yaptım. Ve gidip kitaplarımı okuyacağım zamanı bekledim.Lo hice lo mejor que pude y sólo esperaba el momento para ir a leer mis libros.
Elimden gelenin en iyisini yaptım. Ve gidip kitaplarımı okuyacağım zamanı bekledim.Я дуже старалась і чекала тої миті, коли зможу втекти й почитати свої книжки.
Elimden gelenin en iyisini yaptım. Ve gidip kitaplarımı okuyacağım zamanı bekledim.Я старалась изо всех сил и просто ждала момента, когда можно будет пойти почитать.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.Am asteptat atat de mult sa va intoarceti acasa.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.Dlho som na vás čakal, kým prídete domov.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.Ho aspettato a lungo che tu tornassi a casa.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.Ich habe so lange auf euerer Rückkehr nach Hause gewartet.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.Ik was zolang aan het wachten voor jou om thuis te komen.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.JAg väntade så länge på att du skulle komma hem.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.J'attendais depuis longtemps que vous rentriez à la maison.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.Mình đã đợi rất lâu, chờ cậu về đấy.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.Σας περίμενα ώρα να γυρίσετε σπίτι.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.Я так долго ждал, когда вы вернетесь.
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.لقد قمت بانتظارك طويلا لكي تعودون إلى المنزل
Eve gitmek için uzun süredir sizi bekledim.そうか
Geri adım attım ve bekledim, ama bu ülkede adalet diye bir şey yok.Aku harus menunda dan menunggu... ...tapi tak ada hukum di negara ini.
Geri adım attım ve bekledim, ama bu ülkede adalet diye bir şey yok.Am stat deoparte şi am aşteptat, însă nu este justiţie în ţara asta.
Geri adım attım ve bekledim, ama bu ülkede adalet diye bir şey yok.Držel jsem se zpátky a čekal, ale v této zemi není žádná spravedlnost.
Geri adım attım ve bekledim, ama bu ülkede adalet diye bir şey yok.Ik bleef op de achtergrond en wachtte, maar er is in dit land geen gerechtigheid.
Geri adım attım ve bekledim, ama bu ülkede adalet diye bir şey yok.Je me suis retiré et j'ai attendu, mais il n'y a pas de justice dans ce pays.
Geri adım attım ve bekledim, ama bu ülkede adalet diye bir şey yok.Powstrzymałem się i czekałem, ale nie ma sprawiedliwości w tym kraju.
Geri adım attım ve bekledim, ama bu ülkede adalet diye bir şey yok.Tôi lùi lại và chờ đợi, nhưng không có công lý ở đất nước này.