Daha sonra dışarı çıkıp beklediler.Sitten hän jäi odottamaan.
Bekledikleri altı isim ringe çıktı.Voitoista kuusi on tullut tyrmäyksellä.
Temmuz 2017'de çift, ikinci çocuklarını beklediklerini açıkladı.Heillä on kaksi tytärtä ja Jessica ilmoitti heinäkuussa 2017 odottavansa parin kolmatta lasta.
Temmuz 2004'te, evlilikten iki yıl sonra, Julia ve Danny ilk çocuklarını beklediklerini duyurdular.Kahden vuoden päästä Janilla ja Juulialla on lapsi.
Kate Bush'tan tam beklediğimiz."Perustuu Bob Omb -hahmoon.
Bu yüzden kendi kendine bir gün gerçekten yazacağını söyleyerek bekledi.Hän halusi käyttää enemmän aikaa kirjoittaakseen oikeasti jotain.
Büyük bir kalabalık başkanın konuşmasını bekledi.Suuri väkijoukko odotti presidentin puhetta.
Tom üç saat bekledi.Tom odotti kolme tuntia.
Sizleri çok beklettiğimi biliyorum ama beklediğinize değecek.Αυτό παίρνει χρόνο, αλλά αξίζει την αναμονή για μένα.
Ağustos 2009'da çift bir çocuk beklediklerini açıkladı.Τον Οκτώβριο του 2005, το ζευγάρι ανακοίνωσε ότι περιμένουν παιδί.
"Bilimden Beklediğimiz".Βλέπε παρακάτω «Στην επιστήμη».
Tom saat 2.30'a kadar bekledi.Ο Τομ περίμενε μέχρι τις 2:30.
Bu albüm onun beklediği gibi başarı sağlamadı.Bøgerne solgte ikke så godt, som han havde håbet.
Ancak Papa'dan beklediği yardımdan hayli az aldı.Det er i forbindelse med en række gunstbevisninger han modtog fra Paven.
Sizleri çok beklettiğimi biliyorum ama beklediğinize değecek.Han får at vide, at det er alt for langt, men er sikker på, at de nok skal nå det.
Bu arada tiyatrodan beklediği bir haber gelir; Alman Polisi rolünü oynayacaktır.Paa Vesterbrogade ved Teaterpassagen. _Dømt_ til Døden af Tyskerne.
Bekledik, biraz daha bekleyeceğiz.Hun går, og lidt efter følger i efter.
Belki bir saate yakın beklediler.Det tager måske en time.
Fakat çabalarının ulaştığı başarı, beklediğinin aksine, daha düşük oldu.De forventninger, der knyttedes til ham, blev dog kun i ringere Grad opfyldte.
Ancak olaylar Tatum’un beklediği gibi gelişmez.Alt går dog ikke som Pablo håber.
Şovumuzu herkes çok beğendi, ancak beklediğimiz puanı alamadık."Jeg kan godt lide sangene, men pladen blev ikke, som jeg gerne ville have den."
Kadının beklediği adam ise gelemiyor.Den han søger er øjensynlig ikke til stede.
Fakat bu gelecekde hiçbir şey beklediği gibi değildir.Men det er ikke, som fisken forventer...
Onu saatlerce beklediler.De ventede på ham i timevis.
Ne kadar bekledin?Hvor længe har du ventet?
Bütün gün sizi bekledik.Vi ventede på dig hele dagen.
Onlar öğretmenlerini beklediler.De ventede på deres lærer.
Bu iş beklediğimin iki katı kadar uzun sürecek.Dette job vil tage dobbelt så lang tid som jeg regnede med.
Başka herkes bekledi.Alle andre ventede.
Bu, benim beklediğimin tersi.Dette er det modsatte af hvad jeg forventede.
Trablusşam'ın dışında bir kasaba olan Arqa'nın kuşatması Raymond'ın beklediğinden daha uzun sürdü.Beleiringen av Arqa, en landsby utenfor Tripoli, varte lenger enn Raimond hadde håpet.
Bekledi ve izledi.De venter og ser.
Bunun sonucunda Prusyalı liderler Alman siyasetinde önemli bir role sahip olmayı beklediler.Som konsekvens av dette forventet prøyssiske lede å spille en sentral rolle i tysk politikk.
Gemiler burada beş haftadan daha uzun süre bekledi.De fleste skipene var dog fem timer unna.
Adam, beklediğinin aksine, akıllı ve sıradışı bir adamdı.Han er tilbakeholden og uvanlig tankefull mann.
Çift 2010 Ağustos'ta nişanlandıklarını ve bebek beklediklerini açıkladı.I januar 2010 giftet de seg og i september 2010 ble det bekreftet av paret at de ventet barn sammen.
Hanno'nun beklediği rüzgar 10 Mart sabahı görüldü ve Kartaca Filosu derhal yelken açtı.Om morgenen 10. mars blåste vinden i favør Karthago, og Hanno heiste umiddelbart seil.
Bu albüm onun beklediği gibi başarı sağlamadı.Albumet ble likevel ikke suksessen som var forventet.
Bu insanların beklediği şey olmazdı." dedi.«This is not the Shooter you expected».
Bir buçuk yıl beklediğimiz tanıklar oldu.Han og noen få vitner ble forhørt i fire og en halv måned.
Ancak bazı izleyicilerin bunu beklediğini düşünüyorum.Det ble sett av mange seere.
Burada takıma girmekte zorlandı ve genelde yedek bekledi.De sørget for vedlikeholdet, men hadde for det meste inntektene også.
Kate Bush'tan tam beklediğimiz.""Guardian proBerkas: Kate Bush".
Kaynak maskesini takarak Ramsey ve Enrico Fermi ile sonuçları bekledi.Mengenakan kacamata las, ia menunggu hasil dengan Ramsey dan Enrico Fermi.
Trablusşam'ın dışında bir kasaba olan Arqa'nın kuşatması Raymond'ın beklediğinden daha uzun sürdü.Pendudukan Arqa, sebuah kota di Tripoli berlangsung lebih lama dari yang diharapkan Raymond.
Kim Dotcom (eski adıyla Kim Schmitz) Yeni Zelanda'da tutuklandı ve iadeyi bekledi.Kim Dotcom (sebelumnya Kim Schmitz) ditangkap di Selandia Baru dan sedang menunggu untuk ekstradisi.
Bunun sonucunda Prusyalı liderler Alman siyasetinde önemli bir role sahip olmayı beklediler.Akibatnya, pemimpin Prusia berharap akan memainkan peran penting dalam politik Jerman.
Vitellius'un Vespasian'ın ordusunu Mevania'da beklediği söylenir.Tacitus 'Sejarah' 'menyatakan bahwa Vitellius ditunggu tentara Vespasianus di Mevania.
(Hıncal Uluç): “Ordu sonuna kadar bekledi..Ia "betekun sampai ke akhir".
Bu yüzden kendi kendine bir gün gerçekten yazacağını söyleyerek bekledi.Saya tidak percaya kalau dia menulis tentang dirinya sendiri.
Ancak bazı izleyicilerin bunu beklediğini düşünüyorum.Penonton pasti bakal penasaran, bukan?
Otelden ayrılmayı da hemen beklediğini belirtir.Mereka akhirnya bergegas meninggalkan hotel.
Daha sonra dışarı çıkıp beklediler.Setelah siap kemudian mereka keluar.
Her iki tarafta kaybedeni neyin beklediğini biliyor.Tidak mau mengambil posisi, dia kehilangan kepercayaan dari kedua belah pihak.
Ekim 2016'da Lindsey ve Shafir, beraber bir çocuk beklediğini açıklamıştır.Pada Januari 2011, diumumkan bahwa Hudson dan Bellamy mengharapkan seorang anak.
Belki bir saate yakın beklediler.Tidakkah engkau sanggup berjaga-jaga satu jam dengan Aku?
Beş yıl doktor araştırma görevlisi olarak kadro bekledi.Selama lima tahun Muwardi bekerja sebagai dokter swasta.
Bu albüm onun beklediği gibi başarı sağlamadı.Namun penjualan album I ini tak seperti yang mereka harapkan.
Vitellius'un Vespasian'ın ordusunu Mevania'da beklediği söylenir.Người ta nói rằng Vitellius đã chờ đợi quân đội của Vespasian tại Mevania.
Horner şarkıyı Cameron'a sunmak için onun uygun ruh halinde olduğu zamanı bulana kadar bekledi.Horner đợi tới khi Cameron có tâm trạng thích hợp rồi mới cho ông nghe ca khúc.