Ama... Ve sanırım şimdiye kadar ama dememi beklediniz ama bu herkes için geçerli değil.Ale - i mam nadzieję, że spodziewa się ale teraz--ale to nie była prawdziwa dla wszystkich.
Ama... Ve sanırım şimdiye kadar ama dememi beklediniz ama bu herkes için geçerli değil.하지만 - 여기서 하지만을 기대하고 계셨길 바래요 - 그건 모든 사람들한테 적용되는 건 아니였어요.
Ama... Ve sanırım şimdiye kadar ama dememi beklediniz ama bu herkes için geçerli değil.Mas - e espero que estejam à espera de um mas - isto não acontecia com todos.
Ama... Ve sanırım şimdiye kadar ama dememi beklediniz ama bu herkes için geçerli değil.Men - och jag hoppas du väntar dig ett 'men' vid det här laget - det stämde inte för alla.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Aber wenn Sie es tun, bekommen Sie nicht, was Sie erwartet haben.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Ale když tak učiníte, nedočkáte se toho, co byste čekali.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Ale keď ho vyzlečiete, nedostanete to, čo očakávate.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Ale kiedy już się to zrobi, ukaże się coś niespodziewanego.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Dar când o faceţi, nu primiţi ce vă închipuiţi.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.De ha ezt megtesszük, nem azt kapjuk, amit vártunk.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.하지만 그렇게 했을 때 기대했던 것이 나오진 않죠
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Maar als je dat doet, krijg je niet wat je verwacht.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Ma facendolo, non si ottiene quello che ci si aspetta.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Mais quand vous l'enlevez, vous n'obtenez pas ce à quoi vous vous attendiez.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Mas, quando o fazemos, não obtemos o que esperávamos.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Men när du gör det, får du inte vad du förväntar dig.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Men når man gør det, får man ikke, hvad man forventer.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Nhưng khi bạn làm thế, bạn sẽ không tìm thấy thứ mà bạn kỳ vọng.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor. Ondan daha derin bir yere giden bir şey çıkıyor.Pero cuando lo desnudas, no encuentras lo que esperabas, sino algo mucho más profundo.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Tetapi ketika melakukannya, Anda tidak mendapatkan apa yang Anda bayangkan.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Όταν όμως θα το κάνατε, δε θα βρίσκατε αυτό που θα περιμένατε.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Але коли ви знімаєте ці штани, то бачите зовсім не те, що очікували.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Но когато го правиш не става това, което си очаквал.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.Но когда вы их стяните, вы не получите того, что ожидаете.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.אבל כשאתה מוריד אותם, אתה לא מקבל את מה שאתה מצפה.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.ولكن عندما تفعل ذلك، لا تحصل على ما تتوقعه.
Ama yaptığınızda, karşınıza beklediğiniz çıkmıyor.予想とは違うものです もっと深いところのものが出てきます
Amerikan paradigmasının beklediği bir olaydır.미국식 패러다임이 요구하는 것입니다.
Amerikan paradigmasının beklediği bir olaydır.le paradigme américain exige.
Amerikan paradigmasının beklediği bir olaydır.lo que el paradigma estadounidense exige.
Amerikan paradigmasının beklediği bir olaydır.Silti tämä on nimenomaisesti amerikkalaisen näkemyksen vaatimus.
Amerikan paradigmasının beklediği bir olaydır.מה שדורשת הפרדיגמה האמריקאית.
Amerikan paradigmasının beklediği bir olaydır.الذي يطلبه الفكر الامريكي
Amerikan paradigmasının beklediği bir olaydır.人間の不完全性に対する
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.iba že mi Svätý Duch osvedčuje po mestách a hovorí, že ma čakajú putá a súženie.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.오직 성령이 각 성에서 내게 증거하여 결박과 환난이 나를 기다린다 하시나
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.kun, at den Helligånd i hver By vidner for mig og siger, at Lænker og Trængsler vente mig.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.men bare at den Hellige Ånd i by efter by vidner for mig og sier at bånd og trengsler venter mig.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.Než že Duch svatý po městech, kudyž jsem šel, osvědčuje mi, pravě, že vězení a soužení mne očekávají.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.Numai, Duhul Sfînt mă înştiinţează din cetate în cetate că mă aşteaptă lanţuri şi necazuri.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.nur daß der heilige Geist in allen Städten bezeugt und spricht, Bande und Trübsal warten mein daselbst.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.razen da mi sveti Duh po vseh mestih priča in pravi, da me čakajo vezi in stiske.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.senão o que o Espírito Santo me testifica, de cidade em cidade, dizendo que me esperam prisões e tribulações.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.seulement, de ville en ville, l`Esprit Saint m`avertit que des liens et des tribulations m`attendent.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.So soltanto che lo Spirito Santo in ogni città mi attesta che mi attendono catene e tribolazioni
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.Tylko że Duch Święty po miastach świadczy, powiadając, że mię więzienie i uciski czekają.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.πλην οτι το Πνευμα το Αγιον μαρτυρει εν παση πολει λεγον, οτι δεσμα και θλιψεις με περιμενουσι.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.Тільки що Дух сьвятий по городам сьвідкує слово, що кайдани мене та муки ждуть.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.только Дух Святый по всем городам свидетельствует, говоря, что узы и скорби ждут меня.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.אפס כי רוח הקדש מעיד בכל עיר ועיר לאמר כי מוסרות וצרות נכונו לי׃
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.غير ان الروح القدس يشهد في كل مدينة قائلا ان وثقا وشدائد تنتظرني.
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.但 知 道 聖 靈 在 各 城 裡 向 我 指 證 、 說 、 有 捆 鎖 與 患 難 等 待 我
Ancak Kutsal Ruh, beni zincirler ve sıkıntıların beklediğine dair her kentte beni uyarıyor.但 知道 聖靈 在 各 城裡 向 我 指證 、 說 、 有 捆鎖與 患難 等待 我
Annem ikimizi yemeğe beklediğini söyledi.Ibuku meminta kita semua untuk makan malam bersama.
Annem ikimizi yemeğe beklediğini söyledi.Mama a spus sa luam toti cina impreuna.
Annem ikimizi yemeğe beklediğini söyledi.Ma mère a demandé que nous mangions tous ensemble.
Annem ikimizi yemeğe beklediğini söyledi.Meine Mutter hat gesagt,dass wir zusammen essen sollen.
Annem ikimizi yemeğe beklediğini söyledi.Mẹ tôi nói hai đứa về nhà cùng ăn tối.
Annem ikimizi yemeğe beklediğini söyledi.Mia madre ha detto di cenare insieme.
Annem ikimizi yemeğe beklediğini söyledi.Mijn moeder zei dat we allemaal het avondeten samen moeten eten.